HANGİ ÇAĞDA OLDUĞUMUZU NE BELİRLİYOR?

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Bilindiği gibi bir kaç yüzyıl önce güneş sistemi keşfedildi ve kainat keşfedilmeye başlandı, sonra ise aydınlanma çağı dediğimiz çağ oluştu, sonra ideolojiler peydah oldu, sonra savaşlar oldu, sonra imajlar ve teknoloji çağı oluştu. Ve bütün bunlara göre hayat şekil aldı. Yani yaşadığımız hayatı bunlar belirlemiş oldu ve gidişat da bu minval üzeredir. Denilebilir ki; teknolojide ileri gidilecektir, imajlarda önde olunacaktır vs. Peki burada lokomatif nedir? Lokomatif kainatın keşfi dediğimiz şeydir. Bu ise herşeyin üstten bildirildiği vahiy anlayışına ters bir durum. Hakikati insanın keşfedeceği anlayışına dayanıyor. O ise dolayısıyla dinden uzaklaştırıyor, “insana göre” bir yaşam amaçlanıyor. Bu ise elbette hevacılığa gidiyor.

Peki bu baştan aşağı masonik yapıların bir kurgusu mudur? Değil. Kainatın keşfedildiği ortada. Kitabın bunu alenen bildirmediği de belli. Fakat çeşitli yapıların işi ille de bir tarafa sürüklediği de düşünülebilir. Burada sürüklemelerinin kolay olması da bir sorundur. Düşünelim; batı alemi kiliseyi eleştirmeye başladı ve protestanlığa geçti, sonra ise deizme saptı. Bütün bu süreçte ise “Kuran diye kitap inmiş ona mı geçmeliyiz” tartışması çok az oldu. Çünkü Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği konusu İslam ümmetinde dahi yeterince bilinmiyordu. Böyle bir damar olsa batı alemini çok daha etkileyeceği açıktı. Lakin böyle olmadı, iş kolayca bilimciliğe yığıldı ve oradan devam etti. Hatta sonra dönüp bizi de evirdi çevirdi. Çünkü dediğimiz gibi iş çok güçlü geliyor ve bizde de Kuran’ın delilleri güçlü değildi. Elbette işi sürükleyen yapılar da vardır, fakat şunu unutmayalım, işi sadece bunlarla açıklayamazsınız. Çünkü burada dünya çapında ve güçlü bir değişim söz konusu. Ve sonra bugünlere geliyoruz. Şimdi işi ya kainatın keşfi ile açıklayacaksınız ya Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliğindeki geri kalışla. Ve dikkat edelim buna göre devam edecek hayat. Elbette ara bir takım açıklamalar da olabilir. Fakat bu belirttiğimiz damar vurgulanmadıkça öbür damarın baskınlığı önlenemez. Çünkü bu işe güçlü bir açıklama gerekiyor ve o olmadığında öbür açıklama geçerli olacaktır. Bunu farketmek lazım.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 5

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız