Heyecan veren filmler hakkında kısa notlar 1: Malmkrog

Puiu’nun alametifarikası, kapalı mekânda hayattan, dinden, insandan, siyasetten, tarihten vs. konuşan insanlar ve onlarla birlikte filmin ana karakteri olanmekân ve zaman…

Solovyov’un bir metninden uyarlanan Malmkrog da öyle. 3 saat 20 dakika süren filmin kahir ekseriyeti, iyilik-kötülük, İncil, Avrupa, din, Tanrı, savaş-barış gibi meseleleri konuşmakla geçiyor. Bir aristokrat malikânesinde 19. yy sonları gibi bir zaman… Etrafta bir sürü hizmetçi, yoklarmış gibi dolanıyor. Kâh yemek masasında, kâh ayakta içkilerini yudumlarken son derece ciddi meselelerde, pek bir yere varmayan felsefi, teolojik tartışmalar yapan ve dünyaya iyiliği, güzelliği, doğruluğu getirmek için ne yapılması gerektiğini dillendiren “soyluların” büyük bir gösterişle ve filmde de birkaç yerde geçtiği gibi, adeta bir operette rol alıyor gibi konuşmalarının oluşturduğu teatral “dünyanın” zıddı olan, yaşayan/ görmezden gelinen hizmetkarların sinemasallığı filmin kimliğini oluşturuyor aslında. Anlıyoruz ki, yönetmen teatralliği sahteliğin, yaşanmamışlığın gösterişli çokbilmişliğinin, sinemasal olanı da hayatın acısıyla, hüznüyle sahiciliğinin bir imgesine dönüştürmek için özellikle bir üslup olarak seçmiş.

İyilik-kötülük meselesinde, Hz İsa’nın öğretisine sıkı sıkıya bağlı görünen Olga’nın bile etraflarında pervane olan o “alt sınıf” insanları fark etmiyor olması, sandalyelerinden bile kendi başlarına kalkamayan o aristokratların ciddi meseleleri konuşma “ciddiyetiyle” tezat oluşturan yaşanan hayatın detayları, adeta bir Bunuel filmi izliyormuş hissi veriyor bir süre sonra. O büyük kasıntının sonunda gelecek olanı, adeta günümüzde yaşadığımız ortamı tanımlar gibi tanımlayan birkaç cümle ile bitiyor film: “Şeytan kuyruğuyla üzerimize pus bırakıyor!” Bu yüzden aynı güneş, aynı bulutsuzluk ama her an kötü bir şey olacakmış hissi… “Avrupa’nın üstünde kara bir bulut dolaşıyor!” öngörüsünün filmi gibi…

Normalde çok konuşan filmleri sevmem ama mekân ve zamanı sinemasal anlamda kavrayan ve “konuşmaları”, ancak bunun içinde “bütün konuşma kalabalığına rağmen” detay kılan, sakin, “koşmayan”, durağan bir sinema Cristi Puiu’nun sineması. Herkese göre değil ama kesinlikle iyi filmleri görünce büyük heyecan duyanlara… Velakin her ne kadar Sieraneveda’yı daha çok sevmiş de olsam, Malmkrog da epey önemli bir film.

Enver GÜLŞEN

( Bu yazı Enver GÜLŞEN’in kend web sitesinden alınmıştır. Yazının aslı şu linktedir. https://envergulsen.wordpress.com/2021/10/22/heyecan-veren-filmler-hakkinda-kisa-notlar-1-malmkrog/ )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 5

FACEBOOK HESABIMIZ