DEVRİN ADINI KOYMA

Esirgeyen Bağışlayan Allah’ın adıyla..

Tarih kelimesi vakti belirleme, vaktin belirlenmesi gibi anlamlara geliyormuş. Yani aslında tarihe bakıp bugünümüzü belirlemiş oluyoruz. Lakin mesele şu, bugünümüzü tarih mi belirleyecek biz mi? İşte dananın kuyruğunun koptuğu nokta. Onun için aklı maaş aklı maad ayrımını vurgulayıp duruyoruz.

Tarihin belli bir döneminde batı aklı bir sıçrama yaptı ve deizm-modernizm diyebileceğimiz bir tür din oluştu. Ve onun bizdeki uzantıları.. Bir de gelenek var. Bir süre gelenek modernizme, modernizm geleneğe adam taşıdı. Bu karşıtlık ikisine de yaradı yani ve şimdi tarihin modernizme –hedeflerine ulaşması anlamında- onay vermemesi sonucu postmodernizme geçildi. Buna, modernizm-gelenek barışı ya da az modernistler-az gelenekçiler dönemi de diyebiliriz. Tarihe bakınca bugün bu olmuş oluyor.

Öte yandan daha üst boyutta; İslami yaşantının, ruhun gerilemesi ve Ahir zaman kavramı öne çıkmakta. Yani kıyamete yaklaşılan bir dönem. Hz İsa gelecek, Mehdi gelecek vs.

Şimdi bu vakti belirleme işi bir yana, öyle ya da böyle vakti belirlediniz. Yapacağınız nedir, “yapılacak olan nedir?” meselesi var asıl. Vakti belirledik “o zaman neyse uyacağız, nokta” demek var, “vakti belirledik, o zaman şöyle yapmalıyız” demek var. Benim dikkatimi çekense şu, bu anlamda; gelenekçilerin bir kısmı bu işten razı, yani postmodernizmden. Çünkü gelenek az da olsa prim yapmış durumda, onun için hiç düşünmüyorlar bile. Altın bulmuş gibi sevinenler var çokça. Kimi gelenekçiler ise “vaktin değiştiği zamanları” gündeme getirerek, vurgulayarak “ah gelenek!” dedirtip yeni kazanımlar peşinde modernizme karşı. Kimisi ise hala modernizme çok karşı, tamamen geleneğin “eskisi gibi, tıpkısının aynısı olup” birden gelmesini ister durumda, çünkü gelenekçiler de modernizme fazlasıyla uymaya neredeyse modernizmi geleneğin içine alma durumuna geçmiş durumda (tabii kendileri de modernizmin içine geçme) Bütün bunlar da şunu gösteriyor ki nihayet, sorumuza dönersek; devrin adını koymak yetmiyor, sonuçta kararı veren hangi tür akıldır, asıl mesele o.

Mesela biz de diyoruz ki, işte “geleneği savunup durma” durumundan kurtulduk, modernizm karşısında. Tam da şimdi Manaya yönelme zamanıdır, ne var ne yok. Böylesi bir durum-şans insanlık tarihinde çok da fazla olmamıştır (hiçbir taktiksel-aklı maaşsal endişe yok, düşünsenize) antiparantez, belirteyim.  Yeterince “manacı” çıkmayacak onu da belirteyim. En azından hemen.. Ama ne kadarsalar o kadar olacaklar-olabilecekler güpegündüz. Ne gecenin karanlığı, ne gündüzün aldatmacası.. Bakalım ne kadarız gerçekten?.. “Uzayı fethedecek” kadar var mıyız? Gerisini düşünmeye gerek yok. Bence de devrin adı bu. En Olası Manacı Sayısı-Etkisi Ölçümü..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

DEVRİN ADINI KOYMA” için bir yorum

  • 28/08/2012 tarihinde, saat 20:47
    Permalink

    ilginç bir bakış açısı

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 6

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız