FİNAL DESTİNATİON (SON DURAK 4)

sondurak4

Birbirinin aynısı filmlerden oluşan bir seri Final Destination.Sadece oyuncular değişik.Bu yakında da sonuncusu çıktı. Final Destination. Ötekiler neydi ki.. Final Destination, Final Destination 2, Final Destination 3 ve The Final Destination.

Böylece İngilizcemizi de geliştirmiş olduk. The dedin miydi, öyle 4-5 demene gerek yok. Bu da yeni bir moda. Fast and furreus mu nedir, o da böyle beşlediydi. Halbuki diğer filmlerden o numaraları söküp almaları lazım. Bunlar resmen yeniden çevrim filmler, ne 4ü 5i.. 2si 3ü.. Hele Final Destinationda bu tam böyle. Bir yeni bir şey olur ya, değil mi?…. Yok.. Öyle başyapıt gibi çıkıyorsun başında “the”yla..

 

Sonra internet sitelerinde Final Destination 4 afişleşleriyle karşılaştım. Hayda neydi bu böyle.. Bir gemi.. ölüm geliyor.. birkaç mil ötede gibi bir laf.. Açıkçası normal şu The Final Destination’dan çok daha ilgi çekici, beklenti uyandırıcı bir afiş. Ama Final Destination 4?.. Bu filmi o filim sanıp da gidenler vardır, söyleyeyim. Çünkü Final Destination 4 yani.. Afişteki internet adresine yani www.deathiscoming.com a gitmeye çalışınca da kendimi birden Warner Broos’un satış bölümünde buldum. Ne biçim bir dalevere dümendi bu. Ortada Final Destination 4 diye bir şey yoktu, The Final Destination bile yoktu. Diğer üç Final Destination vardı. Yani biri çıkıp oradan son final destination diye ilk final destinationu almış olabilir. Duyarsam şaşırmam.  Afişten nerelere geldi bakın iş. Film kötü olunca satmak için her türlü ayağa girmişlerdi belli ki.. Üstelik bir şey de diyemezdin, nitelikli dolandırıcılık. Kardeşim biz buna Final Destination 4 demedik ki, The Final Destination dedik.. derdiler, öyle ya.. Afiştekini son final destination sanıp filme gidenlere, faraza.. Evet, The Final Destination’da gemi deniz falan zerre bir sahne yok.  Ve ne isim var ne bir şey öyle değil mi ortada.. Afişte.. Üç tane laf bir site adı tamam.. Son zamanlardaki moda tanıtım biçimine uygun olarak yani.. Öyle kalırsın…

Filmin asıl dikkat çeken yönü ise indimde, bu serinin kavram sulandırmanın şahı olması.. Yani sadece kendi ismi açısından değil, içerik olarak asıl. Postmodern pop kültürün, Hollywood’un mistik manevi olaylara bakışının, kavramların içini boşaltmasının en ucuz, en basit bir örneği.. Daha doğrusu seküler batı kafa yapısının bir anatomisi adeta. Film baştan aşağı ölüm üzerine, ama bir tane öbür dünya bir tane Allah adı yok mesela. Arada şaşkınlığı ifade eden “oh my God” ları saymıyoruz tabii. Varsa yoksa ölümden kurtulmak, ölümü öldürmek.. Hani bizde ölmeden önce ölünüz, nefsi öldürme meselesi var ya, bu da tam tersi.

Mutlaka bir çıtır çerez atmosfer, oh ne güzel yaşıyoruz havası.. Ve sonra da ne idüğü belirsiz bir kader. Onlara bir ders mi veriliyor, haşa.. Ne dersi, dedim ya ne idüğü belirsiz. Çılgın bir ölüm, bir yerden geliyor işte canlarını alacak. Birisine bir şeyler gösterilir, ileride olacaklara dair. Hikmeti nedir, hiç.. Kim gösterir?.. Ya kimse kim!… Filmde öylesine Tanrı yok ki, ölüm adeta başınabuyruk başlı başına bir varlık.. Tanrıya yalvarma, tefekkür, yardım isteme bile yok. Bu anlamda en ufak bir arayış.. Bir liste, halka vardır. Bir şekilde o halkayı değiştirme uğraşıdır film. Yani ölecekler listesi.. Bandı başa sararsak, birisi olacakları görmüş ve bir kazadan kurtulmuştur. Ve bir kaç kişiyi de kendisiyle beraber kurtarmış.. Ama ölüm peşlerine düşer işte ve sırayla can verirler. Çok değişik enteresan şekillerde. En olmayacak kazalar olur falan.. Arada o “seçilmiş kişi” hep bir şeyler görür. Ve eğer sıradakini ölümden kurtarırlarsa zincir bozulmuş ve “dolayısıyla” kurtulmuş olurlar.

Ya da onlar öyle sanar. Bu da tipik bir korku filmi efektidir tabii.. Kurtuldum sanıyorsunuz ha, aha işte…

Laf ola beri gele diyeceksiniz değil mi, ama bu film bu hafta Türkiye’de de ABD’de de listede ilk sıradaydı. Yani bir tür fenomen, bir şey.. Açıklanılası bir şey.. Hayata bağlılığın bu derecesi.. Kuran’da bir ayette yahudiler ve ahirete inanmayanlar için, herbiri ister ki bin yıl yaşasın diye buyurulur.

“Andolsun Musa size apaçık mucizeler getirmişti. Sonra onun ardından, zalimler olarak buzağıyı (tanrı) edindiniz.

 Hatırlayın ki, Tûr dağının altında sizden söz almış: Size verdiklerimizi kuvvetlice tutun, söylenenleri anlayın, demiştik. Onlar: İşittik ve isyan ettik, dediler. İnkârları sebebiyle kalplerine buzağı sevgisi dolduruldu. De ki: Eğer inanıyorsanız, imanınız size ne kötü şeyler emrediyor!
(Ey Muhammed, onlara:) Şayet (iddia ettiğiniz gibi) ahiret yurdu Allah katında diğer insanlara değil de yalnızca size aitse ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin (bakalım), de.

Onlar, kendi elleriyle önceden yaptıkları işler (günah ve isyanları) sebebiyle hiç bir zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.
Yemin olsun ki, sen onları yaşamaya karşı insanların en düşkünü olarak bulursun. Putperestlerden her biri de arzular ki, bin sene yaşasın. Oysa yaşatılması hiç kimseyi azaptan uzaklaştırmaz. Allah onların yapmakta olduklarını eksiksiz görür.”  (Bakara 92-96) 

Buyrun bu da resmi adeta.. Bu anlamda filmden iki repliği söyleyeyim de ağzınız açık kalsın.

Kazadan kurtulanlar bir masada konuşurlarken en aklı başında olanları.. “olacakları görüp onları kurtaran adam” gayet içten samimi şöyle diyor.
-Bize ikinci bir şans verildi, eğlenmenize bakın..
 
Sonra o halkayı bozduklarını, yani sıradaki birini kurtardıklarını düşündükleri sırada şöyle bir diyalog var.
 -İkinci bir şans verildi ne yapmayı düşünüyorsunuz?
 -Bazı planlarımız var. Belki Paris’e gideriz, ya da tropikal bir yer..

Bu arada Paris demişken “ne büyük bir tesadüf” ki, listede en üstte yeralan iki filmin de finalinde sinemada patlama sahnesi var. İnglorious Bastards ve The Final Destination.. Sinema mı patlayacak nedir?.. İşte size sine masal alem. Gerçeklerle ne durup uğraşacaksınız ya, oyalanın gitsin…

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız