HAKİKAT KONUSUNDAKİ İKİ MESELE: GÖRÜLECEK, DUYURULACAK

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İnsanın kafasındaki en temel gerçek şudur herhalde. Ben niye müslümanım? Elcevab; Türkiye’de doğduğum için. Şu niye Hristiyan, bu niye Hindu? O memleketlerde doğduğu için. Demek ki evrensel değil İslam. Demek ki evrensel konuları, boyutları açmamalı. Eldeki gelenek bohçası da biraz öyle. Şu halde akıl devre dışı.. Halbuki şunu fark etmeli, Allah Teala özel bir grup seçiyor, bunları diğerlerine örnek ve taşıyıcı kılıyor. Böyle olamayan İsrailoğulları iki kat darbe yedi mesela. Sonra Hristiyanlar işi yaydı, fakat eğdi, büktü. Sonra İslam geldi. İslam’da hem özel grupluk hem yayım vardır.

Bu biraz şuna benzer Allah Teala niye bir insanı elçi göndersin ve diğerleri ona uymak zorunda kalsın? İş sadece diğerlerine değil seçilene de bir zorluk ve fazilet fakat. Beri yandan; imtihanın da pek çok boyutları burada. Mesela bu bahane ediliyor hakikati red için. Kişinin nefsini yenmesi gerekiyor hakikat için vs. Örneğin bir batılı da şöyle diyecektir İslam’a girme noktasında; “Bu geri kalmışları mı takip edeceğim?!”

Ayetlerde şöyle denilir:

Kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf: “Allah elçi olarak bir insanı mı gönderdi?” demeleri engellemiştir.[İsra 94]

Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Bazınızı bazınıza fitne/imtihan kıldık. Sabredecek misiniz?.. Rabbin her şeyi görür. [Furkan 20]

Sırf Allah’ın rızasını dileyerek sabah akşam Rab’lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu değilsin, onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdirde zalimlerden olursun. Böylece: “Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?” demeleri için onlardan bazısını bazısıyla denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen değil mi? [Enam 52-53]

Sûr’a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır. Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte bunlar da kendilerini ziyana uğratanlar; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler. Orada sırıtır/somurtur halde iken ateş yüzlerini yalar. Size âyetlerim okunurdu da siz onları yalanlardınız değil mi? (der) Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.  (Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık. Çünkü kullarımdan bir zümre “Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin.” diyorlardı. İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz. Bugün ben onlara, sabretmelerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir. [Müminun 101-111]

Bir de hakikatin duyurulması işi vardır. Ayetlerde şöyle geçer:

Kitapta insanlara açıklamamızdan/açık etmemizden sonra, açık deliller ve yol gösterme nevinden indirdiğimizi gizleyenler var ya.. Onlar ki; Allah onlara lanet eder, lanet ediciler de lanet eder. [Bakara 159]

Hani de Allah kitap verilenlerin kesin sözünü almıştı:  ‘Onu kesinlikle insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz’ Derken onu sırtlarının ardına attılar ve onunla az bir pahayı  alışveriş ettiler. Ne de kötüdür alışveriş ettikleri..

Getirdiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenleri sanmayasın/ sevenler sanmasın.. Sakın ha, onlara sanmayasın azaptan bir kurtuluş-yeri. Onlara acı bir azap var. [Ali İmran 187-188]

Hasılı herhalukarda psikolojik konumlardan çıkıp hakikate odaklı olmalıdır. Yoksa herkesin bir bahanesi var.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız