DÜNYAYI KİM YÖNETİYOR? ALLAH’IN KRALLIĞI

Esirgeyen Bağışlayan Allah’ın adıyla..

Bir süre önce bir arkadaşım bir kitaptan bahsetti ve müthiş şekilde kınadı, kitabı hiç okumadığı halde sadece adından dolayı. Kitabın adı ise Allah’ın Krallığı idi. Ben ise yine kitabı okumamama rağmen bu ismi sevdim ve savundum. Çünkü tam da aslında çok eleştirilmesi gereken bir konuyu vurguluyordu. İnsanlar dünya hayatında Allahın hakimiyetini görmüyor, düşünmüyor. Bu ya bizim gerçekleştireceğimiz bir şey veya öbür dünyada olacak bir şey. Veya sadece tabiatta sözkonusu. Yani, normalde şu anda yok. 

Özellikle siyaset, politika, aklı maaş endeksli düşündüğü için insanlar, Tevhid noktasında bir derinleşme olmadığı için, bu adeta teorik kaldığı için, formüle edilemediği için vs. Allah’ın hakimiyeti diye bir şey sanki pratik olarak yok. Konuşmalarda, ifadelerde, öngörülerde hiç böyle bir şey hissedilmiyor. Şu şunu yaptı, bu bunu yaptı, şu planladı, bu planladı, komplo, şu bu üzerine hep konuşmalar. Üstelik bu sadece bugün için değil, tarih için de sözkonusu. Tarihte de hep kişiler, işler sözkonusu, Allah sözkonusu değil. Şu olay niye şöyle oldu denildiğinde, ekonomik, politik, milli, kişisel sebeplerden başkası zikredilmiyor. Elbette birisi çıkıp bir ayet kesinliğinde “Allah şunu şöyle yaptı” diyemez. Ama bu, “sebepleri bu kadar mutlaklaştırmanın bahanesi mi yapılmaktadır” o da bir soru işaretidir. Çünkü yapılan izahatlara da kimse itibar etmemektedir. Örneğin bknz.  Tevhid’in her konuda işi Allah’a götüren bir sistematik olduğu unutulmaktadır. Sonsuzdur, sınırsızdır, zamansızdır gibi ifadelerle görünürde “büyük bir tenzih” yapılmakta lakin pratikte hiç adı bile geçmemektedir. İşte bahsettiğim arkadaşın “Allah için nasıl kral denir” mantığı da bunun bir sonucudur. Büyük bir tenzih sözkonusu “kral da nedir?” Halbuki Kuran’da direkt Melik diye Allah’ın ismi var. Allah gökleri ve yeri altı günde yarattığını söylüyor. Ama insanlara göre ille de Allah için zaman yok. Bu kitap da anladığım kadarıyla bu sorulara odaklanmış, acaba biz Allah’ı Kurana göre mi tanıyoruz, kelam-felsefeye göre mi?

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız