HZ MUHAMMED ALLAH’IN ELÇİSİ FİLMİ HAKKINDA

Filmin iki temel amacı göze çarpıyor. Birincisi, Peygamberimizin ailesinin en baştan beri muvahhid oluşunu (?) vurgulamak, ikincisi ise Ehli Kitab’ın önceden Peygamberimizi son derece biliyor oluşunu (?)

Muhammed Hamidullah’ın ilginç bir tesbiti vardır: Yahudilerin hem son Peygamberi hararetle bekledikleri söyleniyor, hem de “fark ederlerse öldürürler” şeklinde aslında zıt iki anlatı var, bu nasıl oluyor der. Bu sözüyle onu genel olarak beklediklerini, ayrıntılı olarak önceden bilmediklerini vurgular. Yani inkarları gelmesinden ve mesajından sonradır ve onunla ilgilidir.

Burada “Faran dağından parladı” sözünü kullanıyorlar filmde. Ve gökte parlayan bir şey var. İyi de kardeşim tarihte bunu kim nerede yazmış. İbni Hişam’da bir Yahudi’nin “Ahmed’in yıldızı doğdu” dediği geçer, fakat, o böyle kör gözüme parmağını bir ışık değildir ve Faran lafı geçmez. Buralar çok göstermelik. Öte yandan, doğduğu gün zerdüştlerin bin yıllık ateşi söndü mantığına tam ters bir imaj dikkat çekiyor burada. Şöyle ki:

Denilebilir ki; “iyi bahane”

Buralar müziklerle, etkileyici atmosferle işi kabullendirme peşinde adeta. İyi de Hollywood ne görsellikler yapıyor, o zaman inanacak mıyız?!

Antiparantez, bize göre bu “önceden biliyorlardı” meselesi; ilk vahiy geldikten sonra onun Peygamber olduğunu söyleyen Varaka üzerinden ve ilk vahiy üzerinden açıklanmalıdır, Kuran’dan uzaklaştırıcı anlatımlar bırakılmalıdır. Buna Rahib Bahira kıssası da dahil. Çünkü daha hiç vahiy gelmeden bilinebileceği delillendirilebilir ve makul değil. Bir de güya özellikle batı insanına film yapılıyorsa akli inandırıcılık iyice mühim.

İkincisi; Peygamber ailesinin önceden muvahhid oluşu da delilli değil, Ebu Leheb’in adı niye Abdüluzza o zaman mesela? Bu ismi filmde duymadım, IMDB’nin kastında da gözükmüyor. Yani filmde çok fazla tasarruf var. Bunca yıldır siyer okuyoruz, hiç bilmediğimiz sahnelerle dolu film. Böyle de olsa iyi olur değil ki bu; tarih.. Acem palavraları diye bir laf vardır, iş ona doğru gitmiş.

Filmin batılılara hitabına gelince, o arya tipi müzikler ve “İsalaştırılmış bir Muhammed” imajı sadece. Şöyle ki:

Bu ise onları müslüman etmez, senin onlara eğilmeni gösterir. İyice sabitlenirler..

Hasıl ne yapıp etmişler, Ebu Bekirsiz, Ömersiz, Osmansız bir Hz Muhammed filmi çekmişler. Tarihe ideolojik bakış böyle bir şey işte.


Rafet KÜÇÜK hakkında

1973 İstanbul doğumlu. Sinema ve ilahiyat ile ilgili.
Bu yazı Film Eleştiri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*
= 5 + 0