HİKÂYELERDEN ‘MÜREKKEP’TİR YAŞAM

Kanın fazla akmaması için ‘Mürekkep’i daha çok akıtmak gerekiyor. Bir dost tavsiyesiyle okuduğumuz MÜREKKEP usta yazar Cemal ŞAKAR’ın son öykü kitabı. Mürekkep İslam coğrafyası başta olmak üzere ezilen, bombalanan halkların acısına İslami bir duyarlılıkla ayna olmak istemiş.

Kitab aylardır elimizdeydi ama okumak yeni nasip oldu bu arada kitabın aldığı bir ödül haberini görünce elimizi çabuk tutalım dedik.

Cemal ŞAKAR yazı dilinde ustalığını girişteki ilk hikayesi olan KILIÇ’la (sh.7) gösteriyor.

“Gecenin zulmeti zulümleri örtüyor.
Serinlik çökmüş:Bir esenlik, bir dinginlik…Sanki bütün yaralar kapanıyor.”

Hikayelerde değişik yapı-biçimleriyle ilgili birkaç kelamımızda olacak çünkü bu anlamda KÜÇÜK ŞEYLER DÜETİ ve ÖNCE VATAN ilgi çekici ama ilk önce kitaba ruhunu sirayet ettiren ümitsizlikten bahsedelim.

Yazar belki olayların bizatihi kendisi acılarla yoğrulmuş olduğu için o atmosferi, halet-i ruhiyeyi başarıyla yansıtmış olabilir ama İslam sanatı ve yazınının insanlara ümit vermesi gerektiğini düşünmüşümdür hep. En kötü olaydan bahsetse bile.

Bediüzzamanda ifadesini bulan fakdul ahbab ve firakul ahbab çizgisi önemlidir. Birisi sanki ebedi bir ayrılık varmış gibi insanların ruhunu ve yardım elini kaldırtacak kalbini felç eden ümitsizlik diğeri ise ayrılığın geçici olduğunu ve asıl kavuşmanın ahirette olacağını ruhlara havayı nesim gibi üfleyen ümid ve neşe dolu bakış açısı.

Cemal ŞAKAR’ın dikkat çekmek istediği sadece acılar olabilir yani insanlığın vicdanını ölmediğini düşünerek böyle bir tarz tutturmuş olabilir ama okuyucuya sadece duygu değil duygu+fikir vermek lazım. Bununda en sağlam yolu sinema ve edebiyattan geçer. Bizim söylemek istediğimize en iyi örnek NİL (s.27) gibi ümit veren hikayesi. Allah’ı hatırlatması iyi bir örnek.

KÜÇÜK ŞEYLER DÜETİ (s.80) ve ÖNCE VATAN (s.46) gibi klasik öykü yapısından farklı bir kurgu anlayışına ve biçime sahip öykülerini görünce aklıma İranlı yönetmen Abbas Kiarüstemi geldi. Kiarüstemi’nin 1997’de Cannesde ödül almış filmi Kirazın Tadı’nın finalinde filmin çekimiyle ilgili sahneler verir. Oyuncusunda figüranına kadar sahne çalışmalarını vererek sinemada 3. gözü bozan ‘Bunların hepsi kurmaca kardeşim’dedirten bir bitiş yapar. Yapaylıktan uzak gerçeğe yaslanmayı tercih eder. ŞAKAR’ın da bu iki öyküsündeki yapıyla, kurguyla anlatmak istedikleri budur ’Evet biz kurmaca bir dünyayla bir şeyler anlatmak istiyoruz ama ey okur bu yapının arkasındaki gerçeklik kaygısını ve yaşamın realitesini de gör’der.

BIÇAK adlı hikayesinde geçen ‘Hiçbir söz çare olmuyordu, hiçbir söz teselli etmiyordu’dan en büyük teselliciye gidecek yolları, dünyada üzerimize yağdırılan tüm karanlıklara rağmen aydınlatması dileğiyle bizleri daha da ümidvar edecek hikayeleri bekliyoruz yazardan.

Böylesine usta bir kalemin İslam aleminin acılarına ayna tutması başlı başına takdir edilecek bir olay. Gerisi hikaye…

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

HİKÂYELERDEN ‘MÜREKKEP’TİR YAŞAM” için bir yorum

  • 07/02/2013 tarihinde, saat 23:28
    Permalink

    “Böylesine usta bir kalemin İslam aleminin acılarına ayna tutması başlı başına takdir edilecek bir olay. Gerisi hikaye…”
    double cinas olmuş)))

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız