FATİH PROJESİ TANITIM FİLMİ ÜZERİNE

Teknoloji ve Tasarım Derneği tarafından organize edilen 8. Uluslararası Bilişim Olimpiyatı (EBİKO) ödül töreninde ilk kez gösterilen Fatih projesi tanıtım filmi 2-3 hafta boyunca eğitimcilerden tutun magazin muhabirlerine kadar herkesi ve her kesimi meşgul etti.
Filmi yazının girişinde verdik. İzleyemeyenler içinse kısaca özetleyelim; Fatih Sultan Mehmet Han askerleri ve hocası Akşemseddin’le çarşıya girer. Herkes saygıyla karşılar ve ayağa kalkarken bir çocuk elindeki tablete dalmış bir şeyler yapmaktadır. Fatih çocuğa elindekini sorar ve tablet olduğunu öğrenir. ‘Kendisinin tablette olup olmadığını’ sorar. Fatih Sultan Mehmet’i tanımayan çocuk tablete baktıktan sonra şaşkınlık ve hayranlık içerisinde “Teknolojiyi en iyi kullanan padişah, 7 dil biliyormuşsun, İstanbul’u sen fethetmişsin” der. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet Han’da Akşemseddin’e dönüp “Nice cihan gezdik, nice fetihler yaptık ama bu fetih bir başka” diyerek Fatih projesinin önemine dikkat çeker.
Film henüz kamuoyuna gösterilmeden önce yapımına vesile olan YEGİTEK’de ilk izleyenlerdendik ve film sonrası yönetmenle beraber artıları ve eksileri üzerine bir yuvarlak masa toplantısında konuşmuştuk. Neticede filmin etkileyici bir yapım olduğu ve halkımızın beğenisini kazanacağı şeklindeydi. Nitekim film etkisini öylesine bir gösterdi ki Abbas GÜÇLÜ’den Akif EMRE’ye her kesimden herkes kalem oynatma ihtiyacı hissetti ve internette de gündeme gelir gelmez en çok tıklanan video oldu.
Bana göre filmin yönetmeni Ersin ÖZEL parlak bir işe imza atmıştı ve farkında mı değil mi bilmiyorum ama kamu spotu yayıncılığında bir zihniyet değişimini de sağlayacak güzel bir eser ortaya koymuştu. Malum bizim kamu spotlarımız ya yasaklama üzerinedir ‘Dur, Yapma, Aman sakın’ gibi ya da hüzünlü ve acıklı yardım spotlarıdır ‘Depreme yardım edin, Kız çocuklarına yazık, Önceden doktora gidiyordum ama şükür şimdi doktor geliyor’ şeklinde hüzünlü hikayelere odaklanır. Bu bahsettiğimiz filmler de haklarını yemeyelim gayet güzel çekilmiş iyi yapımlar. İzlendiği anda hüzünlenmeye hazır olanları duygulandıracak kadar iyi işler ama sadece hüzünlendiren ve sizi koltukta derin düşüncelere dalmanıza sebep olan filmler. Bu tanıtım filmi ise tam tersi insana neş’e, enerji ve pozitif bir ruh hali veren olumlayıcı bir yanı var. Bu yönüyle bana Bediüzzaman’ın Lemaatda yaptığı şu karşılaştırmayı hatırlattı; Avrupazade edebse fakd-ül ahbabdan, sahibsizlikten neş’et eden gamlı bir hüznü veriyor, ulvî hüznü veremez. …hem de mahzunu tutar, sahibsiz de olarak yabanîler içinde koyar, hiçbir ümid bırakmaz….Kur’anın şevki ise: Ruh düşer heyecana, şevk-i meâlî verir. ’ Ayşe ŞAŞA’dan da duymuştum ‘İslam sanatı insana neşve vermelidir’ diye. Film bu anlamda pozitif bir ruh veriyor izleyenlere. Eleştirilere gelince çocuğun ayağa kalkmaması ya da kadim hikmeti inkar ediyor, Akşemseddin köse değil miydi gibi yaklaşımlar ise bence yanlış. Çünkü bu fantastik bir kurgu. Fetih 1453 filmi değil. Bir de millî eğitim sistemiyle hesaplaşılacaksa bunun yapılacağı yer bu tanıtım filmi değil. YEGİTEK Fatih projesini yapan yer ve şu an bu projenin sorumluluğunu başka bakanlık ve kurumlarla paylaşmış durumda ama üzerine düşeni yapmak içinde hummalı bir çalışma içerisinde. Hedefleri iyi bir eser ortaya koymak. Fatihteki tablette, akıllı tahtada bir araç. Gerçi içinde olmasam da Fatih projesini dizayn eden ekip ilk başta tableti düşünmemişti ama ne zamanki seçim zamanı başbakanın eline birileri tableti tutuşturunca ki bu YEGİTEK değildi başbakanda meydanlarda ‘bunlardan dağıtacağız, çoluk çocuk kitap taşımaktan kurtulacak’ demesiyle projeye birde tablet yükü bindi. Bana göre ‘ziyankar bir israfa’ kapı açıldı. (Al PACİNO’nun Heat filminde duyduğum bir sözüdür). Bu israfın önü nasıl alınabilir? Örneğin her sınıftan sadece 5 öğrenciye tablet verilebilir. Burada ölçüt sadece akademik değil ahlaki tutum bakımından hal ve gidişatı iyi olan 3 öğrencinin de yer aldığı her sınıftan 5 öğrenciye tablet verilebilir. Kararı o sınıfta derse giren öğretmenler verecek. (Bakanlığın yeni idari dizaynına göre mahalleden bir işletmeci ya da okula en yakın muhasebecide karar verebilir. Rahmetli babamda muhasebeciydi kimse alınmasın lütfen bu humourdan) Böylece tatlı bir rekabet başlardı ve öğrenciler sadece not yarışında değil dürüstlük yarışında da ipi göğüslemeyi düşünürlerdi.
Filmin vermek istediği mesaj ortada; Fatih’i mezarından kaldırsanız o da okeylerdi bu projeyi diyor. Çocuğun cehaleti ve bilmemesi ise tabletin onu cahillikten kurtaracağına dair ön haber. Senaryo gereği böyledir bu işler.
Teknik konulara gelince herkes kendi meşrebince ve estetik anlayışına göre eleştirilerde bulunabilir. Filmi ilk izlediğimde sağdan sola yapılan bir kamera hareketine gelen itiraza karşılık yönetmenine de söylediğim ilginç bir detayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Osmanlıca gibi eski alfabemizin sağdan sola okunduğunu düşünürsek İran sineması dahil bizim eski filmlerimizde de görüleceği üzere sağdan sola kamera hareketlerinin kültürümüze yabancı olmadığını görürsünüz.
Film, eğitim, Fatih projesi derken aklıma şu son karne haftasında gördüğüm manzaralar geldi. Burada uzun bir parantez açacağım. Okulda öğretmenler ve idare karne işleriyle uğraşıyor çocuklarsa okula gidiyorum diyerek bambaşka arkadaşlıklar ve mekânlarda yepyeni davranışlar kazanıyor. Çünkü bizde fiilen öğretmenlik yaparken öğrencileri kovalar ‘Okul zamanı gelmezsiniz de şimdi dersler nasıl olsa boş geçiyor diye haylazlığa gelirsiniz hadi dağılın evlere, hadi kızım sende annem evde iş yaptıracak diye söylenme’ v.s ile uğurlardık. Bakanlık bu son karne haftasında her okul müdürlüğüne tatil hakkı vermeli. Okul idareleri her okulda öğretmenlerin isteğine göre gelecek sınıf ya da sınıfları kendisi ayarlamalı. Çünkü bazen son hafta yazılı yaptığımız da olurdu ya da kimi öğrenci ortalamasını yükseltmek için sözlü isterken kimi öğrencide raporlu olduğu için yazılısı son haftaya kalabilirdi. Neticede okullarda son hafta karne telaşından dersler boş geçiyor. Veliler evlatlarımızı okula gönderdik emin ellerde kandırmacasından kurtarılmalı. Sigaradan esrara kadar alışkanlıklardan tutun maalesef kızlı erkekli tasvip edilmeyecek görüntüler bu başıboş günlerde oluşuyor. Gerçi bizim öğretmenlerimiz 15 saatlik ders zaman diliminde hem karne işleriyle, hem devamsızlıklar, hem kültürel ve sosyal faaliyetleri de içerecek yıl sonu kulüp raporları, hem ilk ya da ikinci kademeyi bitiren öğrencileri yönlendirme için doldurulacak rehberlik belgeleri, hem yıl sonunda notlarını yükseltmek için kapısına gelen farklı sınıflardan onlarca öğrenciyi sözlü yapmak, kanaat notu kullanmak için tüm öğrencileri hakkında zihinsel bir teatide bulunmak özellikle durumu kritik olan öğrencilerin velilerinin ‘Hocam bir beş dakika görüşebilir miyiz’ isteklerine karşılık vermek ve bu arada da ders yapmak gibi ‘basit’ işleri hep birlikte yürütemeyecek kadar ‘yetersiz’ oldukları için ne yapalım eldeki personel bu (Bu da acı humour’a örnek olsun). Nedense birden aklıma Eğitim-Bir-Sen Ankara şube başkanı Mustafa KIR’ın Milli eğitim bakanına yönelik söylediği ‘askeriyle kavgalı hiçbir komutan zafer kazanamamıştır’ sözü geldi ama bunu da tadında bırakalım artık.
Fatih filmi ve projesi dedikten sonra böylesine uzun bir parantez açmamızın sebebi şu ; En iyi aleti yapsan da en güzel gösteren TV’yi dizayn etsende önemli olan içinde ne oynatacağınız ve öğrencilere ne mesaj vereceğinizdir. Milli eğitim bakanı TÜBİTAK’la Fatih projesi için protokol imzalayınca TÜBİTAK’ın başkanının protokol sonrası TÜBİTAK’ın dergilerini ve yayınlarını Fatih projesine koyacağız lütüfkarlığı karşısında gülümsedim. Matrix filmini izlemiş ve Avatar filminin görsel terbiyesinden geçmiş, belgesel kanallarında inanılmaz yapımları sıradan bir iş gibi izleyen bu yeni nesil, bilimselliği sizce TÜBİTAK’ın kitaplarında ne kadar arar ve ne kadar ciddiye alır? Hani NASA ile ortaklaşa bir belgesel hazırlasan amenna ama e-içerik oluşturmak o kadar kolay mı? Hangi sınıfa, hangi kazanıma hangi müfredata uygun hazırlamıştın ki o dergileri, kitapları?
Bizans’ı fetheden Fatih topları Macarlara döktürdü ama hayırlı bir iş için kullandı bu yüzden önemli olan tablet ve akıllı tahta değil önemli olan onlarla neyi ve nasıl öğretip, hangi ruhu vermek istediğinizdir.
Bu anlamda projeyle ilgili yeni bir heyecan oluşturmak isteyen tanıtım filmini çok başarılı buldum. Tabletten sonra projenin bence en önemli ve en işe yarar kısmı olan akıllı tahta ile ilgili çekilecek filmi de merakla bekliyoruz.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

FATİH PROJESİ TANITIM FİLMİ ÜZERİNE” için 4 yorum

  • 12/06/2012 tarihinde, saat 00:44
    Permalink

    bence bir de buna bakılmalı. İslam bilim adamları üzerine aşağı yukarı aynı mantıkla yapılmış bir kısa film. http://www.youtube.com/watch?v=2QPhQ5lw2dM
    yani bu fatih projesi filmi de fena değil ama sürekli fatih figürü hep kahramnanlık vs. gerçi projenin adı fatih ama ben başka kişilerin öne çıkarılması taraftarıyım. filmde de sakal vs sırıtıyor. yani onda da sorunlar var gibi.

    Yanıtla
  • 12/06/2012 tarihinde, saat 01:14
    Permalink

    senaryoyu kim yazmış tayyipmi? hani hayal vaad eden bir hükümet var tablet filan görmedik bizim çocuklarda? ne iş? onuda mı unakıtan götürdü dicem ama herif yok ortalıkta

    Yanıtla
  • 12/06/2012 tarihinde, saat 01:16
    Permalink

    tableti okulda değil filmde de tam göremedik aga yanlışmıyım?

    Yanıtla
  • 12/06/2012 tarihinde, saat 01:17
    Permalink

    yok abicim doğrusun ama alem yanlış

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız