GÜCÜN GÜÇSÜZLEŞTİRİLMESİ

“Hakk’a makbûl olmak ister, halka menfûr olmadan”
Şemsettin Sivasî

Bilgi kirliliğinin ayyuk’a çıktığı, hedefte kimin ve neyin olduğu belirsizleştirildiği bir süreçten geçiyoruz. 12 Eylül travması,28 Şubat süreci gibi travmatik olaylar daha tedavi aşamasındayken bu kaotik travmayı toplum kaldırabilecek mi bilmiyorum. Toplumu dumura uğratıp, kaosa sürüklemek isteyen odaklar, yeni senaryolar yazıp uygulama alanları oluşturmak istediklerinin farkındayız. Bu farkındalık toplumun hepsi için geçerli mi diye sorarsanız, hayır değil.Güçlü bir ülke olma yolunda bir fırsat yakalamışken, bu fırsatı fırsatçılığa dönüştürmek isteyenlerle bir mücadele kavgası başladığını görmekteyiz. Gücün bozulmasını önleyecek olan en temel değişim neydi? Nereden çıkmıştı? Cevap olarak şunu buluyorum. İnsanın insana hâkim olmaya çalışması mücadelesi. Peki, nereden kaynaklanıyor? Kaynağı yine insana dayanıyor. Harici sebeplerden çok dâhili sebeplere bakmayı gerektiriyor.
İnsanı yoldan çıkaran her şeyden çok kendi istek ve arzularıdır. Çünkü kendi arzularının kul olan bir insan asla gerçek bir kul olamaz. Kendisine en çok dünyevi faydayı, şan ve şöhret ne getiriyorsa, ne hoşnut ediyor, zevk veriyorsa, rahatlık ve kolaylık sağlayan neyse her zaman onları gözetir. Böylece ilahi yasaklara aldırmadan amacına ulaşmak için gerekli olan her şeyi yapar ve Rabbinin emri olsa bile, amacına ulaşmada ona yardım etmeyecek hiçbir iş yapmaz. Kısacası kendi nefsini ilah edinir.
Yoldan çıkmanın ikinci sebebi de toplumun geleneklerini, alışkanlıklarını, inançlarını, düşüncelerini ve kurallarını körü körüne takip etmek, onları ALLAH’ın yol göstericiliğinden üstün tutmaktır. Böyle bir insana ALLAH’ın emirleri hatırlatılsa bile o, gözleri bağlı, kulakları tıkalı, dili lal, toplumun onayladığı işleri yapmakta ve ailesinin geleneklerini sürdürmeye devam etmekte ısrarcı olmaktadır.
Üçüncü sebepse; ALLAH ‘ı bırakıp diğer insanlara körü körüne itaat etmektir. Bu nasıl olur demeyin? Yüceltip ilahlaştırdıklarımız, her sözüne kayıtsız şartsız uyduğumuz, onun geçim kaynaklarımızı dahi kontrol ettiğine, onları bizden alma gücüne sahip olabildiğine veya dilediği her şeyi bize verebileceğine inandığımız zaman, bize istediği her şeyi yapabilme yetkisine sahip olduğunu düşündüğümüz zaman ya da isterse bir bedduasıyla bizi mahvedip isterse Cehenneme göndereceği sabit fikrine kapıldığımız zaman ya da daha farklı bir alanda örneğin ileri, modern ve gelişmiş gördüğümüz bazı toplumların ardından sürüklenmeye karar verdiğimiz zaman olur.
İşte sizi yoldan çıkarabilecek üç ana sebep: kişinin kendi kendisine tapması ya da arzuların sınırsız tatmini; toplumsal düzen ya da toplumun, ülkenin, ailenin geleneklerini körü körüne taklitleri birde cahillikleridir. Bunlar kişisel amaçlarının doğurduğu baskıcı tutumları yüzünden her zaman hata yapmaya ve yaptırmaya mahkûmdurlar.
Nice güzel amel işlediklerini zanneden insanlar olmuştur, fakat iman etmedikleri veya imanlarına şirk karıştırdıkları için onların amelleri boşa gitmiştir. Yüce yaratıcımız bu konuda buyurduğu ayetlerden sadece bir tanesiyle konuya dikkat çekiyorum. “De ki: ‘Ameller bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi? Onların dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekten güzel iş yapmakta sanıyorlar.” (Kehf Suresi, 103-104)
Dillerinden dökülen çirkin sözler kulaklarına güzel sedayla ulaşır, etrafındakilerde bu sözlerini ne kadar anlamlı ve bilgeli olduğunu ahmakça yayarlar. Biri çıkıp sözlerini düzeltmek istese hemen şucu’luk, bucu’lukla yaftalar, sus pus ederler. Gerçeklerin dillendirilmesini istemezler. Gündemlerinde olması gerekenleri gündeme almayıp, üzerinde yaygara kopardıkları meseleleri kendilerinin dışındakilere hiçbir fayda getirmeyeceğinin bilencindedirler(Bilinç+Bilenmek). Gerilim ortamı hazırlayıcı sebepleri oluşturmada maharet sahibi olmuşlardır.
Bütün bunların dışındakilere bir göz atacak olursak; Güçsüzler adaletten yararlanamıyor; fakirlerin hayatı sıkıntı içinde geçiyor. Mahkemeler adaleti parselleyip adamına göre dağıtıyor. Toprak ve para sahipleri, dini liderler, pornografi üreticileri, kumarbaz patronlar, uyuşturucu madde ve kadın satıcıları, alkol üreticileri hayatı, sağlığı, namusu ve ahlakı çökertiyorlar ve kimse bunlara dur demiyor. Bir yanda şirk yönetimlerinin egemenliğini kabul edip canıyla, malıyla ve mesâîsiyle onları desteklemekte, diğer yanda İslâm’da salih amel olarak beyan edilen amelleri işlemekte!.. Bir yanda namaz kılmakta, diğer yanda namazı reddedenlerle beraber olmakta…
Ne olur bana samimi ve mert Müslümanlardan bahsedin. Tüm çabaları Allah’a kulluk etmek olan insanların varlığından. Beş kuruş fazladan kazanç için türlü bahaneler arayarak emirlerden kaçmaya çalışanları, alışveriş merkezinde gezerken namazı kazaya bırakanları, menfaatlerini her şeyden önde tutanları, aklını liderlerinin emirlerine teslim edenlerden geriye İslamdan,Müslümanlıktan ve dahi insanlıktan ne kalır siz karar verin.

Fahmettin AYDIN
Öğretmen-Yazar

GÜCÜN GÜÇSÜZLEŞTİRİLMESİ” için bir yorum

  • 24/03/2014 tarihinde, saat 00:44
    Permalink

    bu yazıda kurşunlar kime yagdırılmış belli değil fetullah hocamı başbakana mı?

    Yanıtla

cüneyt arkın için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız