HÜZNÜNDENDİR TÜM HAZAN

Hüzn ağacı büyüttüm
Dibine hep gam tuttum
Bahar gelmez yaz olmaz
Gelir diye avuttum

Avuttum şu gönlümü
Veriverdim alnımı
Verdiğim taş okşadı
Acıtmadı, belli mi?

Gönlüm yine de mutlu
Gamı kederi kutlu
Emeli amelinde
Saidlere ne mutlu

Hüzün ustaları var
Kime olduysa Ol yar
Saadet yolu budur
Bilene en büyük kâr

Şekerim, ilacım o !
Muradım, baş tacım o !
Eteğine tutundum
Mürşidim minhacım o !

Işığım, rehberim gam
Kasabım, berberim gam
Kessin biçsin bırakın
Doğrasın beni ne gam?

Mazlum olayım gamla
Gözyaşlarım bin damla
Zalim olmaktan yeğdir
Ağlamak gurabamla

Küçüğüm miniğim ben
Rabbimin kuluyum ben
Kulluğuyla müşerref
Aşkıyla deliyim ben

Neme lazım ki akıl ?
Ne uyku ne de ekil
Uşşakın gıdası gam
Ey neş’e yoldan çekil!

Kesme ha yollarımı!
İndirdim dallarımı
Oyun eğlence bitti
Neyleyim mallarımı ?

İsteyen oyalansın
Bir od’a da o yansın
Ben yanmışım, kül oldum !
Ağyar nasıl dayansın ?

Hiç yanmadan, pişmeden
Kaynayıp ta taşmadan
Kemal, zeval, keyfe hal?
Bir aşka dolaşmadan?

Aşka dolaşmazsa kalp
Hüzne bulaşmazsa kalp
Haşa, keyfe ma yeşa?
Hiç beyazlaşmazsa kalp?

Kalp beyaz, gönül ebyaz
Yaz katip aşkı böyle yaz
Gayrıya ne deyim ki?
Maşuka niyaz, bu naz

Maşuk mahbub zil ikram
Hüznü gamı bir ikram
Acısı ekşisi tat
Zül’ celal’ den hoş ikram.

İkramın baş üstüne
Şükranım hoş üstüne
Nefsim istemese de
Hüzün - gam faş üstüne.

Mate kablel mevtiha
Ol ey nefsim muti ha!
Evvelin de öyleydi
Ahirinde Fatiha!

Evvel neyse ahir o
Asgar neyse kahir o
Kalp tutar mı kendini?
Batın neyse zahir o!

Batın butlana ilga
Olmalı derhal mülga
Gam olsa gerek yolu
Ey gönül ey ol gamga!

Bil ki ilacın acı
Kendi bulur muhtacı.
İç acıyı ah etme
İçmedinse ne acı!

Acıdaki tat, o tad
Aşığa ilaç mutad
Şeker şerbet neyime
Acı mürşit, üstad.

Lebbeyk geldim üstadım
Seninledir vüslatım
Ben mutluyum halimden
Seninle ağız tadım.

Firavunun Musa’ sı
Hüzünlüydü asası.
Az güler çok ağlardı
Alemin Mustafa’ sı.

Yetimlere ağlardı
Yüreğini dağlardı
Huzurda ümmet dedi
Ümmetine yanardı.

Eşrefi mahluk O ‘ dur
Hüsnü huluk O’ dur
Çok ağladı az güldü
Sürura muhık O’ dur

O ağlarken bizim’ çün
Biz ne yaptık O‘ nun’ çün
Hiç olmazsa gülmiyek
Ağlıyak hep bazı gün.

Selam salavat O’ na
Bütün kemalat O ‘ na.
Cemalinden bir zerre
Eyle reayat bana

Turabım tahdel kadem
Hep bana bas mukaddem
Feda sana her şeyim
Ehl-i iyal, ruh ve dem.

İşte kalp işte hüzün
Gönül derdinle mahzun
Yanına civarına
Al beni, atma uzun

Kabul buyur hüznümü
Kırıp geldim boynumu
Yüzüp yok kaldırmaya
Elle kara yüzümü

Yanağıma bir dokun
Kalbim bulsun bin sükun
Günahkardır el- ayak,
İnanır sana lakin.

Yüzüm kara elim kir
Kapatsa da bir peşkir
Nazarınla lütfetsen
Dökülür hepsi bir bir.

Buradasın inandım
Bir nazarına yandım
Gücüm yettiğince ben
Gül rengine boyandım

Boya beni boyanla
Rabden gelen beyanla
Ben de hem hal olayım
Gül yüzüne doyanla

Doyulmaz gül yüzüne
Kanılmaz bal sözüne
Suret nakıs olsa da
Bağlıyız hep özüne.

Kabul et özrümüzü
Sunarız hüznümüzü
Vesilemiz hüznümüz
Kırarak boynumuzu.

Hediyemizdir senden
Hüzünlüyüz dem be dem
Başım gözüm üstüne
Çok mutluyum böyle ben.

Şükran ve hamden lillah
Yarab el-hamdulillah
Salavatım hüzniyle
Lebbeyke! İnna lillah!

(6 Ramazan 1434)

İsmail AYDOS

(Şair-Avukat)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız