EFSANE YÖNETMENDEN BİR İNCİL GÜZELLEMESİ ‘HAYAT AĞACI’ (THE TREE OF LİFE)

Efsane Yönetmen Terrence Malick’in son filmi ‘Hayat Ağacı’ (The Tree of Life) Cannesden Altın Palmiye’yi alınca daha büyük bir merakla beklemeye başlamıştım ama ne yazık ki hayatın bu kadar meşgalesinden sıyrılıp ta gösterime girdiği anı yakaladığımda sadece İstanbul’da 3 salonda gösterildiğini gördüm. Belki Ankara’da gösterilmiştir ama neticede filmi büyük perdede izleyememek bir eksiklikti çünkü sinematografisi, efektleri ve müziğiyle sinemada izlenildiğinde beğensenizde beğenmesenizde belleğinizden kolay kolay silinmeyecek bir eserle karşı karşıya olduğunuz belliydi.

Filmi nihayet online’da olsa izledim.

Kimi yerleri sıktı kimi yerleri düşündürdü.

Filmin konusu kısaca şu;

1950’lerde geçen film üç çocuklu bir aile O’Brienlere odaklanarak zamanla birlikte değişen değerlerin ağıtını tutmakla birlikte özellikle merhametsiz baba figürü ve merhametli anne figürüyle sizi kainatın yaratılışını gösterdiği sahnelerin ışığında ‘Neciyiz, nerden geldik nereye gidiyoruz’ sorularıyla düşünmeye davet ediyor.

Filmde geçen, “Ne olduğunu sormayacaksın. Baban diyorsa güvenecek ve yapacaksın.” Ve “Babamız bize…neden zarar veriyor?” gibi diyaloglar teslis inancı açısından bu anlamda dikkat çekici.

Zaten filmin resmi sitesinde giriş Baba’nın Yolu (The Father’s Way) ve Anne’nin Yolu (The Mother’s Way) şeklinde ikiye ayrılmış.

Bu ayrımı da filmin girişinde bahsedilen, ‘tabiat’ı temsil eden anne ve’ erdem’i temsil eden baba yani tanrı figürüyle bize bir tablo sunmaya çalışmış. Bunun tam terside düşünülebilir. Yani Baba ‘Doğa’ Anne ‘Erdem’ gibi.Yönetmenin derdi merhametsizlik gibi gözüken ölümler ve ayrılıklar ile(filmde O’Brien ailesinin 19 yaşındaki oğulları ölür) merhamet gibi gözüken yaratılış ve hayatı nasıl bağdaştıracağımız.

“Rahibeler bize hayatta iki yol olduğunu öğretti. Ya doğanın yolu….ya da erdemin yolu. Hangi yolu izleyeceğinize siz karar verirsiniz. erdem, istediği gibi hareket etmeye çalışmaz. Hafife alınmayı, unutulmayı, sevilmemeyi kabullenir. Hor görülmeye ve yaralanmaya razı gelir. Doğaysa sadece istediği gibi hareket eder.”

Netice de kainatın sırrını bu ikilemden yola çıkarak çözmeye çalışsa da bu kudretin karşısında bize fazla lafda düşmez diyerek ilahi kudretin gücü karşısında bize bir dilsizlik hali yaşatmak ister kainatın yaratılış sahneleriyle.

İşte bu sahne


Hayat Agacı (Kainatın Yaratılışı Sahnesi) ile tercumaniahval

T.Malick filmin her yerine sinmiş olan ‘ölüm ve hayat ikileminde tüm bu olanlar niçin oluyor zevk neşe vermek için mi acı çektirmek için mi?’ sorusuna filmin başlangıcında bizlere gösterdiği İncil’den aldığı şu ayetlerle cevap veriyor;

“4 “Ben dünyanın temelini atarken sen neredeydin? Anlıyorsan söyle.

5 Kim saptadı onun ölçülerini? Kuşkusuz biliyorsun! Kim çekti ipi üzerine?

6 Neyin üstüne yapıldı temelleri? Kim koydu köşe taşını,

7 Sabah yıldızları birlikte şarkı söylerken, İlahi varlıklar sevinçle çığrışırken?”
Job 38:4-7 (yani bizdeki Eyüb a.s’ın adının olduğu bölüm)

Filmi çözmek , yönetmenin derdini anlamak için Hristiyan teolojisini ve İncil’i iyi bilmek gerekiyor.

Bu da bizi yorar.

Bir Müslüman olarak usta yönetmenin bu kadar acılar çektiğini gördükten sonra yaratılış ve tevhid üzerine kendisiyle konuşmayı çok isterdim. Çünkü filme yaratılış ağacı dememesi eksi iken İslam kültüründe de İsm-i azam olduğu söylenen Hayy isminden yola çıkması bu eksiklikle beraber artı bir yön gibi geldi bana.

Filmde yönetmen yaratılışın muazzamlığı karşısında bizlerin bu dünyada ne aradığımızı kesin ve net cevaplar vermeden Hristiyanlığa yakışır şekilde süflü bir hüzünle sonlandırıyor filmi Kuranda bulduğumuz o ulvi hüzünden uzak bir tarzda.
Bu yüzden ümit ve neşve vermiyor film.

Satır aralarına girdiğimizde konuşacak çok şey var neticede aynı çizgiden neş’et den kitabi dinlerin evlatlarıyız orada ki teslisden kaynaklanan çarpıklık sinemayada yansıyor ama böylesine açıktan bir Yaratan ve Hayat üzerine düşünmeye çağıran filmin olması da beni ümitlendirdi.

Özellikle T. Malick’in dedesinin İran’ın Urumiyye şehrinden ABD’ye göçmüş bir müslüman olması onun adına beni daha da ümitlendirdi. Adındaki Malick’in c’sini atın zaten kendini belli eden bir isim.

İnşallah yönetmen çıktığı bu fikirsel yolculukta tevhide ulaşır.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

EFSANE YÖNETMENDEN BİR İNCİL GÜZELLEMESİ ‘HAYAT AĞACI’ (THE TREE OF LİFE)” için 5 yorum

    • 29/12/2011 tarihinde, saat 13:32
      Permalink

      yahu sadece bunu demek için yorum yapmak da enteresan. türkçede böyle kullanılıyor ne yapalım yani.

      Yanıtla
  • 17/08/2014 tarihinde, saat 03:39
    Permalink

    Eyüb’ün Kitabı ve sözünü ettiğiniz pasajlar, İncil’de değil, Tanah’tadır.

    Yanıtla
    • 23/08/2014 tarihinde, saat 13:50
      Permalink

      Uyarınız için tşkler yazarımıza iletilmiştir

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız