HİCRETİN HAYIRLI OLSUN HOCAM…

Milli Görüş Hareketinin lideri ve Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan tedavi gördüğü hastanede 27 Şubat 2011’de hayata gözlerini yummuştu.

Onun ölüm haberi bizi yetim kaldığımızı damarlarımıza kadar hissettiren bir haberdi. Ve hemen sevdiklerimizin bir bir gidişi bizi üzerken rahmetli babam geldi aklıma. Hoca ile olan teşrik-i mesaisi, evimize gelen Milli Gazeteler, Refah partisi ve kapatılışı ve Saadetin kurulması ve.. ve..

Tam olarak yılını hatırlamıyorum ama 80 sonrası ANAP döneminde bir mahalli seçimde babam üniversite mezunu olduğu için aday profillerinin eğitim seviyesini yükseltmek adına kazanamayacağı bir yerden Kırıkkaleye bağlı Hasandede’den aday gösterilmişti. Neticede CHP ve ANAP çekişmesi olan bu kasabadan Refah partisine 2 oy çıkmıştı. Babamda bu mesele mevzu edilince ” 2 oyla belediye başkanlığını kaybettim’ derdi. İşin aslını bilmeyenler de ah u eninler ile ‘yapma ya hacı abi, tüh’ filan dediklerinde babam işin aslını söylerdi ‘Yok ya sadece iki oy aldım öyle kaybettim’ diye.

Hasılı vel kelam bir Hacı bayram sabahı cenazesine giderek borcumuzu eda etmeye çalıştık. Beni görenler nedense ‘Ya baban yaşasaydı çok üzülürdü’ dediler.Herkes için kötü bir haberdi bu.

İşte o günlerde ölüm haberinin sarsıntısıyla olsa sanki kendi evimizden cenazesi çıkmış gibi o günlerde sitemizde bir şeyler yazamamıştık. İslamiyetin siyaset boyutunda devlet yönetimi konusunda bizlere şuur kazandırmaya vesile olmuş Hocamızı anmak istedim.

Bende dahil eli kalem tutan İslam adına sosyal ve siyasal örgütlenmelerde, vakıflarda ve derneklerde yer alan bu dava için az buçuk şuur kazanmış olan ve bu doğrultuda imkan bulan herkes herhalde Y.Ziya Cömert’in şu sözünü hüsn-ü kabulle karşılayacaktır; “Türkiye’deki herkes, Erbakan’a bir miktar borçludur.”

Ve bir ömür boyu milletin gözü önünde sergilediği siyasetine bakıldığında billurdan, sermaye ilişkilerinden uzak, tertemiz, şeffaflığı bile yanında kesif bırakacak o tarz-ı siyasetini şu cümlelerle özetliyor;

“Bu anlamda Necmeddin Erbakan, yarım yüzyıla yakın bir zaman boyunca Türk siyaset sahnesinde boy göstermiş siyasi portrelerin en temizidir. Hem darbelere uğrayan, hem de darbecilerle iş tutanlardan olmamıştır. Geldiği her mevkie de millet oyuyla gelmiştir.” (Gökhan Özcan,Yeni Şafak)

Hocayla ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde benim en çok hoşuma giden metinlerden birisi Özgür-Der’e ait olan Hak Söz dergisinde yayınlanmış açıklamaydı.

Bu açıklamaya bizimde meramımızı anlattığı için burada yer veriyoruz.

İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raci’un…

Necmettin Erbakan Türkiye’de Müslümanların düzenin daralttığı kulvarlara sıkışma temelinde bir siyasete mahkûm olmayıp, sağcılık ve muhafazakârlık dayatmasını aşmaları gerektiğini çabalarıyla ortaya koymuş ve bağımsız bir siyasal kimlik kazanma sürecinde büyük katkılar sağlamış bir isimdir. 1960’lı yılların sonundan itibaren arkadaşlarıyla birlikte sürdürdüğü mücadelesinin ekseninde hep bağımsız, özgün bir İslamcı siyaset arayışı var olmuştur.

Erbakan’ın Türkiye’deki İslami uyanış ve mücadeleye katkısını ancak dönemin koşullarında neyle muhatap olunduğu gerçeğiyle birlikte anlamak mümkün olabilir.

Şöyle ki, CHP örneğinde somutlaşan Kemalist laik resmi ideolojik dayatmalara karşı sağcılığın; yükselen komünizm tehdidine karşı Amerikancılığın; düzeni değiştirmeye yönelik toplumsal hareketler karşısında ise muhafazakârlığın Müslüman kitlelere benimsetilmeye çalışıldığı bir konjonktürde Erbakan öncülük ettiği siyasal partilerin her zaman sağcı-milliyetçi kimliklerden ayrıştırılarak özgün bir İslamcı kimlikle siyaset sahnesinde var olmasına çaba göstermiştir.

Bunun bedeli olarak da her darbe döneminde partisi kapatılmış, kendisi türlü baskıların ve zorbalıkların muhatabı olmuştur.
Ümmet coğrafyasının farklı bölgelerinde faaliyet yürüten İslami hareketlerle de yakın ilişkiler geliştirmeyi önemseyen bir lider olarak Erbakan İslam dünyasında sevilen, itibar edilen bir şahsiyet olmuştur.

Necmettin Erbakan’ın Türkiyeli Müslümanlar arasında Amerikan emperyalizmine ve Siyonizm’e karşı tavır geliştirme konusunda da büyük katkıları olmuş, bu yüzden de sadece yerli zalimlerin değil, uluslararası emperyalist çevrelerin de nefretini kazanmıştır.

Şüphesiz Necmettin Erbakan’a karşı gerek içeride, gerekse de uluslararası planda yürütülen düşmanlık politikalarının en somut örneğini 28 Şubat süreci adı verilen kirli, çirkin, karanlık dönem politikalarında görmek mümkündür.

Bu dönemde Erbakan’a ve partisine karşı icra edilen hukuksuzluklar, zorbalıklar, terbiyesizlikler adeta Cumhuriyet tarihi boyunca bu ülkede Müslümanlara ve İslami kimliğe karşı yönetici elitin bakış açısının bir özeti gibidir.

Daha önce halkın seçtiği bir başbakanı idam etme iğrençliğine imza atmış darbecilerin uzantıları, 28 Şubat sürecinde, Menderes’e yapılandan aşağı kalmayan çirkinlikleri, zalimlikleri Başbakan Erbakan’a da reva görmüş ve türlü alçaklıklara yeltenmişlerdir.

Türkiyeli Müslümanların uyanışına, silkinişine katkılarıyla hatırlayacağımız Necmettin Erbakan’ı hayırla yâd ediyor, kendisi için Allahu Teâlâ’dan rahmet ve mağfiret diliyoruz. Tüm Müslümanların başı sağ olsun.

HİCRETİN HAYIRLI OLSUN HOCAM…

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

HİCRETİN HAYIRLI OLSUN HOCAM…” için bir yorum

  • 31/03/2011 tarihinde, saat 14:37
    Permalink

    İçiçe iki güzel yazı. Hicret yolcusunun ardından yazılmış samimi ve vefalı duygular. Hakkı gören ve Hakkı teslim eden bir yaklaşım. Allah binlerce kere razı olsun ve yolunda gidenlere ve yolundayken “hicret” edenlere rahim sıfatıyla muamele buyursun.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız