DERVİŞAN VE ARİFAN GERİ DÖNMELİ-SON

Örneğin başkanı olduğu bir vakfa elinde olan yedi tane dairesini bağışladığını(Ne gibi itirazlarla karşılaştığını ve günümüz insanlarının ne gözle baktığını varın siz tahmin edin) mal mülk ve kredisi namına her şeyi vakıf hizmetine sunduğunu anlattı.( Beni çocukluğumdan beri tanıdığı için

yıllar sonra görüşünce bu derece samimi konuştu yoksa yaptığı hayrın reklamını bu memlekette yapacak en son kişidir) Bu cömertlik aklıma İNCİL’de geçen bir hikâyeyi hatırlattı. Hikaye şöyledir;
-İsa öğretirken şöyle dedi: “Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının.
-Dul kadınların malını mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha ağır olacaktır.”
-İsa tapınakta bağış toplanan yerin karşısında oturmuş, kutulara para atan halkı seyrediyordu. -Birçok zengin kişi kutuya bol para attı.Yoksul bir dul kadın da geldi, birkaç kuruş değerinde iki bakır para attı.
-İsa öğrencilerini yanına çağırarak, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “BU YOKSUL DUL KADIN KUTUYA HERKESTEN DAHA ÇOK PARA ATTI.
-ÇÜNKÜ ÖTEKİLERİN HEPSİ, ZENGİNLİKLERİNDEN ARTANI ATTILAR. BU KADIN İSE YOKSULLUĞUNA KARŞIN, VARINI YOĞUNU, GEÇİNMEK İÇİN ELİNDE NE VARSA, TÜMÜNÜ VERDİ.”
MARKOS (LUKA bölümünde de geçer)
Onun fedakarlığı da böyleydi. Elinde yüz dairenin yedisini değil hepsini vermişti.
Biz tüm bunları anlatırken akıllara Türkiye’deki diğer cemaatler gelebilir ya da yazı boyunca ‘Ya bu Erbakan-Esad Coşan ihtilafında kimden yana tavır koyacak?’, ‘intisab-biat kavramlarından bahsedecek mi?’ diye bekleyenlerde olabilir ama bizim derdimiz adam yetiştirilmesine vesile olacak böyle hayırlı oluşumları desteklemek, makamı-sekreteri-ihaleyi görünce dini-imanı unutan tipleri çok önceden refüze edecek feraset sahibi ehl-i salah insanların önünü açmaktır. Soner Yalçın gibi tiplerin Hürriyet gazetesinde bu cemaatin içinden çıkmış kişileri kastederek “Bir lokma bir hırka yetmedi” sözünün önünü kesmektir. Ayrıca Türkiye’de bir çok vakıf ve cemaat var ama Hakyol vakfında beğendiğim bir özellik cemaat asabiyetinin olmaması . Sempatimin asıl sebeblerinden biriside bu. Şeyhlerini eleştirseniz bile sabırla dinleyip samimi olarak cevap veren insanlardır. Peki neredeler şimdi? Yok olmadılar elbette.Bu sene bir kıpırtı gördüm. Düzenledikleri yaz okulları ile yada dernekleşme çalışmalarıyla. Fakat Nureddin Coşan’dan bir haber yok. N. Çoşan halkın arasına karışmalı. Yani tek tek ziyaretlerle değil gariban Anadolu ahalisinin toplandığı bir evde vereceği vaaz-u nasihatlar ve irşad faaliyetleri ile hem indi ilahide daha makbul bir kul hemde istikbale yönelik attığı bu tohumlar ile Anadolu topraklarını baştan aşağı bir iman bahçesine çevirecek hayırlı bir iş yapmış olur.

M.Nureddin COŞAN

Cemaatten olsun olmasın rahmetli Esad Coşan’ı tanıyan o kadar çok insan vardır ki çünkü hoca herkesle muhatab olur makam mevki dinlemez kalbe bakardı. Keza Zahid Kotku hazretleri de o zor zamanda yaptığı hizmette adresi belliydi. Kapısı herkese açıktı.İsteyen onu gidip İskenderpaşa’da bulabilirdi. Belki akla Nureddin Coşan televizyona mı çıkmalı sorusu gelebilir. Televizyona çıkması da yetmez. Peygamberimiz Müslümanları mescide çağırırken vahyi ilahi ile belirlediği ezan sesinde unutulmaması gereken ince bir nokta vardır. Çan ya da boru gibi sun’i aracıları değil insan sesini tercih etmiştir. Tasavvufta da irşad bire bir yapılır. Belki kaybedecek vakitleri yoktur ama siyasetten uzaklaşırlarsa(çünkü bir çok ehl-i iman parti kurduklarını bile bilmiyor hala) pir ü pak, hasbi, ivazsız duruşları onlara çok puan kazandıracaktır ve Anadolu ahalisi çocuklarını, gençlerini terbiye olmaları için kendilerine emanet edeceklerdir. Bizler profesörümüzü, fabrikatörümüzü yeterince yetiştirdik ama ilmiye sınıfımız ölmek üzere. Birkaç âlim daha dar-ı bekaya irtihal eylese Allah korusun doğru düzgün Feraiz’den anlayan, miras paylaştırabilecek alim bulamayacağız. Baktığımızda bize giyimiyle, kuşamıyla, sakalıyla Allah’ı ve ahireti hatırlatacak dervişan ve arifan lazım. Yeterince çamura battık. Dünyaya tenezzül etmeyen müslümanlara ihtiyacımız var. Ve mazideki Hak yol vakfının gönüllüleri bu işin altından kalkabilecek yürek ve bilek gücüne sahip diriliş erleri olarak üzerlerine düşen vazifeyi yapmalıdırlar. Allah herkesin yar ve yardımcısı olsun.

SON

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

DERVİŞAN VE ARİFAN GERİ DÖNMELİ-SON” için bir yorum

  • 11/08/2009 tarihinde, saat 15:59
    Permalink

    Allah razı olsun, eline diline sağlık, duygularımıza tercüman olmuşsunuz.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 7

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız