‘CLİCK’AL ÖRGÜTLENME

(Paylaştığım bu yazı Memur-Sen’in akademik süreli yayını olan Sosyal Politika Dergisinin son sayısında yayınlanmıştır.El emeği göz nuru araştırma mahsulü bir yazıdır.İster dergiden isterseniz buradan kaynak gösterilmesi rica olunur)

Dünyada artık toplumsal değişimin merkezinde teknolojik gelişmeleri görüyoruz. İnternetin ve bilgisayarın yaygınlaşmasıyla adeta hayatın her alanında iş ve işlemlerin bu mecrada yapılması üretim biçimlerinden örgütlenmeye kadar bir dizi unsuru da etkilemiş durumda.

BU AĞLAR KİMİN AVCININ MI AVIN MI?

İnternetin mi insanları insanların mı interneti kullandığı tartışma konusu olabilir ama görünen o ki hayatı biçimlendirmenin ilk adreslerinden birisi internet ağlarıdır. Bireylerin ve toplulukların başta eğlence olmak üzere siyasi, ekonomik ve ideolojik amaçlı değişik platformlarda toplandığı bu dünyayı ağ toplumu olarak isimlendiriyoruz. Ağ toplumunun en önemli özelliğinin ise tüm dünyada iletişimi kolaylaştırması ve böylece ticari ya da sanatsal üretimden tutun herhangi bir yerdeki siyasi problemlerin çözümüne kadar hayatın her alanında zamandan ve mekandan bağımsız hareket edilerek sorunların üzerine gidilebilmesidir. Dünyada ekonomik gücü elinde bulunduran büyük şirketler yada devletler şüphesiz ki bu ağları istediği zaman kesebilir yada istediği şekilde manipüle edebilir bu da ağların özgürlüğe açılan, halkların birbiriyle bağlantı kurduğu bir iletişim aracı olmasını sonlandırabilir. Bilgi akışı ve ticaretin yine bu büyük güçler tarafından ağlara teslim edildiği bu dünyada böylesine kısıtlamalar kendisine de zarar vereceği için şimdilik sadece lokal bölgelerde ve kimi ülkelerde internet kısıtlamalarına şahit olmaktayız.

Artık bu ağ toplumunda yeni bir iletişim biçiminin aynı zamanda yeni bir diline de şahit oluyoruz. Bilgisayar ve internetin doğasından kaynaklanan dil ‘yeni medya’ ‘sosyal medya’ gibi kavramlarla ifade ediliyor. ‘Sanal cemaatler’ gibi eskiyle yeniyi mezcettiren tabirleri kültür dağarcığımıza hediye ediyor ve en önemlisi emeğin,ticaretin değişen yapısı karşısında ortaya çıkan haksızlıklarla mücadelede eski örgütlenme biçimlerinden farklı yeni örgütlenme biçimlerini de ortaya çıkartıyor.
Örgütlenme deyince akla ilk gelen kavramlardan birisi sendikadır. Sendikalar özellikle işçi sendikacılığı boyutuyla ön plana çıkmış yapılardı. Şimdi ise teknolojinin insansız üretim biçimleri işçi sınıfını eritirken bir yandan devletlerin özelleştirmeye giderek piyasa ekonomilerini büyütmesi başta ‘taşeron çalışanlar’ olmak üzere yeni bir çalışan profilini ortaya çıkarmaktadır. Nitekim “OECD ülkelerindeki 1960’da yüzde 35’lerde olan sendikalaşma ortalaması, 1980’li yıllarla birlikte gerilemeye başlamış ve 2010 yılında ise yüzde 20’lerin altına düşmüştür. http://www.oecd.org/statistics/ Türkiye’de ise 1988 yılında yüzde 22 olan sendikalaşma oranının 2013 yılında yüzde 9’lara gerilemesi sendikalaşmadaki büyük düşüşün ülkemizde de yaşandığını göstermektedir(ÇSGB, 2013). Burada bahsedilen rakamların işçi sendikacılığıyla ilgili olduğu unutulmamalıdır.(1)Kamu çalışanlarına ait sendikal faaliyetler ise yükselen trendleriyle yeni bir hak savunma platformu olarak dikkat çekiyor. Öyle ki Türkiye’de 2002’den bu yana 2013 itibariyle 2 milyon 135 bin kamu görevlisinin 1 milyon 468 bini sendikalı. Sendikalaşma oranı yüzde 69’a ulaştı. (2)

Liberal politikalar karşısındaki bu savrulma değişik alanlarda çalışan emekçiler açısından yeni mağduriyetler ortaya çıkartırken bununla mücadele yolunda da yeni örgütlenme stratejileri ortaya çıkartmaktadır. Örneğin büro işlerinde çalışan ‘Beyaz yakalı’ sınıf bile sözde imtiyazlıyken artık günümüz dünyasında iş güvencesinden uzaklaşan yeni bir mağdur sınıfa işaret etmektedir. Hizmet sektöründen tutun teknik yetenek gerektiren iş dallarına kadar çeşitlenen bu yeni sınıf fabrikalarda değil artık plazalarda örgütlenmektedir. Esnek çalışma koşulları sebebiyle giderek güvencesizleşen ve sınıfsal örgütlenme olanaklarını da kaybettiği görülen yeni beyaz yakalılara artık prekarya(1) denmektedir. Örneğin yeni bir sınıf olan prekaryanın örgütlendiği http://plazaeylemplatformu.wordpress.com/ bu konuda ilginç bir örnektir. (3)

Kendilerini kısaca PEP (Plaza Eylem Platformu) olarak tanıtan grup ‘Turnikeler Ayırır Meydanlar Birleştirir sloganıyla örgütlenmelerini sürdürmektedirler.

ÇEVRİMİÇİ ONLİNE EYLEM

Yine internette sosyal medya vasıtasıyla yapılan eylemlere de rastlıyoruz. Siyasetçilerin yada örgütlü güçlerin tweeter mitinglerinden tutun facebooktaki çevrimiçi eylemlere kadar sanal alemde sağlamak istedikleri sayısal üstünlük meydanlara kalabalıkları toplamak kadar önemli bir hale gelmiş bulunmaktadır. Konuyla ilgili ‘AĞ TOPLUMUNDA ÖRGÜTLENME: FACEBOOK’TA ÇEVRİMİÇİ TEKEL EYLEMİ’ başlıklı bir çalışmada ‘Ağlara dayalı ve ağlar yoluyla işleyen bir toplumun yine ağlar üzerinde örgütlenmesi ise kaçınılmaz olacaktır.’ (Sh 200) denildikten sonra facebooktaki örgütlenme şekilleri şöyle sıralanmaktadır; ‘Facebook’taki örgütlenme türleri şu şekilde tespit edilmiştir (Toprak vd., 2009: 204-237): Siyasal örgütlenmeler, ırkçılık ve nefret söylemini yayan örgütlenmeler, dini örgütlenmeler, sendikal örgütlenmeler, çeşitli nedenlerle Facebook hesaplarını hacklemek için kurulan örgütlenmeler, sivil toplum örgütlenmeleri, kampanya içerikli örgütlenmeler. ‘ (4)

‘CLİCK’AL ÖRGÜTLENME

Bilgisayar kullanırken farenin çıkarttığı ‘click’ sesinden mülhemen klikal örgütlenme dediğimiz yeni bir örgütlenme yapısından bahsedeceğiz. İnternetin özellikle sosyal medya üzerinden ülkelerde rejimleri bile değiştirdiği düşünülürse bu konuda internetin örgütlenme üzerine etkisinden örnekleriyle bir kaç fikir serdeceğiz.
Türkiyede Gezi olayları dünyada ise ABD’de finans dünyasına öfkeyi yansıtan ‘Wall Street’i İşgal Et’ eylemi ve Mısırda askeri darbeye karşı Rabia direnişi gibi bir çok olayın örgütlenerek meydanlara taşınmasını sağlayan mecra internet olmuştur.
SMS,e-mail yada sosyal medya tabir edilen tweeter,facebook gibi platformlar aynı fikirde olan insanların bir araya gelmesini kolaylaştırarak eylemlerini hem sanalda hemde reelde gerçekleştirmelerine vesile olmuştur.

Dünyada gelişen bu olaylara baktığımızda internette örgütlenme biçimini temelde ikiye ayırabiliriz

-Klasik örgütlenme sonucu belli bir kurumsal yapıya ulaşmış yapıların internetle gelen iletişim ve bilgilendirme ağlarını kullanması.

-Reelde örgütlenme bürokrasisinden ve prosedüründen uzak tamamen sanal katılımcılıkla oluşan, sorunlara yada ihtiyaçlara cevap arayan kısa vadeli grupların oluşturduğu sonuç almaya yönelik örgütlenmeler.

Bu ikisinden hangisi daha etkili ve önemlidir sorusuna cevap aramayacağız.Bizim için ister sanalda isterse reel alemde olsun efsunkar kelime örgütlenmedir,teşkilatlanmadır. Platformu farketmeksizin asıl önemli olan örgütlenebilmektir.Bu gerçekleştiğinde bir şeyler yapılabilmektedir.

Klasik örgütlenme sonucu kurumsallamış örgütler başta kendi internet siteleri olmak üzere internet aracılığıyla mevcut ve potansiyel üyelerine hızlı ve etkin bir şekilde ulaşabilmektedirler. Bu sayede kamuoyunu ve üyelerini bilgilendirmekte ve üyelerinden gelen yorumlar ve maillerle kendisine yeni stratejiler çizebilmektedir.Sendikal çalışmalarda internetten üye olabilmenin yolu açılmakta e-sendikalara doğru gidilmektedir.Örneğin işçi sendikacılığında ancak noter ücreti ödenerek yeni bir sendikaya geçilerbilirken bu sendikal prosedür sonlandırılmış ve değişen 6356 sayılı sendikalar ve toplu iş sözleşmesi kanunu ile e-devlete üye olan her işçinin bu e-devlet portalinden sendikasını 7 Kasım 2013’ten itibaren ücretsiz değiştirebilme imkanı getirilmiştir. (5)

Sendikaların yeni iletişim teknolojilerini örgütlenme faaliyetlerinde etkili bir araç olarak kullandıklarının örnekleri artmaktadır. Örneğin Petrol-İş Sendikası Bursa örgütlenme sorumlusu yeni işçiler ile bağ kurmak için interneti araç olarak kullandıklarını şöyle anlatmaktadır:

İnegöl’de bir fabrikayı örgütlemek için belki bazılarının karşı olduğu facebooku kullandık. Çünkü orada çalışanlarla bir türlü bağlantı kuramıyorduk. Facebook üzerinden bir sayfa oluşturduk ve burada çalışan arkadaşların ismini belirleyip onlara davet gönderdik, bu sayfaya üye olun diye. Olumlu yanıtlar aldık… Şimdi orada yani 183 kişilik işyerinde 112 kişiyi üye yaptık ve yetki için müracaat ettik. İki hafta gibi kısa bir sürede gerekli çoğunluğu bu sayede yakaladık diyebilirim. (6)

Küreselleşmeyle birlikte gelen büyük sermayenin tüm dünyayı kuşatırken ‘Allah dağına göre kar verir misali’ örgütlü güçlerinde tüm dünyayı saran bir ağdan faydalanarak haksızlıklara karşı koyduğunu görüyoruz. Uluslararası sermayeye karşı uluslararası dayanışmayı sergileyen Labourstart bu konuda önemli bir örnektir. http://www.labourstart.org adresinde Türkçe dahil bir çok dilde hizmet veren site ‘Sendikacıların Internette Güne Başladıkları Yer.’sloganıyla hizmet vermektedir.

Bu haber ve eylem portali üzerinden haksızlığa uğrayan çalışanlar şirketin bulunduğu yada yöneticilerinin bağlı olduğu ülkelere online aktivizm gerçekleştirerek baskı yapabilmektedirler. Zaten örgütlenmede uluslararası yapılanmalara üyelik ve başkanlık yapmak ulusal ölçekli her örgütlenmenin başvurması gereken bir paltform olmuştur çünkü küresel rekabette küresel güçlere yine küresel örgütlenmelerle karşı konulabilecektir.

Bireyselliğin Önlenemeyen Örgütlenme Arzusu

İnternette paylaşım duygusal yaklaşımı ve ortak menfaatleri ortaya çıkartmakta bu da aktif bir iletişim sürecini başlatmaktadır.Oyundan işe ticaretten sosyalleşmeye kadar bir çok alanda oluşan gruplar interaktif ve masrafsız birer yeni örgütlenme biçimidir.Buradaki güçbirliğinin startını bireysel girişimler vermektedir.Örneğin Can Ozan Tuncer adında sivil bir “fikir işçisi”, Twitter’da Van depremi adına bir yardım kampanyası başlatıp tüm Türkiye’yi ardına takabiliyor.(7)
Sosyal medyada örgütlenme sosyal kimliği sanal alemde inşa etme gayreti ve bu kimliklerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan yeni bir örgütlenme biçimidir. Sonuçları ve etkisiyle kendini hemen ortaya koyan ve çabuk farkedilebilen yeni bir aktivizm dalgasıdır. Sanal alemde örgütlenme farklı aidiyet duygularına sahip olunsa bile spontane gelişen bir olayda taraf olmayı örgütsel bir bürokrasiye ve prosedüre gerek bırakmadan süratle oluşturulabilen zaman ve mekandan bağımsız dinamik bir süreçtir.

Fakat bu tip hak arayışlarında internette örgütlenme biçimlerine bakıldığında uzun vadeli örgütlenmelerden ziyade daha çok kısa vadeli birer hak arama duraklarından oluştuğu görülecektir.Change.org gibi herhangi bir konuda imza kampanyası düzenleyen platformlar ucuz bir eylem alanının kapısını aralamaktadır.

TENAKUZ-U ACİBE; SANALDA VARSAN REELDE VARSIN

Sosyal medya ve internet ancak burada varolanların yeni dünyada var olabileceğini ve yeni bir üst sınıf oluşturabileceğini söyler.Sanalda varlık adeta reel dünyada varlığına prestij sağlayan bir konuma yükselmiş durumdadır.Örneğin dünyada örgütlenen kuruluşlar artık kendilerini tweeter ve facebook üzerinde ifade etmek için yarışa girmiş durumdalar.Kimin en çok izleyeni ve begeni tıkı varsa artık haklı olup olmadığına bakılmaksızın tüm gözler ona çevrilmekte bu tıklanma sayısının çokluğu adeta demokratik bir haklılık kazandırmaktadır.

İNTERNETSİZ GÜÇ MÜMKÜN MÜ?

Konuyla ilgili yaptığım araştırmada en çok merak ettiğim dünyanın en güçlü sendikası olarak lanse edilen Meksika’da öğretmenlerin örgütlendiği 1,5 milyon üyesi olan Snte Nacional (Eğitim Emekçileri Ulusal Birliği) ‘nin internet kullanımı oldu. Sendikanın eski genel başkanı ve Meksika’nın en güçlü kadını olarak bilinen sendika lideri Elba Esther Gordillo, yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Maestro lakalplı Gordillo ‘nun Latin Amerikanın en büyük sendikası SNTE’yi bir blok halinde tek bir partiye yönlendirme becerisini sergilediği için ülke siyasetinde büyük bir etkisi olduğu söyleniyordu.
Sendikanın reel alemdeki bu gücüne rağmen sanal alemdeki performansı ise şaşırtıcı derecede zayıf. İnternet sitelerinin reyting ölçümünde az da olsa bir fikir verebilen alexada sendikanın resmi sitesi snte.org.mx’ın Meksika içinde 5,457. sırada olması reel alemdeki gücüyle ters bir tablo sunuyor. En azından bu kadar üye sayısıyle ilk 1000’e girmeliydi. Yine sosyal medyada sendikanın resmi tweeter izleyici sayısı 3618 iken facebookdaki beğeni sayısı ise 11 744 ile yine üye sayısına göre çok düşük gözüküyor.(Bu rakamlar 21.03.2014 tarihine aittir) https://www.facebook.com/SNTE.OFICIAL?ref=hl

CLİCK’AL ÖRGÜTLENMENİN DAYANILMAZ UCUZLUĞU

İnsanlar için artık çok kolay ve ucuz yollu tepki vermenin ilk durağı internet ve sosyal medya oldu. Tepkisinden sonuç elde etmese de pahalı bir yola başvurmadığı için bir nevi bedava başarısızlık yani. Bu medyanın en önemli özelliği interaktif yani katılımcı yönünün olması. İnsanlar artık medyada tüketici değil üretici ve paylaşımcı olmak istiyor. Çok riskli durumlarda kimliğini saklanarak örgütlenebilme ve fikrini beyan edebilme şansı verdiği içinde ilk tercih edilen risksiz bir eylem alanı.
Özellikle cep telefonlarında tümleşen TV,sosyal medya,kamera gibi unsurlarla her birey yada resmi teşkilat üyesi artık memleket meselelerinde hayatın her alanına dair konularda karar mekanizmalarında bulunarak daha hızlı kamuoyu oluşturabiliyor. Seçkin sınıflara ve imtiyazlı zümrelere dayanarak yapılan değişimleri sıkıntıya sokacak bir halk örgütlenmesiyle karşı karşıyayız. Halkın sesine kulak verme devri bitmiş ses veren halkın mecburen duyulan bu sesini yönlendirme ve cevaplama dönemi başlamış bulunmaktadır. Bu yüzden internette örgütlenme sadece yönetilenlerin değil yönetenlerinde ihtiyaç duyduğu yeni bir güç olarak hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girmiş bulunmaktadır.

DİPNOTLAR

(1) Sendikal Örgütlenmede Yeni Deneyimler ve Değişen Stratejiler,Bilge ÇOBAN, Çalışma ve Toplum dergisi, Sh. 377 ,Sayı: 2013/3
(2) Sendikal ‘destan’ yazıyorlar!,Aziz Çelik , http://www.sendika.org/2013/07/sendikal-destan-yaziyorlar-aziz-celik-birgun/ (Linke ulaşım tarihi 23.03.2014)
(3) PREKARYA GECELER 21. Yüzyıl Dünyasında Geleceği Olmayan Beyaz Yakalıların Rüyası, LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi, EUL Journal of Social Sciences (IV:II) December, Yrd. Doç. Dr. Aslı Vatansever, Doğu Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Birimi Öğretim Üyesi, Sh. 1, 2013 Aralık
(4) AĞ TOPLUMUNDA ÖRGÜTLENME: FACEBOOK’TA ÇEVRİMİÇİ TEKEL EYLEMİ
Organization on Network Society: Online Tekel Protest on Facebook, BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DERGİSİ,Balıkesir University The Journal Of Social Sciences Institute, Sh 185,
Göksel Göker,Adem Doğan
(5) Sadece e-devlete üyelik için alınan şifreli zarfa verilen 2 TL’lik bir ücret mevzubahistir.Bu da sendika değişimi için değil e-devletin her imkanından faydalanılması için herkesin verdiği bir ücrettir. https://www.turkiye.gov.tr/bilgilendirme?konu=sikcaSorulanlar#sifrenerdenalinir (Linke ulaşım tarihi 23.03.2014)
(6) Sendikal Örgütlenmede Yeni Deneyimler ve Değişen Stratejiler,Bilge ÇOBAN, Çalışma ve Toplum dergisi, sh 400, Sayı, 2013/3
(7) Doç. Dr. Zeki Taştan , DEĞİŞEN ÖRGÜTLENME MODELİ: İNTERNET SOKAKLARI!, http://bolgegazetesivan.com/yazar.asp?yaziID=2828 (Linke ulaşım tarihi 23.03.2014)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız