ABDÜLHAMİD DEVRİ, GÜNÜMÜZÜN HASTALIĞI VE İLAÇ

Bazıları acaip düz bir tarih okuyuculuğu ile işi götürmeye çalışıyor. Buna göre şu an Abdülhamid devrine benzemekte. Gerçekten de öyle denilebilir.. Ki televizyonda dizisi de oynuyor. Öte yandan denilmekte ki; dış güçler Kuran’a dönüş hareketini de kullanmıştır o zamanlar. O zamandaki Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh için böyle diyorlar. Hasılı deniliyor ki Kuran’a dönüş hareketleri tuzaktır.

Fakat dikkat çeken; Said Nursi, Mehmed Akif, Elmalılı, neredeyse günümüzde tanınan bütün alimler de Abdülhamid’e muhalifti o zamanlar. Peki bu neydi?.. Deniliyor ki “kandırılmışlardı” O kadar da basit olmasa gerek. Şöyle bakmalıdır; insanlar tabii olarak bir fikri atılım arayışı içindeydiler. Çünkü izah edilmesi gereken konular vardı, gidişat vardı. Bu noktada “aman aman” diye insanları durdurmaya çalışmak, olması gereken o fikri çıkışı durdurur, saptırır, o da başka pek çok şeyi bozar. İş böyle okunmalıdır.

Buradan günümüze dönersek, işlere günlük bakan için sorun yok, “ne oldu, kıyamet mi koptu?!” demektedir mesela. Fakat derinlemesine düşünenler için “insanlığın nihilizme gittiği” görülüyor. Buna mani olunmayacak mı?! En büyük garabet ise herhalde şudur ki; insan bunca akıl sahibi olmasına rağmen Yaratıcı’dan gelen Kitab’a inanmayan çok. Üstelik de şu bilgi çağında.. İnananlardan da şüphe içinde olan çok, işi birilerine çevirmek isteyenler çok. Bu nasıl böyle oluyor?! Bu konu başlı başına şüphe oluşturan bir şey olduğu için iyi anlaşılmalı. Sadece “dileyen inanır dilemeyen inanmaz” diyemeyiz. Sadece “işlerine gelmediği için inanmıyorlar” diyemeyiz. Çünkü bu bilgi çağında ciddi bir hakikatin çekiciliği olmalı. Fakat o görülmüyor pek..

Dönelim, işlerine gelmiyor diyoruz, peki bizim delilimiz ne, o kadar aşikar mı hakikat?! Yoksa biz mi işimize geldiği için inanıyoruz?! Bu işine gelme gelmeme durumunun merkeziliği mi insanları itiyor yoksa?!  Bu manzarada bizim de bir rolümüz seziliyor açıkçası. Şunu farketmeliyiz ki; Kitab’ı, Kitab’ın delillerini insanlığa sunma gayretinde bir eksiklik var. Onun da ardında ise kendimizin delil ile inanmaması sorunu var. Bu devir biraz da buna zorluyor. Hatta denilebilir ki muradı ilahi..

Peki gelelim Kitab yeterince açık mı ki meselesine. O zaman kainatı niye batılılar çözdü mesela?! Bu noktaya odaklandığımız zaman; Kitab’ın bazı konularda bilgiyi vermekten ziyade bilgiden sonra daha iyi anlaşıldığını görüyoruz. Özellikle maddi sitem ve kainat konuları böyle. Mesela dünyanın döndüğüne çok net bir işaret yoktur, bigbange çok net bir işaret yoktur Kuran’da. Bilindikten sonra ise “göğü biz kurduk biz genişletiyoruz” ayetinde olduğu gibi bazı manalar görülmekte. Fakat bunlar da önce iman isteyen bir düzeydedir, sadece bunlara bakarak iman getirecek düzeyde değil. İşte bu noktayı, “ana delilini o etmeyiş” şeklinde okumalı. Ve zaten kainatı çözenler de ahiretçi değil dünyacı olmakta. Kainatın yaratılışında böyle bir boyut var. Sonsuz derecedeki zamanlar, sebeplilikler zinciri, insanın güç ve maddiyat peşinde koşuşu, gaybtan ve manadan uzaklaştırmakta. Çünkü Kitab üzere hakikate ulaşılacak..

Peki Kitab’ın delilleri ne? Önceki kitapları içericilik/düzelticiliktir Kitab’ın ana delili. Ve bu zaten pek çok ayette işlenir. (ayrıntılı izahat için bknz  bknz bknz ) Zaten derdi hakikat olan da buna bakardı. Kainat bir yönüyle buna bakmayanlar için tuzak. Peki bu satranç nasıl tee yaratılışın başından oynanabilir?! Levhi Mahfuz’a iman ettiğimiz unutuluyor herhalde. Ya da etmemiz gerektiği.

Hasılı burada mühim olan “Kitab’ın yol göstericiliği ne ve bu yanlış mı çıktı?” noktasıdır. Yoksa sen Kitab’ta ne görmek istiyorsun noktası değil. İşte bu minval üzere tarihi, günü açıklama gereği var. Tıkanış burada, çünkü kaçış buradan..

En baştaki meseleye dönersek de; denilebilir ki Abdülhamid devirlerinde “Kitab maddi gerçekliği onaylıyor” tezi çok işleniyordu ve bu biraz batıya yakın geliyordu. Sorunlar biraz da buradan çıkmıştır. Şimdi de kimileri öyle.. Fakat bizim belirttiğimiz damar gelişirse en normal bir sonuç da ortaya çıkabilir.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız