İHVAN VE NURCULUK ÜZERİNE

Mısır merkezli İhvan-ı Müslimin ile Türkiyedeki Nurculuğun benzer hareketler olduğu tezi popüler son günlerde. Tabii İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) hareketinin son zamanlarda gelişen olaylar neticesinde Mısır’da başrole oynaması bu tezi gündeme getirmiş gibi görülüyor ilkin. Lakin İhvan-ı Müslimin hareketinin böyle bir meyyaliyeti fazlasıyla vardı zaten. Hatta nurcuların kullanmadığı ve kabullenmediği “ılımlı islam” tabirini bile açıkça kullandıklarını daha önce gördüm. Yani o kadar basit değil.

Beri yandan ise yine Mısırın Türkiyeleştirilmesi anlamında Ak Parti örnekliği söz konusu ediliyor. Çünkü İhvanı Müslimin, nurculuk gibi sadece cemaat değil aynı zamanda parti. Gerçi Nurculuk da siyasi bir hareket olmamakla birlikte özellikle Ak Parti iktidarında oldukça siyasallaştı ve adeta Ak Parti’nin gençlik kollarına dönüştü ya. Sonuçta makul bir benzetme ve öngörü diyelim Mısır için bu. Rengi tonu biraz değişse de olacak olan bu gibi gözüküyor aşağı yukarı. Tabii bazıları buna sekülerleşme, protestanlaşma, BOP falan da diyebilir hemen. Ama burada bahsedilen şey bence zamanın ruhudur aslen. Kimsenin yüzde yüz istemediği, yüzde yüz yönlerdiremediği ama ortak paydalar olan bir durum. 

O yüzden olayı tam anlamak için biraz geriye dönüp bakmalı ve düşünmeli derim. Mesela İhvanı Müslimin de Nurculuk da modernist dönem ve anglosakson dünyada oluşmuş hareketlerdir. Nurculuk siyasete girmemiş, İhvan ise uzak tutulmaya çalışılmıştır, yer yer reddetmiştir. Çünkü anglosakson dünyanın en mühim önceliklerinden biri Müslümanları baskı altında tutmaktı. Herşey buna göre kurgulanmıştı. Yoksa o hareketlerin asliyeti de bu değildi yani belki.

Yine gerek İhvan’ın gerekse de Nurculuğun rehber, öncü kitaplarına baktığınızda  -Hasan El-Benna, Said Nursi, Seyyid Kutup gibi isimlere yani- son derece katı bir tutum ve tavırsallık hakimdir bugüne göre. O da asliyetten değil durumdandır diyebiliriz. Tabii bunu a-dan zye her şey için bahis konusu etmiyoruz sadece genel bir izlenim.

Günümüzde peki değişen nedir aslında. Değişen çağdır. Postmodernizme geçilmiştir ve anglosakson dönemi bitiren de budur. Önce felsefi, daha sonra ise teknolojik olarak geçilmiştir bu yeni çağa ki biz artık teknolojinin durdurulamadığı son noktalarda geçtik, geçebildik, geçiyoruz. O zaman bir de tersinden soralım şimdi, acaba bu “anglosaksonların” zil takıp oynayarak kutladıkları bir şey midir.

Tabii her bakımdan hayırlı bir iştir demiyorum. Ama eleştirilerin dozu da bu tarihi gerçekliğe göre olmalı az çok.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

İHVAN VE NURCULUK ÜZERİNE” için 3 yorum

  • 07/02/2011 tarihinde, saat 23:47
    Permalink

    Bediüzzaman Beşer esir olmak istemediği gibi ecirde olmak istemez mealinde bir sözü vardır. Yani insanlığın özgürlük türküsü had safhaya varacaktır fakat bu nefislerin özgürlüğüyle beraber insani haklarında özgürlüğünü getiriyor. Narla nur yan yana yani tıpkı insan ruhu gibi. İhvana gelince evet külliyatta İhvan-Nur karşılaştırması var fakat Mısırdaki bu devrim ya da evrim diyelim dönüşümün Bediüzzamanın Rus polisine söylediği gibi zülumattan nura bir geçiş olarak görmek gerekiyor.

    Yanıtla
  • 08/02/2011 tarihinde, saat 00:01
    Permalink

    Birde konuyla ilgili Nur talebelerinin Müslüman kardeşlerden 6 farkı diye risale haberde yine risale-i nurdan alınmış bir ders var onu okumanızı tavsiye ederim.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız