GERÇEK SOYGUNCULAR KİMLER ŞİMDİ?

Rasim Özdenören’in yıllar önce bir makalesini okumuştum.

Konu açılan her okul kapanan bir hapishanedir şeklinde sloganlaştırılan eğitim kampanyasının sahiciliği üzerineydi. O yazıda öğrendiğim ‘Beyaz Yaka’ suçlarının hiç okumamış suçlu profillerinin yaptıklarıyla karşılaştırıldığında işin eğitimsizlikle değil vicdanla ve imanla alakası olduğunu anlıyordunuz.

Aslında adi hırsızlardan korkmamak lazım.

Adi hırsız yolda ki arabayı çalarken okumuş hırsızlar anlaştıkları diğer beyaz yakalılarla beraber o şehrin tüm yollarını cebe indirebiliyorlar.

Sonuçta ‘okuma’ ve ‘eğitim’ önemli ama bu faaliyetlerde kim adına kimin terbiyesinden geçtiğin daha önemli.

Kalpte kula kulluğa karşı çıkarken diğer kullara da zarar vermeyen bir iman anlayışı yaşanılır kılınmazsa o toplumun hayatı berbattır. Bu anlamda kalpte manevi yasakçı bırakan bir iman anlayışı muzaaf bir farz-ı ayındır.

İman konusunda değerli bir rehber olan Risale-i Nur külliyatı bu anlamda sadece okullarda okutulmamalı aynı zamanda yaşanılır kılınmalıdır.

Bu konuda yaptığım çalışmalar ve sempozyum konuşmalarım vesilesiyle bir gazetede manşet olduktan sonra mecliste CHP milletvekili Muharrem İnce tarafından da aleyhime soru önergesi bile verilmişti.

(İsteyen Muharrem İnce’ye Cevap başlıklı o yazıyı http://www.tercumaniahval.com/muharrem-inceye-cevap/ adresinden okuyabilir)

Onun korkusu gerçi oy deposu olarak gördüğü Alevi vatandaşlarımıza yönelik Bediüzzaman’ın cihanbaha eseri olan Risale-i Nurlarda yer alan metinlerin okullarda Alevilik konusunda ders olarak okutulmasını istemem olmuştu.

O zaman kendimizce bu işin neden böyle olması gerektiğini anlatmıştık.

Neticede imansızlık, ahlaksızlık ve kul hakkı yeme konusunda güzel bir hikaye var.

Bu işin artık partilisi şu ya da bu görüşten olmak gibi belirleyici bir hususu kalmadı.

Çalan çalıyor.

İşte kapitalist mantığı iyi anlamış ama çözüm için bir reçete sunamamış şeytani bir hikâye.

Buyurun bu hikayeyi hep beraber okuyalım.

HIRSIZLAR NERDE?

ABD’nin New York kentinde bir banka soygunu….

Soygunculardan biri bankadakilere bağırır: “Kımıldamayın. Para devletindir, ama hayatınız sizindir.”

Herkes sessizce yatar… Bunun adı “Zihin Değiştirme Kavramı”dır.

Alışılmış düşünce tarzını değiştirmek…

Bu arada müşterilerden bir kadın bir masanın üzerine yatmıştır. Ama bacaklar ortada… Soyguncu bağırır: “Edebini takın. Bu bir soygun, ırza geçme değil!”

Bunun adı “Profesyonellik”tir. İşin neyse onun üzerinde yoğunlaş!

Soyguncular paraları yüklenip eve kapağı atmışlar. Daha genç olanı (MBA derecelidir) daha yaşlı olanına (ki bu ise 6 yıl ilkokuldan sonra terk): “Abi, hadi şu paraları sayalım,” der. Daha yaşlı olanı der ki: “Çok aptalsın be. Bu kadar para oturup sayılır mı? Bu akşam zaten TV haberlerinde kaç para çaldığımızı öğreniriz.”

Buna “Deneyim” derler! Günümüzde deneyim kağıt diplomalardan çok daha önemlidir.

Soyguncular bankadan kaçtıktan sonra Şube Müdürü, Şube Şefine hemen polisi aramasını söylemiş. Şef demiş ki: “Durun hele Müdürüm. Alacaklarını aldılar. Biz de bir 10 milyon daha alıp daha önce iç ettiğimiz 70 milyon dolara ekleyelim, ne dersiniz?”

Buna “Dalgayı yakalamak” derler. Berbat bir durumu kendi lehine çevirmektir bu!

Müdür der ki: “Yahu, her ay bir soygun olsa harika olurdu. Ne eğlenirdik!”

Buna “Sıkıntılardan kurtulmak” derler. Kişisel mutluluk işinden çok daha önemlidir.

Akşam TV haberleri bankadan 100 milyon dolar çalındığını açıklamış!

Çaldıkları paranın çok daha az olduğu bilen soyguncular oturup saymışlar parayı… Tekrar tekrar saymışlar. Bakmışlar hepsi topu topu 20 milyon! Çok kızmışlar bu işe:

“Biz hayatımızı tehlikeye atıp 20 milyon çalabildik. Banka Müdürü bir el hareketiyle 80 milyon götürdü. Galiba soyguncu olmak yerine doğru dürüst eğitim görmek daha iyiymiş!”

Bu “Bilgi altından daha değerlidir” demektir…

Banka Müdürü çok mutludur. Özellikle bir süre önce borsada kaybettiklerini geri alabildiği için.

Buna “Fırsatları kullanmak” derler. Kazanmak için risk almak gerekir.

Bir daha tekrarlıyorum. İşte kapitalist mantığı iyi anlamış ama çözüm için bir reçete sunamamış şeytani bir hikâye.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

GERÇEK SOYGUNCULAR KİMLER ŞİMDİ?” için bir yorum

  • 01/10/2013 tarihinde, saat 12:00
    Permalink

    Rasim Özdenörenin demesine gerek yok her şey ortada

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız