EJDER KAPANI’NDAN SİİRT’E GİDEN YOL

Türk sinemasının en parlak isimlerinden birisi olan Uğur YÜCEL’in yönetip Kenan İMİRZALIOĞLU’yla beraber başrolünü oynadığı EJDER KAPANI hatırı sayılı bir seyirci sayısına ulaşamasada bir milyon seyirciye yaklaşarak gişede parasal durumunu (bütçesi 5 Milyon TL olarak açıklanmıştı) bir parça kurtardı denilebilir.

Film çocuklara, hukuk dilinde nitelikli cinsel istismarda bulunan (niteliksizi nasıl oluyorsa bu da ayrı bir saçmalık ve şu an mahkeme zabtlarında da böyle ifade ediliyor), halk tabiri ile sübyancılık yapan insanları teker teker öldüren bir seri katilin peşinde koşturan ÇERKEZ (Uğur YÜCEL) lakaplı komiser ile yardımcısı CELLO (Kenan İMİRZALIOĞLU)’nun katili yakalamak için ortaya koydukları mücadeleyi anlatıyor.

Film sadece bu kovalamacadan ibaret değil elbette ve acımı tatlımı olduğuna bir türlü karar veremediğimiz bir sürprizle bitiyor.

Aksiyonu, müziği, oyuncuk tarzları tadında kotarılmış ve bize daha çok Tony Scott tarzı diyebileceğimiz bir kurgu anlayışını hatırlatan kurgu yapısıyla hikayesini sıkmadan anlatan sağlam bir suç filmi ortaya çıkmış. Doğrusu filmin senaristi Kubilay Tat ve yönetmeni Uğur YÜCEL’in bu filmi çekmedeki amaçları neydi onlara da sormak lazım (Uğur YÜCEL’e 9 Ağustos 2009’da Zaman gazetesi Pazar ekinde bu konuyla ilgili sorulan soru ve cevabı;
-Ejder Kapanı, hukuk dışı yollarla adalet arayanlarla kurbanlar arasında taraf tutuyor mu?
-Hayır, taraf tutmuyoruz. Ama bu konuda sosyal bir yara var.
)

Fakat onların niyeti ne olursa olsun ortaya konulan üründen bizlerde kendi payımıza bir şeyler çıkartabiliriz.

Filmde Çerkez(Uğur YÜCEL) işkence ile öldürülmüş sübyancı bir adamın başında dini içerikli bir konuşma yapar . Buradaki konuşma dışında dini argümanların ortaya çıktığı herhangi bir yer yok ta ki finale kadar. Filmin finalinde ise Çerkez bir camiye gider ve kubbenin altında oturup adeta dua eder.

BU SAHNE İÇİN AŞAĞIDAKİ VİDEOYU TIKLAYABİLİRSİNİZ

Bu sahne niye çekilmiş diye insan sormadan edemiyor. Filmi izleyenlere sorduğumda ise seyircinin de bu sahneye bir anlam veremediğini gördüm.

Bana göre sübyancılık gibi çocuklara hatta bebeklere yönelik bu cinsel saldırılar karşısında insanın Allah sığınmaktan başka çaresi kalmadığını hatırlatan bir bitişle ‘bizim işimiz Allah’a kalmış’ diyor Uğur YÜCEL fakat Allah’ın dini bu konuda ne der, o taraftan hiç bahsetmiyor. Yani sübyancılığı önlemek için İslamiyet’e göre neler yapılırsa bu tür çirkin hadiselerle karşılaşmayız sorusunun cevabına hiç dokunmayan film direk adli vakıalara odaklanıp onların etrafında dallanıp budaklanan bir aksiyonla seyirciyi finale hızla taşıyor ve orada bırakıveriyor. Maalesef filmin bu anlamda bir fikri yok. Yani sübyancıları cezalandıran seri katil mi haksız, yoksa bunları affeden hukuk sistemi mi açıkca ifade edilmemiş.

Açıkçası hukuk sistemine sen bitmişsin şeklinde bir bakış var fakat bir yandan da filmimizin kahramanı komiser Çerkez illa kanunda kanun diyor .

Filmi izledikten sonra aklımda sadece finalindeki cami sahnesi kalmış demiştim. Özellikle Siirt’te yaşanan yaşları 13 ile 14 arasında değişen H.T., Y.Ş., H.T., M.T., M.K., C.Ş., S.G. ve A.F.K. nin 2 yaşındaki E.S ve 3 yaşındaki A.S’ye tecavüz edip birini de öldürmeleri üzerine Ejder Kapanı filminde masaya yatırılan ‘Ne olacak bu suçluların ve onları dışarı çıkartan adaletin hali’ sorusunu bir daha düşünüyorsunuz ister istemez.

Artık bir sinema filminde bile rahatlıkla konuşulup tartışılması gereken bu hastalıklı durumun tedavisi için söylenmeyen bir gerçeği söylemenin zamanı geldi diye düşünüyorum. Adeta diller tutulmuş ve herkes ‘ne olacak bizim bu halimiz’ dercesine çaresizlik içinde birbirine bakıyor.

İslam hukuku (Bununla kastımızın şeriat olduğunu herkes anlayacaktır ama sadece kafa kol kesen bir şeriat yani ‘yol’dan bahsetmiyoruz, Kuranı Kerimde bir kaç yerde geçen bu kelimenin kullanıldığı anlamda şeriattan yani İslamiyet’ten bahsediyoruz. Bu ayetlerden ikisi;
“ Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.” (Casiye suresi. 18.ayet)
“Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır.” (Maide suresi.48.ayet)
)

Cinsel istismarda bulunanların modern hukuka göre reşit değilse yani 18 yaşın altında ise ne olacağı belli ıslahevinde ya da çocuk cezaevinde uzun sayılmayacak bir süre içerisinde ıslah edilmesi. Yaşı büyükse de eninde sonunda hapisten çıkacağı bir ceza almaktadır.

İslamiyete göre akıl baliğ olan yani cinsel ilişki kurabilen, şehvet duyan(Fizyolojik olarak herhangi bir eksililiğinden dolayı buluğ çağına ulaşamayan ise Hanefi mezhebine göre otomatik olarak 15 yaşında mükellef yani sorumlu addedilir artık o bireydir ve topluma fayda da verebilir zararda) herkes ‘mükellef’dir yani hareketlerinden hem Allah’a hemde topluma karşı ‘sorumlu’dur.

Bu yüzden elimizi vicdanımıza koyup şunu düşünmeliyiz; Kendi yakınımızın başına böyle bir şey gelse bu hukuk sistemine göre mi ceza almasını isteriz yoksa İslam hukukuna göre mi?

Hadi diyelim ki günümüzde cinsel istismar diye de nitelendirilen bu tecavüz olayına, ölüm emrini veren İslam Hukukunu kabul ettik. Peki sorunlar ortadan kalkar mı? Elbette her mantıklı insan bu sorunun bu şekilde çözülemeyeceğini görür zaten böyle bir çözüm yolu da İslamiyet’i sadece ‘cezalandıran’ bir din konumuna düşürür.

İslamiyet bir küll yani bütün halinde uygulanmadıkça ceza sistemi o kadar da etkili olmaz.

Harama giden yolların açıldığı hatta teşvik edildiği günümüz dünyasında bu sorun sadece devlet eliyle uygulanacak İslam hukukuyla da çözülmez.

Mesele asıl gelip vicdana yani kalbe, imana dayanmaktadır. Belki de Bediüzzaman bu yüzden bütün bir hayatını imani meselelerin anlaşılması ve kalpte kökleşmesi için harcamıştı.( “İşte Risale-i Nur, amel-i Salih(hayırlı iş ve davranışlar) noktasında, iman cânibinden, herkesin başında her vakit bir mânevî yasakçıyı bulundurur. Cehennem hapsini ve gazab-ı İlâhîyi(ilahi azabı) hatırına getirmekle fenalıktan kolayca kurtarır.” Şualar.)

Tecavüz ve cinsel sapkınlık olaylarının nasıl önlenmesi gerektiğine dair reçete ortada. Fakat Türkiye’de laik-anti laik tartışmalarından tutun İslam hukukunun bir çok meselesinin doğru anlaşılmasına kadar toplum nezdinde aşılması gereken fikirsel sorunlar siyasi çıkarlar uğruna ya çarpıtılıyor ya da inkar ediliyor.İşimiz zor gibi gözüküyor.

Not: Son dönemde İslamiyet ya da Müslümanlarla ilgili sol kesim tarafından değişik filmler yapılmaya başlandı. Post-modernist başörtülü bir kızın anlatıldığı “Büşra” ya da Yimpaş faciasının anlatıldığı ‘Takiye: Allah’ın Yolunda” gibi. Fakat bu filmlerdeki dini konularla ve dindar tiplemelerle ilgili cahillik filmlerin adlarına kadar aksetmiş. Örneğin bahsettiğimiz ikinci filmin adı “Takiye” değil “Takiyye” olacak ve bu kelime Ehl-i Sünnet için değil Şia için kullanılan dini bir tabirdir ancak dinden nasipsiz ve habersiz insanlar bunu gazete lisanıyla sadece dindar kişilerin kimliğini saklama anlamında kullanabilir. İhsan KABİL’in Büşra filmi için yazdığı şu eleştiri ve analiz de kayda değer

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

EJDER KAPANI’NDAN SİİRT’E GİDEN YOL” için bir yorum

  • 05/05/2010 tarihinde, saat 01:30
    Permalink

    Seven(7) adlı meşhur bir seri katil filmi vardır. Orada seri katil yedi büyük günahı işleyenleri öldürür. (İşin tuhafı sonuncusu da kendisidir) Bu iş için görevlendirildiğini vs söyler. Bu filmde bu tarz bir şey yok anladığım kadarıyla. Seri katilin çıkış noktası ne???
    Öbür taraftan meselelerin çoğu tarihi bir süreç içerisinde ve dünya çapında. Globalizasyonla da bu had safhaya ulaştı.
    Bizde ise tanzimat döneminden pek de farklı olmadığını düşündüğüm bir saflaşma var fikri boyutta.
    e peki ne olacak… daha büyük resim nedir.
    artılar eksiler bir matematik işlemi??.. görebildiğim kadarıyla bir ortalamaya doğru gidilecek gibi..
    -o zaman oraya angaje olalım.
    işte insanı bir şey söylerken kırk defa düşündüren bakış açısı. tesbit yaptık fetva vermedik.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız