İKİ TÜR

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İki tür insan vardır; birisinin hakikati arama, bulma diye bir derdi yoktur, diğerinin vardır. Derdi olmayanlar da iki türdür; birisi hakikate sahip olduğu iddiasındadır, öteki için hakikat basbayağı çıkarıdır. Derdi olanlar da iki türdür; birisi imaj peşindedir, öteki ciddidir. Peki “bu tanım da neyin nesi böyle?” denilirse; tanımlar önemlidir, çünkü tanımlanan kelime tanımda geçmez ve işin özü böyle yakalanır. Şu halde biz neyi tanımlamış olduk; biraz düşünülsün..

İkinci olarak, şöyle bir hadis vardır; Allah, ateşte azabı en hafif olana der ki “bütün dünya senin olsaydı şu ateşten kurtulmak için verir miydin?” o da “evet” der. Allah der ki; sen Adem’in sulbündeyken senden bundan daha kolayını istemiştim, bana şirk koşma demiştim. Sense şirkten başkasını kabullenmedin.[Buhari-Rikak 51]

Peki, Allah Teala bizim hatırlamadığımız bir şeyi söyleyerek ne demiş oluyor? Başka bir hadis ise şöyledir: Kullarıma bağışladığım her nimeti kendilerine helal kıldım. Ben bütün kullarımı hanif (meyilli) olarak yarattım. Ancak şeytanlar, yanlarına gelir ve dinlerinden uzaklaştırır, benim helal kıldığımı haram, haram kıldığımı da helal kılarlar ve ben yetki vermediğim halde şirk koşmayı emrederler… [İbni Hanbel IV, 162]

Ayette şöyle buyurulur: Öyleyse yüzünü hanif olarak dine çevir, insanları onun üzere yarattığı Allah’ın fıtratına.. Allah’ın yaratışı için bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din bu, ancak insanların çoğu bilmezler. [Rum 30]

Hanif, meyilli demektir; gerçeğe, iyiye, doğruya, asla ve dolayısıyla Tevhid’e meyilli.. Kuran’da İbrahim (as) için gayet geçen bir kelimedir. Yani bu meyillilik insanda var. Bir de bu meyilliliğin önünü kesen bir takım “şu şöyledir, bu böyledir” tarzı, gelenekten gelen ya da taraftarı olan paketler, kabuller var. Bu kabuller aslen hakikat olan bir öğretide de olabilir, insanlık tarihi bununla doludur. Bütün bu çerçevede ise üç soru beliriyor. Gerçek diye bir dert olmadan gerçeğe ulaşılmış olabilir mi? Bu dert, dolayısıyla haniflik, neden engellenmeye çalışılıyor olabilir, “insanı kurtarmak için” olabilir mi bu? Neden ayet ve hadislerde sürekli “dünya onun olsaydı ateşten kurtulmak için verirdi” tarzı bir vurgu vardır?

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız