DÜNYADA ÖLDÜRÜLEN TANRI AFGANİSTAN’DA TOPRAĞA VERİLİYOR!

İnsanlık sadece Tanrı’yı öldürmedi. Güveni de öldürdü.

Hiç kimse yarınlara dair güven duyacak bir ‘dal’ bulamaz artık. Bu dal parçalandı; -‘din’ ‘devlet’ ‘insanlık’ ‘medeniyet’ her neyi “yükselen değer” görüyorsanız- kıymıkları her bir insanın kalbine batıp acı veriyor.
Dünyanın süper gücü olan iki devlet, sırasıyla Sovyetler Birliği ve USA (Amerika) Afganistan’a medeniyet getirmek için girdi. Milyonlarca insanı öldürdü, evsiz, umutsuz, vatansız bıraktı. Nice zülüm, savaş ve gözyaşından sonra Afganistan’dan elini eteğini çekiyor bütün devletler.

Afganlılar, gelen dehşetin korkusundan ne olursa olsun bir başka ülkeye kendilerini dar atmak için büyük bir kaosa hayat verdiler.

Bugün Afganistan olarak baktığımız sembolün aslında “Dünya” olduğunu anladığımızda bütün insanlık birbirini ‘nefret’le öldürme yarışına gireceğine emin olursanız ancak o zaman hayatta kalacaksınız.
Hayır, Taliban halkından (ve/veya) Çin’den) bu kadar destek görmese bütün dünya devletlerinin ortak koalisyonunu yenemezdi. Böyle bir şüphe payı bırakalım yine de. Taliban öldürecek, kadınlara hayatı zehir edecek diye bir ‘dehşet senaryosu’; gerçek olaylardan daha etkili bir korkuya vücut veriyor.
Afganistan’a hayatı zehir eden Taliban.
Peki, dünyaya hayatı zehir eden ne? Pandemi, iklim krizi, sömürü, göçler, insanlar ve ülkeler arasındaki gelir uçurumu…

Dünyada büyük hikâyelerin sonuna gelindiği ilan edildiğinden beri, insanlığın inanacağı, güveneceği, umut bağlayacağı bir ‘kahraman’ yok artık.

Bu ister din kahramanları Mesih, Mehdi, Luther, Evliya, Müceddidi Elfi (Binyılın Yenileyicisi),
Siyasi kahramanlar İskender, Attila, Cengiz, Roosevelt, Bismarck, Lenin, Mustafa Kemal, Ghandi,
ister bilim insanları İbn Sina, Newton, Kant, ister ideolojik öncüler Marks, Adam Smith, Ricardo’lar, yok artık.
Kim neye inanacağını, kime güveneceğini, doğruları kimin dile getirdiğini bilmiyor, güvenmiyor, inanmıyor. Hatta insanlar, hayatı söz konusu olduğu halde ‘aşı’ konusunda güveneceği bilimsel bir otorite bile yok.
Postmodernlik, posttruth, doğu-batı dengesizliği, güney-kuzey ayrımı insanlığı bir kaosa sürüklüyor.
Hükümetler, siyasi partiler, din/bilim/ideolojik insan evlatlarına olan güven kayboldu. Küçük bir ilçedeki hayat/memat meselesinde bile ittifak/uzlaşma/ortak bir çözüm görünmüyor ortalıkta.

Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, şeriat, hukuk, İnsan hakları evrensel beyannamesi hiçbir şeyin teminatı değil. İnsan her şeyin istismarında zirveye çıktı.
Dünya bir kaosa gidiyor. Özellikle güven konusunda.
İnsanlar artık konuşa konuşa anlaşmıyor. Nefret saçıyorlar. Yarın ölüm ve lanet saçacaklar.
Birbirimize benzedikçe izlerimize kaleşnikofla şarjör boşaltıyoruz.

Sizleri sakin olmaya çağırıyorum kardeşlerim! Erdem ve ahlakı suskunlukla bulacağınız büyük eylemsizliğe davet ediyorum.

Felaket ve lanetler çoğalınca geriye bakmayınız, Lut’un karısı gibi!

Bir ağacın yanına bağdaş kurmayı deneyiniz. Konuşma perhizi, sükut takviyesi ilk yardım sayılacak artık.

Bu davet, kadercilik, pısma, kabullenme değil. Nasıl bir ‘lanet’in içinde olduğumuzu idrak etmeye, düşünmeye davet.

Mustafa EVERDİ
Edebiyatçı-Avukat

FACEBOOK HESABIMIZ