FRANSIZLARIN KURTLAR VADİSİ ‘YERALTI PEYGAMBERİ’ (UN PROPHET) FİLMİ ÜZERİNE


Fransızların Kurtlar Vadisi Un Prophet (Yeraltı Peygamberi)

Bu yıl Cannes’de jüri özel ödülü alan ve zamanla bir kült film olacağı hatta “The Godfather” yani BABA filmini bile geçeceği söylenen bu filmi merakla izlemiş ve bir kritiğini yapmaya çalışmıştık sitemizde. Fakat gelen tepkilerden gördük ki birkaç kelam daha etmemiz gerekiyor.

Kurtlar Vadisi hadisesinden sonra memlekette iyice yayıldığı söylenen mafya özentisi ve Polat Alemdar fenomeni üzerinden düşünecek olursak evet bu Fransız filmide insanın ağız suyunu akıtıyor mafyadan iğrendireceğine adeta insanı suç dünyasına teşvik ediyor. Zaten iyi yönetmenlikte burada kendini belli eder.

Şöyle ki ; Un Prophet (Fransızca; Peygamber) yani ‘Yeraltı Peygamberi’ adıyla bizde gösterilen bu film ya da bir Osman SINAV filmini -örneğin Kurtlar Vadisi onun eseridir ve onun izinden yürütülerek geliştirilen bir projedir- izlediğinizde o dünyaya sizi adeta teşvik eder. Fakat ünlü yönetmen Martin Scorses’in Good Fellas (1990) ya da Casino (1995) filmlerini izleyince mafyadan nefret eder ve gayr-i meşru hayatların ve kazanç yollarının insanı aslında nasıl mahvettiğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Yönetmen sizi çaresizliğe mahkum etmez ‘Bak kardeşim bu memleketin problemi ancak bu kanun dışı denilen adamlar ve metodlarla çözülebilir’ demez. Hatta Scorses’in Casino filminde öyle bir öldürme sahnesi vardır ki kimi ülkelerde yasaklanmıştır ama dediğimiz gibi Scorses, şiddeti gösterse bile kelimenin tam anlamıyla yer altı dünyasından sizi nefret ettirir.

Un Prophet’in kötü yanı ise şiddeti ve mafyayı göstermesine rağmen nefret ettirmemesi. İster istemez filmden sonra bir silah edinesiniz ve ‘ne olur olmaz’ ‘ben niye yapamayayım aynısını, benim nerem eksik’ modunda gezmeye başlarsınız.

Fakat iyi yönetmenler öyle bir denge kurar ki bu mafya belasının gerçekten bir bela olduğunu anlarsınız. İşte gerek Un Prophet gerekse bizdeki Kurtlar Vadisi bunu başaramamış işler maalesef. Başaramamış derken seyirci ilgisinden bahsetmiyoruz elbette.

Kurtlar Vadisi, Deli Yürek’in bu kadar tutulmasının sebebine gelince Sırlar Dünyası temalı diziler neden tutmuşsa Kurtlar Vadisi’de ondan tutmuştur. Çünkü yıllardan beri ayakta uyutulan 70 milyon insan bu zamana kadar olan ve gelişen başta siyasi hadiseler olmak üzere bir çok kanlı olayların faillerini bilememekte ve tüm bunların neden yapıldığını tam çözememekteydi. İşte siz bu sırlarla dolu dünyaya iyi bir reji ile bakış atarsanız ilgi görmemeniz mümkün değil .

Hele ki Osman Sınav gibi bu işin ustası olarak geleneksel malzemeyi dizilerinizde ve filmlerinizde kullanırsanız. Diyelim ki Deli Yürek, dizinin senaristi rahmetli Ö. Lütfi METE’ ninde söylediği gibi aslında bir Köroğlu hikayesi, bir Hz. Hüseyin destanıdır. Fakat isimler ve resimler değişmiş ama mana bir aşağı iki yukarı aynı kalmıştır. Olay bu mudur? Evet biraz da nefis okşayan şeyler eklerseniz dinli imanlı karakterimize(Polat ve Deli Yürek gibi) her şey yolunda gider. Güzel kadınlar, bol para ve gırla giden saygı ve hürmet triplerinden sonra gelen karizma gibi.

Maalesef Un Prophet’de bir yükselişin hikayesini anlatmada çok başarılı bir film olmasına rağmen mafyaya teşvik ettiği için dikkatle izlenmesi gerekiyor. Film dengeyi kuramadığı için size gösterdiği dünyayı göstermekten öte katılmaya çağıran bir atmosfer sunuyor.

F.F. Coppola’nın meşhur Baba filmi de bu anlamda bir peri masalıdır. Bir yükseliş öyküsü. İnsana hiçbir şey vaad etmeyen bir hikayedir.

Ve hakikati anlattığı iddiasında olan Kurtlar Vadisi gibi işler ölüm gelip çattığında insanın aklına bile gelmeyecek hakikatle hiç alakası olmayan ancak kabir kapısına kadar gelebilecek eften püften hikayelerdir.

Un Prophet bunu -yazının başında verdiğimiz sahne de olduğu gibi- İslam temelli göndermelerle kırmaya çalışmış ama çokta inandırıcı olmamış. Çünkü biz filmi izleyenlerce mafya babalığına yükselen Malik’in örneğin arkadaşının kendisine yolladığı aile fotoğrafını hapishanedeki duvarına asınca hemen yanındaki müstehcen kadın resimlerini kaldırma ihtiyacını hissetmesi yine yazının başında verdiğimiz sahnede olduğu gibi okumaya teşvik edilmesi tüm bunlar bizi heyecanlandıran sahnelerdi.

Adeta hidayete gidişin bir öyküsü gibi gözükürken filmin finali bize sadece dünyevi bir zaferden bahseder.

Filmde yine Malik’in bilerek kendisine hücre hapsi verdirmesinden sonra sahnede yazılan 40 gün 40 gece ile direkt peygamberimizin inzivasına ve tasavvuf ehlinin çil-i erbaasına yani eskiden mağaralar ve tekkelerde hücrelerde yapılan uzlet ve riyazetten oluşan kırk günlük çileye direkt işaret etmesi de ilginç göndermelerdendi.

Bu yüzden gerek Un Prophet gerekse Kurtlar Vadisi gibi işlere bakınca İslami motiflerin, geleneksel malzemenin filmlerde kullanılması onlara ayrı bir hava katıyor fakat işaret ettikleri hakikat ne Kuran’ın bahsettiği ne de hayatımızda olmasını arzu ettiğimiz değerleri inşa ediyor. Bu da eksi puan olarak hanelerine yazılmasına yetiyor.


Fransızların Kurtlar Vadisi Un.Prophete (tercumaniahvalden)
Yükleyen tercumaniahval. – ı

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

FRANSIZLARIN KURTLAR VADİSİ ‘YERALTI PEYGAMBERİ’ (UN PROPHET) FİLMİ ÜZERİNE” için bir yorum

  • 20/03/2010 tarihinde, saat 11:45
    Permalink

    Evet,film insanı kendisine katarak yanlış olanı doğruymuş gibi düşündürterek insanı eyleme geçmeye zorlamakta.Günah işlemenin ne kadar kolay olduğunu hissttirmekte.Aslında sinema hep bunu yapıyor zaten.Zihinlere düşünülmeyeni düşündürterek yeni günahlar üretttirmekte.Yani ŞER YARIŞINDA ÜRETİM YAPMAKTAYIZ.Müslümanlar sinemanın gücünü anladıkları gün Musa’nın elindeki asayı tuttuklarını anlayacaklar.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız