DİSTRİCT 9 (YASAK BÖLGE 9)

district9-4

District 9’u ilk gördüğümde –baskın ismiyle gösterilmişti, bir canlı izle sitesiydi-  “bu da ne ya, 8 tanesini görmedik 9.su oynuyor, bu da neyin nesi..”  demiş ve yüz vermemiştim.

Sonra İMDB’de ilk yüzde olduğunu öğrendim ve şaşırdım. Üstelik yeni vizyona girecekti ülkemizde. Yapımcı, Yüzüklerin Efendisi serisiyle meşhur yönetmen Peter Jackson. Bu filmin yönetmeni ise sağ kolu diye geçiyordu. Yeni Zellandalı biri  Neill Blomkamp.. Senaryoda da onun adı geçiyor. Neyse uzatmayalım sonunda filmi izlemeye başladım. Ve önce “Borat!…” sonra ise “Banlieue 13!….” dedim kendi kendime. Daha doğrusu hangisi önce oldu şimdi çıkaramıyorum.

Borat’daki gibi aktüel görüntüler ve kameramanla konuşup duran “şaşkın muhabir” pozisyonundaki başrol oyuncumuz.. Görevi ise uzaylı gettosunu boşaltmak. Bu da Banlieue 13 Ultimatum’daki mevzu. Halbuki tam da District 9’u ilk gördüğüm sıra izlemiştim bu filmi. B13U.. O da 2009 yapımı. Uyanamadık.. Filmin İngilizce adı bir de District 13’müş. İlk 2004’te yapılmış, 2009’daki yeniden çevrim.

District 9’la bu B 13 U çok farklı  filmler olmalarına rağmen omurga ve felsefe aynı, şaşırtıcı bir benzerlik var. İsimleri aynı bir defa ve mevzuya bakış açıları. Gettodakileri tutan bir bakış açısı bu. Gerçi District 9’da uzaylılar bu gettodakiler ama film sanki Kafka’ının Metamorfoz’u tarzında aslında tamamen dünyevi bir meseleye sahip. Bu arada; Metamorfoz adlı uzun öyküsünde Kafka, bir sabah uyandığında kendini böceğe dönüşmüş bulan bir adamın hikayesini anlatıyor. Herkes ondan uzaklaşıyor falan.. District 9’da da başrolümüzdeki “Borat” ilerleyen bölümde uzaylılara dönüşmeye başlıyor ve dönüyor Gregor Simsa’ya.. (Metamorfoz’daki ana karakter) Herkes ondan uzaklaşıyor falan..

 borat-high-five

Peki bu kadar başka şeylere benzemek bir handikap mı, bir zenginlik mi?.. Metamorfoz bir zenginlik gibi film onunla tansiyon kazanıyor, Borat bir yerden sonra sırıtmaya başlıyor. Banlieue 13 ise en kritik soru?.. Çünkü çok yakın zamanlarda vizyona girdiler ve B 13 Ubir yeniden çevrim açık açık.. O zaman “sen nesin” durumu oluyor. Ama açıkçası film öylesine düzgün bir atmosfer oluşturuyor ki.. Özellikle uzaylılar, konuşmaları, hareketleri.. Peter Jackson burada sazı eline almış gibi.. Ee King Kong, Yüzüklerin Efendisi falan.. Filmin o aktüel görüntülerinin içinde temiz bir işçilik, sırıtmayan efektler, şaşırtıcı derecede başarılı. Bir de tabii başrol, çok iyi gitmiş. Normal bir filmde yan karakter olabilecek biri sırıtmadan başrolü götürüyor. Daha doğrusu önceleri fazlasıyla “sırıtarak..”  Borat, malum..

Filmin Güney Afrika’da geçmesi de enteresanlık gibi.. Ama filmi izlerken yine Amerika falan sanıyorsunuz. Güney Afrika olduğunu vurgulayan pek bir şey yok. Zenci desen Amerika’da da var. Ama zencilere yönelttiği o ters bakış açısını Amerika’da geçen bir filmde yapamazdı tabii. Böylece neden Güney Afrika olduğu da anlaşılıyor. Zenciler, eskiden kendilerine reva görülen muameleleri rahatlıkla şimdiki “zenciler” olan uzaylılara yapılmasına adeta taraftar filmde. Onlara ilk “karides” diyen bir zenci mesela.. Sonra boşaltılsın edilsin diyen zenciler.. Onları sömüren zenciler.. Ve çete.. Zenciler hep kötü filmde..

metamorphosis2
Metamorfoz öyküsüyle ilgili bir görsel

Bir de filmde bütün o gerçekçi atmosfere rağmen sırıtan bir şey, bu kadar ileri bir medeniyet nasıl olur da dünyada bu duruma düşer. Açıklanmaya çalışılıyor ama hafif kaçıyor. Mesele “metamorfoz” peki diyelim. Ama bu adeta “zenci düşmanlığı” ne o zaman. Ona da insan doğası diyelim, bugünün Yahudileri de dünün mazlumlarıydı sonuçta. Firavun, Hitler, Endülüs’ü yok eden İspanya.. zamanının mazlumlarıydı.  Ama film, kimi ya da neyi savunuyor tam olarak. Metamorfozu yazan da Yahudi, Borat da Yahudi. Şu an, zencilerin ileride bu duruma düşebileceği midir mevzu. Ortada direkt düşen var. Şu an bu District 9’daki duruma en yakın olanlar kimlerdir diye dünyada bir kamuoyu araştırması yapın yüzde doksan Gazze çıkar. Eeeeeeee?.. Filmde buna dair bir tek gönderme yok, tam tersi tee Güney Afrika. Bürokrasinin soğukluğu, çıkarcılığı falan, filan tamam. Ama filmin samimiyetine gölge düşürüyor bu uzaklık, bu mesafe. Bu alttan alta da olsa zenci düşmanlığı.  

Film gele gele evine dönmek isteyen adam, evine dönmek isteyen uzaylı noktasına indirgenmiş ki hele, o aksiyon da aksiyon Banlieue 13 U’nun uydurmasyon mesajı bile çok daha iyi duruyor. İşin içine hiç olmazsa bir Müslümanı da katarak.. Abartılı, yapmacık da olsa bir toplumsal barış, mesaj arzusuyla.. Yani günümüzde yapılması gerekeni az buçuk da olsa yaparak….

Film işte tam da bu noktada çatırdıyor. Güya gerçekçi olmak adına diyelim gideceği yerlere gidemiyor. Güçlü bir toplumsal mesaj, barış mesajı vermiyor. Yahu gerçekçilikse eğer dediğim gibi uzaylılar gettoda hayvan gibi yaşayan mahluklar nasıl oldu. Düşünün bunların uzay gemileri var. Demek ki mesele gerçekçilik falan değil bir seçim. Ve bu anlamda güneşi göremiyor film.  

DISTRICT 9

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız