EĞİTİMDE DRAMA (الدراما في التعليم – Drama in Education )

Öğretmenlerin kişisel, mesleki ve sosyal gelişimine katkıda bulunmak amacıyla -bir grup gönüllü öğretmen tarafından- kurulmuş olan İGEDER’in çalışmalarını izlemekle kalmıyor aynı zamanda da karınca kararınca katılmaya çalışıyoruz. Bir bildiri ile katıldığımız III.Öğretmen Sempozyumu da çok velud, hareketli ve netice getirici bir sempozyumdu. Akademik olmasına rağmen hadi konuşalım dağılalım havasında değil aynı zamanda da bir şeyler yapalım denilerek somut adımların atıldığı bir organizasyondu. “Öğretmenler Odası” dergisi ise benim piyasada gördüğüm en iyi öğretmen dergisi. Derginin son sayısı çıktı. Bu dergide yer alan EĞİTİMDE DRAMA başlıklı yazımı sizlerle paylaşıyorum. Umarım faydalı olur.

Dramayı tek kelimeyle tanımlayacak olursak bir ‘oyun’dur aslında.

Eğitimde drama denilince akla eğitim, oyun ve tiyatronun birleşimden oluşan bir yöntem gelir.

Özellikle sözel derslerde kullanılan etkili bir teknik ve yöntem olarak eğitim ve öğretim hayatımızda yer almaktadır.

Tiyatronunda temelini oluşturan dramada oyunculuk ve sahneleme yeteneği, bir öğretme aracı olarak kullanıldığında sanatsal kalitenin aranmaması gereken unsurlar olur.

Bu yöntemi kullanırken öğrencilerden üst düzey oyunculuk ve diyaloglarında tonlama beklemek, aya işaret eden parmakla meşgul olup aya bakmamak gibi bir durumdur.

Oyunculuğun hakkının verilmesi gereken piyes ve skeç gibi faaliyetlerde ise sahnenin öğrenci için ne anlama geldiği de uzun uzun düşünülmeli.

Batıda 13 yaşından küçük çocukların sahneye çıkmasını sakıncalı gören düşünce sahipleri vardır. Örnegin Peter SLADE çocuğun yapacağı rol ya da rolünü yapacağı karakterin özelliklerini hazır almakla hayal gücünü sınırlandırıp gösteriş yapmaya cesaretlendireceği ve bunun da samimiyeti öldüreceğini ileri sürer. (Sh. 21 Kendi Oyununu Kendin Yap – Tülin Sağlam – Deniz Kitabevi – Ankara, 2007)

Aslında dramatize edilmiş sahnelemeler ve oyunlar, kurallarına riayet edilirse, hem öğrencinin kişilik gelişimine hem de bilgi açısından daha etkili beslenmesine yardımcı olabilir.

Çocuğun evde ya da sokakta oynadığı oyunlar tabiri caizse içtimai mektebidir. Paylaşmayı, dostluğu, saygıyı ve empatiyi arkadaşlarıyla beraber bu oyunlar sayesinde öğrenir.

Mahalle kavramının bitmesiyle sokaklardan çekilen çocuk oyunları şimdilik okul ortamlarında icra edilirken artık asıl işlevi olan ‘sosyalleşmeyi’ ve ‘paylaşmayı’ sağlayan özelliklerinden soyutlanarak yavaş yavaş bilgisayar ekranlarında gerçekleştirilen bireysel faaliyetlere dönüşmektedir.

Artık online dünyaya taşınan oyun unsuru zannedildiği gibi boş vakit geçirme aracı olmaktan çıkmış, değişik huy ve düşünceleri empoze eden argümanlar hâline gelmiştir.

Bu oyunlarla ilgili tekliflerimiz ve düşüncelerimizi başka vakte talikan asıl konumuza geçelim.

Oyun ve dramatik oyunlarda iki hedef gözetilir;

1-Kişisel gelişim (Özgüven, Empati kurabilme, Saygı)

2- Bilgi aktarımı ve kazanım.

Örneğin bildiğimiz gibi çocuklar sokak oyunlarında kurallara tam bir samimiyetle uyarlar ve bu oyun kuralları onların hayatlarında en ciddiye aldıkları prensiplerdir. Böylece çocuklar toplumsal hayatta ki kurallara da hazırlanırlar.

Dramatize edilmiş bir oyunda oynayan öğrenci bu sayede neler yapabileceğini fark edecek, kendisini ifade yolunda bir özgüven kazanarak başkaları gibi düşünebilme yeteneğini de kazanabilecektir. Yapacağı empati ona daha sonra s-empati’yi getirecektir.

Dramatizasyonun eğitimde kullanılacak yerel unsurları bu anlamda önemlidir.

Eğitimde drama batı dünyasında çok önceden keşfedilmiş ve uygulamaya konulmuş bir yöntemdir.

Örneğin Prof. Dr. Edgar Dale’ın yaşantı konisinde görüldüğü gibi, drama istenilen anda yaşanılması mümkün olmayan bir takım olayların, öğrencilerin temsil etmesi suretiyle yaşadıkları bir deneyimdir ve eğitimde en etkili unsurların başında gelir.

Akademik bilgiye ihtiyaç duyanlar için ‘Dale’nin Yaşantı Konisi’ni verelim.

Dale’nin dramayı en etkili yöntem olarak ortaya koyması yaşantı konisinden de anlaşılacağı üzere çok sayıda organın öğrenme eylemine iştirakinden kaynaklanmaktadır.

Batıda eğitim sistemine yerleşen eğitimde dramının kullanımı, akademik tartışmaları da beraberinde getirmiş bir konu.

Bizde bu yazıda kendi değerlerimizden yola çıkarak işin teorisiyle beraber uygulamasına da eğileceğiz.

Eğitimde dramatizasyon konusunda bazı öğretmenlik deneyimlerimi de paylaşacağım.

İlk önce dramatize edilerek işlenecek bir derste dikkat edilmesi gereken noktalar var.

Burada öğretmenin sınıf şartlarından konunun zorluğuna kadar bir çok bileşeni göz önüne alıp bir düzenleme ve senaryo ile yola çıkması gerekir.

Top tamamen öğretmendedir ve onun yeteneği bu işin başarılı olma şartının olmazsa olmazıdır

Sosyal derslerden iki örnek verelim.

Örneğin genel bir çerçeve çizerek ayrıntıya inmeden bir faaliyet örneği verelim;

İlköğretimin ikinci basamağı ya da Orta öğretimde Tarih dersinde Karlofça antlaşmasından tutun Mudanya antlaşmasına kadar herhangi bir antlaşmanın maddelerini sınıfta canlandırarak öğrencilere vermek istediğinizde şunlara dikkat etmeniz gerekir;

-Öğrencileri iki tarafa ayırırken görüşme yapan heyetleri kalabalık tutmakta fayda vardır. Örneğin 3’erli gruplar halinde.

-Bu gruplarda tarihi antlaşmalara imza atan Türk tarafı ya da karşı tarafın isimleri ile tarihi antlaşmayı canlandıran öğrencilerin isimleri zihinlerde yer değiştirebilir. Öğrenci Mehmet’in, Aysel’in söylediği maddeler diye aklında tutar. Buna dikkat etmeli ve oynayanlara tarihi şahsiyetlerin ya da tarafların adıyla hitap etmesi sağlanmalıdır.

-Bu deneyimi sadece oynayanlar yaşayacağı için izleyen öğrencilerin olayı kavraması istenilen düzeyde olmayabilir bu yüzden sınıf sayısı düşükse 6’şar dakika gibi sınırlandırma ile tüm sınıf 2’şerli gruplar halinde oynatılabilir.

-Kesinlikle iyi oyunculuk gibi dramatizasyonun olmazsa olmazlarına dikkat edilmez. Oyunculuğun bir önemi yoktur.

Şimdi de İlköğretimin birinci basamağına ait Din dersinden ayrıntılı bir örnek verelim. Günlük hayatımızda dini terim ve tabirleri öğreteceğimiz ders konusunu küçük dramatik oyunlarla sınıfta gerçekleştirebiliriz. Dersin konusu Selamüaleyküm, Elhamdülillah, Allaha emanet ol, Ezandaki cümlelerin anlamı gibi günlük hayatta sıkça duyulan kelimelerin dinsel ve (bence) etimolojik anlamları kullanım yerleri ve kullanış biçimleridir.

-Sınıfta ilk önce istekli öğrenciler seçilir.

-İki öğrenci tahtaya çıkartılır ya da durumu uygun değilse sadece bir öğrenci oturduğu yerden oynar diğeri ayakta oynar. İsteksiz öğrencinin oturarak oynatılma sebebi öğretmenler olarak hepimizin bildiği gibi kimi öğrencinin tahtaya çıkma korkusu ya da kılık kıyafetinden, ayakkabısından v.s utandığı için sınıfın karşısına çıkamaması gibi durumlarda gerçekleştirilir. Bu ilk basamaktan sonra öğrenci yaptığı işin zor olmadığı görünce bir daha ki oyunda tahtaya daha kolaylıkla ve kendine güvenerek çıkabilecektir.

Şimdi örneğimize geçelim.

Bir öğrenci manav diğer öğrenci müşteri olur.

Müşteri öğrenci selamla girer fiyat sorar

‘Selamünaleyküm’

‘Aleykümselam’

‘Karpuz kaç lira?’

‘3 lira’

‘Maşallah maşallah karpuzunda güzelmiş. Bir tane ver’

‘Al?’

Manav parasını alır. Müşteri öğrenci;

‘Bereketini gör. Hayırlı işler’

‘İyi günler’

Konuya göre sayı çoğaltılabilir de.

Yolcu uğurlama konusu örneğin.

Abisini otobüse bindiren çocuk ile anne ve babası.

Abi otobüse binerken konuşurlar;

Abi; Allaha ısmarladık.

Kardeş: Allahaısmarladık.

Baba: İnşallah sağ-salim gider sağ salim dönersin

Abi:Allaha emanet olun.

Anne; Sende oğlum Allah yolunu açık etsin

Burada dikkat edilirse diyaloglar kısa tutulmalıdır. Önceden verilmezse diyaloglar sınıfta hazırlıksız olan öğrencinin kapasitesine göre düzenlenmelidir.

Her oyun bittiğinde diğerine geçilmeden oyuncuların diyaloglarında ki kelimelerin anlamları tek tek sınıfa sorulur.

Oyun kısa süreli olduğu için sınıfta her öğrenci oynatılabilir.

Bunlar basit örnekler fakat eğitimde dramanın yerinde ve zamanında kullanılmasının öğrencilerin derse katılımını arttırdığını gördüm.

Özellikle eğlenerek öğrenen öğrenciler bu sayede hem derse hem de işlenen konuya daha çabuk ısınmaktadırlar.

Burada tek dikkat edilmesi gereken kötü örneklerin canlandırılmamasıdır. Gerçekleştirilecek dramatizasyon olumlu ve müspet örneklerden verilmelidir.

Not:Bu yazı İGEDER tarafından çıkartılan “Öğretmenler Odası” dergisinin 4. sayısında yayınlanmıştır.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız