FITRATA UYGUNLUK MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İnsanlar bir meseleyi iyi anlamıyor kanımızca. İslama uygunluk=Fıtrata uygunluk değildir. Daha doğrusu, İslami geleneğe uygunluk=Fıtrata uygunluk değil.

…………

F-t-r (فطر) kök harfleri ve türevleri; ilk yarılma, yarılma, yaratma, hilkat (yaratılış) anlamlarına sahiptir. Üzümün tomurcuğunun görünmesine de fıtr denir. Kur’an’da belirtilen “insanların üzerine yaratıldığı fıtrat” müminlerin sahip olduğu fıtrattır. Tefsircilerin çoğu fıtratı, gerçeği kabul ve anlama kâbiliyeti; fıtrata sarılmayı da gereğince amel ile tefsir etmişlerdir.

………………

Fıtrat tabiri, Kuran’da Hz İbrahim ve hanif dini ile ilgili geçer. Hanif dini ise gerçeğe yönelme, batıldan uzaklaşma ve Tevhid demek. Nihayetinde İslam da budur; ama gözden kaçan şu ki diğer dinler de buydu. Sonuçta gelenek işi karıştıran bir şeydir, insanlar zamanla bir şeylere alışır ve sonra da kolay terketmez. O yüzden sık sık işin bu fıtrat-haniflik kısmına bir bakmak gerekir ciddi ciddi.  

Şimdi fıtrata uygunluk açısından önemli gördüğümüz bir kaç maddeyi sıralayalım.

1-Fıtrat, ezberi değil anlamayı önemser.

2-Fıtrat, şahısları tabulaştırmaz.

3-Fıtrat, utanma duygusuna, vefa duygusuna sahiptir.

……………

Batı toplumları ilk iki maddeyi kısmen yerine getiren ama üçüncü maddede çuvallayan bir medeniyet kurdu yakın zamanlarda.

Lakin İslam toplumu olan bizler bu ilk iki maddeden uzaklaşmış idik. İnsanlar dini Kitab’tan kaynağından değil, başka kitaplardan ya da kulaktan dolma şeylerle öğrenmekteydi. Tarikat merkezli olarak şahısları tabulaştırma da fazlasıyla vardı. Dediğinde ille bir hikmet arayacaksın mantığı vs. Devlet yönetimi de ezberi, itaatı öne çıkarıp duran bir yönetimdi, çünkü babadan-oğula geçmekteydi, kendisi akli/fıtrata uygun değildi. Üçüncü madde ise daha bir yerindeydi.

…………..

Sonra ise batıya yenildik, dahası batı medeniyetine yenildik, bir medeniyet tarikatı ve peşine de Kemalizm geldi.

Tabii bütün bunlar kendi halinde değil batının da yoğun etkisiyle yönlenen süreçlerdi. Daha sonra demokrasiye geçildi, türlü şekillerde durdu, geçildi vs. Ve günümüz.

………..

Velhasıl, ana mesele şu; müslümanın “fıtrata/evrenselliğe uygunluk” bakımından berikinin aşağısına düşme lüksü yok. Daha doğrusu fıtrata uygun olmama lüksü yok. Eğer olursa türlü mecburiyetler peydah oluyor demek. Mesele ise bunun hiçbir aşamada iyi anlaşılmayıp hep başka şekillerde pratik bir mantıkla “niye geri kaldık” kafasının öne çıkması. Askeri, maddi bir takım gelişmelere öncelikle yönelinmesi vs. Veya batı kültürüne yönelinmesi.

………………

Batının gücünün nereden geldiğini iyi anlayalım, zalimliği bir tarafa. Gerçi bu az çok anlaşıldı, tarih içindeki savruluşlar, mecburiyetler neticesinde. Ama altı çizilmediği zaman, iyi vurgulanmadığı zaman iyi anlaşılmış olmuyor. Ve iyi anlaşılmalı.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 6

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız