HARABEDE BİR DEFİNE (Latince ve Bir Garip Adam)

Geçenlerde bir Cuma günü, Latince dersinin yarısında, hafif sakallı, sadece boğazlı kazağı dikkat çeken giyimine pek dikkat etmeyen, saçlarına belli ki günlerce tarak deĝmemiş, ayakkabıları da boyadan pek nasibini almamış, orta yaşlı, dünyevi olan her şeyden vazgeçmiş manastır rahiplerini andıran birisi içeri girip, hiç kimseye aldırmadan en ön sıraya geçip oturdu.

İlk defa görmüştüm. Arka sıralara bakıp bizleri hafiften bir süzdü. Derse konsantre olmaya çalışan ben sıradışı bu manzara karşısında biraz dağılmıştım. Dikkat ve konsantre hakgetire artık. Hocanın konuşmalarından çok, bu garip adamın kim olduĝu kafama takılmıştı. İçimden ‘Ne insanlar var. Yeri ve yurdu olmayan, bu kış gününde dışardaki soĝuga fazla dayanamayıp kendisini içeri atan bu adamın kim bilir ne sorunları vardır !’ diye düşündüm.

Dikkatim dersten çok bu adamın üzerindeydi. Sürekli arkaya dönüyor, garip göz ve kafa hareketleri yapıyor ve bakışlarıyla benim bir kaç sıra önümdeki, kendisinin de bir kaç sıra gerisindeki bayanları rahatsız edici şekilde bakıyordu. Bu rahatsız edici bakışlar bir süre sonra beni de rahatsız etmeye başladı.

Aradan çok fazla zaman geçmemişti ki, bu garip adam ayaklandı ve hocaya doĝru yürümeye başladı. İçimden “Evet bir sakatlık olacak! Allah sonumuzu hayır eylesin…” dedim. Üzerime düşecek olanı da elbette yapmaya karar vermiştim. Birşeyler konuştular, bizim hoca bu garip adama kitaptan birşeyler gösterdi ve sonra bizlere dönüp “Gelecek hafta görüşmek üzere“ dedi ve aramızdan ayrıldı.

Giyimiyle, tavırlarıyla dışarda çoĝu insanın selam dahi vermeyeceĝi bu insan bizim Latince derslerinin organizatörü Dr. Guntram Haag’tan başkasɪ değilmiş meğerse.

O hırpani kılıklı adam dersi o kadar güzel anlattı ki şaşırmamak elde deĝildi. Hani hep Bediüzzaman’dan duyduğumuz ‘yırtık libasına değil elindeki elmasa bak’diyerek özetlediği zahirperestliğimiz bir daha yenilmişti.

Hayatımda gördüĝüm, konusuna bu kadar hakim nadir insanlardan birisi olduĝunu itiraf etmeliyim. Zoraki yaşatılmaya çalışılan Latince’nin zoraki ayakta kalan son fedakarlarından birisi olarak modern dünyaya ayak uydurmak gibi bir kaprisleri olmayan, muhatap oldukları insanların kendi yaşam ve giyim tarzlarını eleştirmelerine aldırmadan, ölümüne kendisi olmaya çalışan bu insanlara şapka çıkartmamak elde deĝil.

Siz siz olun ama sakın ola görüntüye hiçbir zaman aldanmayın. “Harabat ehlini hor görme zakir“ demiş büyüklerden birisi “defineye malik nice viraneler var”.

(Bu hikayede kullanılan fotolar orjinal olup Kagemusha’ya aittir.İzinsiz kullanılamaz)

Emrullah Köker

Kırıkkale doğumlu. Almanya'da Freiburg üniversitesinde Tarih Sosyoloji mezunu. Emrullah KÖKER TEKDER İstanbul Şube, EBSDER gibi sivil toplum kuruluşlarında görev almaktadır.

HARABEDE BİR DEFİNE (Latince ve Bir Garip Adam)” için 3 yorum

  • 01/10/2011 tarihinde, saat 01:07
    Permalink

    Hayatin kisa metrajli kisimlarina yazilarinda cok güzel hayat veriyorsun,umarim bu sekildeki yazilarinin devamini okuyabilme imkanimiz olur.saygilar

    Yanıtla
  • 18/10/2011 tarihinde, saat 08:54
    Permalink

    Muhteşem, bir solukta ve tüm dünyadan ilgimi keserek okuduğum bu hikaye için teşekkürler.

    Yanıtla
  • 20/12/2011 tarihinde, saat 16:30
    Permalink

    betimlemeler güzel olmuş aynı zamnda akıcı da denemelerin devamını bekleriz

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız