buy Instagram followers

GERÇEĞİN KALBİNE YOLCULUK-4 (Ödüllü Sinopsis)

osmanlicakitab

 Mehmet, Saim’e abisinden dolayı finale gelemediğini söyler. Mehmet bahçede kitapları karıştırırken Jale molla diye laf atar, Azra ve Nihatla Tarkan’ın arabasına biner gider. Masaya bir güvercin konar. Mehmet pasta kırıntılarını verir. Osmanlıca yazılmış kağıdı açar, okur.

“Nurul aynım aziz evladım” diye başlayan mektup hattı-ı İslamiyi okuduğu için hazineyi almaya hak kazandığını belirtir. “Zekavetine ve karihai fehmine havale ediyorum” diyerek bir mısra ile bitirir. İkinci dize rakamlardan oluşur.
Mahbuba iyi bak, tanı bedelini
40+500+30-1+30+5-400+2+20+50-1+10+4+200-100+10+1+100+8
Rakamları toplar, çıkartır, bir şey anlamaz. Mehmet imtihanda Mustafayı izler. O çıkınca peşinden çıkıp Osmanlıcada işaretle, sembolle, rakamla bir şey nasıl anlatılır sorusundan ebced hesabını öğrenir. Mustafa, Osmanlıcada, Arapçada her harfin bir sayı değeri vardır. Elif 1, be 2, cim 3 tür. Ebced, hevvez diye sıralanır. Her harfin 5, 10, 100, 500 gibi sayı değeri vardır. Eskiden Osmanlıda sık kullanılırmış gibi açıklamalarla, ilginç örnekler vererek konuyu anlaşılır kılar. Mehmet rakamlardan kelimeleri çıkartır.
Mahbuba iyi bak, tanı bedelini
Mesel ile tebyin ider hakaiki (misalle açıklar hakikatları).
Mehmet sesli düşünür. Mahbub. Sözlüğe bakar, sevgili. Hubaba bakar. Sevgili yazısını görür. Sayfa 23 de misal kelimesinin altı çizili ve altta şu not yazılıdır, misal ile iki makamın farkı. İkinci kitabı inceler ve bu kitabın içindekiler kısmında bu başlığı görür. Kalemle altını çizerek okur, Sayfa 220. Hüccetül İslam İmam Gazali. Sayfa 221 de 12 ci satırda Elif harfinin altı çizilidir. Sayfa çevrilince tam bu harfin altına düşülmüş 223 de nun, 225 de kaf-re, 229 da yuvarlak içine alınmış he harfi vardır. Birleştirince Ankara çıkar. Abisini uyandırıp Ankara’da bir şeyleri olup olmadığını sorar. Abisi olacaktı yarın şirkete gel bakarız der. Şirketten Ankara Kalesi dibindeki Saat Kulesi civarında olan dükkanın adresini alır. Aykut işlerin kötüye gittiğini, bu dükkanı da satacaklarını söyler. Mehmet, evde, sizi kurtaracağım, der. Jale’nin kedisine kızar, iteler. Jale, sen kim oluyorsun bizi kurtaracaksın salak şey gibi laflarla kızar. Baba Jaleden haberi alır. Mehmet’e telf.da, ‘sen de deden gibi saçma sapan işlerle uğraşma, çağ para kazanma çağı, rasyonellik, bilimsel işletme’ gibi sözlerle kızarak nasihat çeker. Mehmet, Ankara’ya gitmekte ısrar edince, evlatlıktan red ederim, sürünürsün, kurallara uyacaksın, der. Mehmet kurallar bizim için değil mi sözlerine baba daha büyük bir tepkiyle karşılar. Defol git o evden işe yaramaz herif, dedenin yanına cehennem ol git, der. Mehmet yatağa uzanır. Rüya görür. Uyanır. Okulda sevdiği kızı başkasıyla öpüşürken görür. Kız, ben hayatımı yaşayacağım der. Mehmet, Osmanlıca mektuptaki hazineden bahseder. Kız ve sevgilisi dalga geçer. Mehmet giderken okulun iç ve dış kapılarında iki grubun bildirileri havada uçuşur.
Mehmet güzel bahçelerine son kez bakar. Annesi telefonda psikiyatrisle konuşur, ‘demek tatil iyi gelir’ der ve Mehmet’e ‘babana bakma, gez, gel’ der. Jale pencereden bakıp arkadaşlarıyla dalga geçer Mehmetle.
Mehmet Faik’in mezarına gider. İstanbul’dan ayrılır. Bundan sonra ilk kez panaromik görüntüler verilir. Araba güzel manzaralar içerisinde gider.
Ankara Kalesinde, Saat Kulesinin olduğu alana çıkar. Görüntü siyah beyaz, geriye dönüş olur. Üç alim şapka inkılâbına muhalefetten asılır. Bir araba kornasıyla şimdiki zamana döner. Meydandaki zahireci yardımcı olur. Hafız Şükrü Ticarethanesi, Mehmet’in dedesiyle babası dosttur. Dedesinin dükkanında bir şey bulamaz. Zahireci ‘dedenin babama emaneti vardı’ diyerek evinden sipariş defteri getirir. Beş yapraklı defteri inceler. İlk sayfasında, bu üç yerden cem’ eyle (topla) yazar. İkinci sayfasında İzmir. Rum tacir… Zeytinyağı alış. Tiftik keçisi yollandı. Borçlu. Vereceği miktar… Kemeraltı çarşısı. Üçüncü sayfayı açar. Mardin. Hafız Muhammed. Alacağı miktar… Taş Ocağı mevkii. Dördüncü sayfada Rakam 89 ve
Her kime aid ise vech mere (Her kime aid ise kadın yüzü)
Kabri kalbden çıkar hazine (kalbin kabrinden çıkar hazine)
Yazılıdır. Sözlüğe bakar. Vachi mere, Kadın yüzü. Üç defa tekrar eder.

Siluetkapı

Mcdonalds’ta yemek yerken babasını bir kadını arabaya bindirirken görür. Eve telefon edince abisi işler kötü gittiği için öyle kadınlara gittiğini söyler. Mehmet’te ‘Öyle kadınlara gittiği için mi işler kötü yoksa kötü olduğu için mi öyle kadınlara gidiyor?’ der. Mehmet arabasıyla İzmir’e gider. Gevrek alır yer. Kemeraltı çarşısında Rum tacirin dükkanını bulur. Dükkandaki, babasının evde olduğunu söyler. Akşam eve gider. İçeri girince geri dönüş, siyah-beyaz. Borçlu Rum ‘O hoş gelmişsen paşam’ diyerek Mehmed’in modern kıyafetine, büyüklüğüne aldırmadan çocuk gibi oturtur. Borcumuz ödenmeyecek kadar fazla, der. Rumlar hem konuşur, hem de içki içer, müzisyenlerden Rembetiko dinler eğlenirler. Şapka inkılabıyla kimi Rumların köşeyi döndüğünü ama varlık vergisini veremediği için sürgün edilen Rumların, bir milletvekilinin Ankara’ya giderken, nereye gidiyorsun sorusuna, seçim bölgeme gidiyorum gibi devrin uygulamalarından fıkralarla bahsederler. Mehmet evden çıkınca Dario Moreno sokağındadır, şimdiki zamana döner. Sokağın bitimindeki asansöre biner. Çıktığı yerde insanlar tango yapmaktadır. Mehmet’e gülümserler. Yolda arabasına tatlı bir şivesi olan genci kısa süreli alır. Sivas Divriği Ulucami portaline bakar. Eve telefon eder. Abisi artık evden yakında çıkacaklarını, iflas ettiklerini söyler. Mehmet yolda giderken suyu biter. Güzel bir manzara içerisinde su arar.

(Devam edecek…)

…………………………………………

(Bu sinopsis Esra filmin 1997 yılında düzenlediği sinema filmi sinopsis yarışmasında ikincilik ödülü almıştır.)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız