EDGE OF DARKNESS-İNTİKAM PEŞİNDE

 Yapım BBC film. Yönetmen Golden Eye, Casino Royale gibi Bond filmlerinin de yönetmenliğini yapmış Martin Campbell. Başrollerde Braveheart, Patriot gibi filmlerle İngiliz karşıtı bir imaj çizen Mel Gibson. Bu denklem bir defa sonuna kadar izletir filmi.. nedir, ne oluyor yahu?..

Üstelik senarist de Cennetin Krallığı, Departed, Body of Lies filmlerinin senaristi William Monahan. edge

Bütün bunların üstüne film beklenenden çok yavan onu belirtmeliyim. Çoğu şey lafla anlatılıyor, durağan ve Mel Gibson işte izleyin havasında çekilen çok sahne var. Ölen kızı ile durmadan konuşuyor, bir de karşılıklı. Üstelik bu gayet sıradan olağan bir şeymiş gibi veriliyor.  Karşılıklı konuşma?.. Ne yani siz yapmıyor musunuz, ölülerle konuşulabilir yahu.

İşte bu filmin en çok üzerinde durduğu adeta Mel’in kızına bağlılığı filmin en yüzeysel, yapmacık şeyi olunca sormaya başlıyorsunuz. Nedir, Mel Gibson’un anti İngiliz imajını bitirmek için mi çekilmiş bu film.  Yoksa diziye bağlılık mı bu derece sırıttırdı bu meseleyi. Edge of Darkness diye bir dizi var evet. Bafta ödülleri almış BBC yapımı ve yönetmeni de Martin Campbell

Tabii o dizide neoconlara atıldığını pek sanmıyorum.  

Evet, gelelim asıl olaya şimdi de..

Filmde neoconlar bir tesiste nükleer bomba yapıyor ve bu bomba cihatçı müslümanların üzerine atılabilecek şekilde yapılıyor. Yani onlar yapmış gibi olacak. Bir sahnede şirketin patronu Jack Bennet bunu aynen bu mealde dillendiriyor. Ama aynı zamanda sadece orada bir an ağızdan çıkmış bir söz bu. Üstelik başka bir bağlamda..

-Yapman gereken, en küçük şeylerin bile cihatçıların nükleer bombası gibi algılanmasını sağlamak..

Soru sorulunca bu konsept doğrultusunda gizli bilgi der geçersin gibi..

Yani bu bomba ne tür bir senaryonun sonucu ya da gereği bundan hiç bahis yok. Kız cdde başka bir ülkenin silahıymış gibi düzenlendiğinden bahsediyor ama nedir. Cihatçı müslüman diye bir şey yok zaten filmde. Sadece çevreci bir örgüt ve nükleer silah yapan (büyük ihtimalle) bir şirket var reel olarak. Haa bir de Massachusetts.. Filmin adı bu bile olabilirmiş bu arada; Massachusetts.. Senatörün ağzında sakız “arge Massachusetts ekonomisi için çok gereklidir” falan. Yok bir de durmadan herkesin söylediği bir söz var. “Massachusetts’de de her şey yasak..” Yok silah bulundurmak yasakmış, açıktan içki yasak. İngiliz bu yasağı takmıyor.  Ve dikkat şöyle diyor

-Çay partisi için geri ödeme…

edge_of_darkness06

Çay partisi mi, o da ne?… Çay partisi.. neyse buna geri döneceğiz ama önce şu İngiliz. Gizemli biri, CIA’ya çalışıyormuş gibi bir izlenim var. İşlerin anlaşılmaz hale gelmesini sağlarmış, A’yı B’ye bağlamamızı engellermiş falan kendi ifadesiyle.  Ona İngiliz diyen –aksanından dolayı herhalde- Mel Gibson. O zaman şirketin patronu hayli hayli İngiliz. Ve şu çay partisi, tarihte Boston çay partisi diye bir olay var. Kraliyetin aşırı vergilerinden bunalan Bostonlular çay balyalarını denize atar. Ve Amerikan bağımsızlık savaşına giden süreç başlar. İngiliz buna atıfta bulunuyor.

Filme boyut kazandıran şeyler işte hep böyle şifreli adeta. Gerçi Bush kabak gibi veriliyor da.. Şirket patronunun masasında Bushla, Dick Cheney’le  falan çekilmiş fotoları var. “Enteresan arkadaşlarınız varmış” diyor Mel Gibson.

Peki mesele nedir, evet. Dediğimiz gibi faturayı neoconlara kesmek. Blair yok mesela.. Bush var. Adam zaten geçip gittikten sonra “yuh size” gibi bir şey. Pis işler yapan İngiliz duruş olarak hep asil bir havada veriliyor öte yandan. Tam bir baba adam tipi, Jedburgh.. En son senatör ve taifesine “en çıkar yolu” gösterdikten ve onları sevince boğduktan sonra öldürüyor mesela.

Aslında bu insan faktörü hoşuma gitti. Herşey masa başında halledilebilir, en şeytani planlar satrançlar vs. Ama biri çıkıp sırf insan olduğu için bu planı bozabilir. İngiliz senatörü öldürmeden önce şöyle diyor.

-Bu ülkenin sorununu biliyorum. Hakettiği şekilde yönetilmiyor..

edge4

Ve aynı İngiliz sıkı durun herkesi vurmuş çıkarken polis memurunu vurmuyor ve soruyor.

-Ailen var mı, çocuğun var mı?..

Silahını indiriyor ve polis onu vuruyor. Asalete bakın.

Ama zaten ölecekti, doktor öyle demişti.

Asalete bakın dedim!!!

Bu çocuğu olmak olmamak mevzusu da diyaloglarda çokça kullanılan bir şeydi zaten. Ama senaristin asıl mahareti bence.. muvazzaf polis arkadaşı Mel’in evine gelir. Ona bir takım telkinlerde bulunacaktır, kötü adamlara bulaşmaması için. Ve şöyle der, dikkat..

-Göründüğü gibi değil Tommy, asla da değildir. Olan, nasıl görünebilir yapıldığıdır.

Film kötü anglosaksonlara karşı iyi anglosaksonlar gibi bir imaj çiziyor. Halbuki çözüm siyasetten geldi, Obama seçildi. Buna en ufak bir gönderme yok. Yoksa mesele bunu yok farz etmek mi?….

Dizide öyle bir şey yoktu ne yapalım ya..

edge-of-darkness

Bu arada Mel’e de dikkat, bu hızla yeni James Bond olursa şaşırmam..

……..

Tabii bir de tarihi gerçekler. Massachusetts’te 1972’den beri Cumhuriyetçiler senatörlük kazanamamış. Peki ne zaman mı kazanıyorlar, Edge of Darkness vizyona girmeden on gün önce…….

http://www.turkishny.com/headline-news/2-headline-news/22713–massachusetts-eyaletinde-yaplan-secimi-cumhuriyetci-aday-scott-brown-kazand

http://www.imdb.com/title/tt1226273/releaseinfo

Bu arada seçim Obama’ya tam destek veren Ted Kennedy’den boşalan -25 Ağustos 2009’da öldü- senatörlük için yapılmış, anti parantez.

İş iyice anlaşılmaz oldu ama şimdi bak..

Yoo gayet anlaşılır oldu….

Son olarak filmin Ted Kennedy’ye “ilişkin” çok enteresan bir sahnesi var. Kennedy’nin hayatında çok kritik bir olay var. Arabasıyla göle uçuyor ve bir kızın ölümünden -sarhoş araba kullandığı şüphesiyle- sorumlu tutuluyor diyelim, böyle söylentiler çıkıyor.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Edward_Kennedy

Filmin en aksiyonik sahnesi ise bunu çağrıştırmak istercesine adeta bir arabanın bir kızı savurup atması ve sonrasında Mel’in kurşunlarıyla gölü boylaması. 

Yine o kritik lafa dönelim şimdi. “Göründüğü gibi değil Tommy, asla da değildir. Olan, nasıl görünebilir yapıldığıdır.”

Ya da “yahu Kennedy’den ne zorunuz var sizin???..”

edge_of_darkness_10_wenn2724352

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

EDGE OF DARKNESS-İNTİKAM PEŞİNDE” için 3 yorum

  • 02/03/2010 tarihinde, saat 10:09
    Permalink

    Dehşet bir yazı bir filmden de öte müthiş çözümlemeler.

    Yanıtla
  • 02/03/2010 tarihinde, saat 10:45
    Permalink

    Bu eleştiriyi okuduktan sonra İNTİKAM PEŞİNDE filmi neyin intikamı peşinde diye insan kendine sormaktan alamıyor. İlginç

    Yanıtla
  • 03/03/2010 tarihinde, saat 21:34
    Permalink

    Tam da Türkiye’deki dönen dolapları anlatır biçimde.==>Vurucu ifadesi:Olan, nasıl görünebilir yapıldığıdır.
    Ergenekon’a rağmen sinema izlemek güzel şey olsa gerek.Hadi hayırlısı abe!

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız