CASİNO JACK 2

Filmin en dikkatimi çeken tarafı ise Amerikan medyası üzerine dolaylı olarak söyledikleriydi. Mesela Time dergisi adamımızın en büyük kozu oluyor hep. Konuşurken işte delil hesabı. Bir de Wall Streeet Journal’ın onu yılın lobicisi seçmesi hadisesi var. Kovulurken bunun lafını ediyor. Ama filmde herşey o kadar teatral ki sanki bir sinema filmi olarak değil, tiyatro olarak yazılmış. Bari bunun bir görüntüsü olsa değil mi?..

Washington Post ise filmdeki tek “iyi adam” tabiri caizse. Ama onun da üç sahnesi ya var ya yok. Filmin başlarında bir sahnede Washington Post muhabiri Jack’in yanındakilerden biri tarafından tartaklanıyor. Tartışmada “komunist” “McCarty” gibi laflar geçiyor. McCarty yine Cumhuriyetçi bir senatör, meşhur. Sonra Abramoff skandalını manşetlere taşıyan gazete oluyor Washington Post finalde.

Bir diğer dikkat çeken şey ise Abramoff’un ağzından düşmeyen Tanrı sözü. Kah Cumhuriyetçi kalabalığı gaza getirmek için, kah laf ola beri gele. Ama filmin başındaki ve sonunda devam eden iç konuşmalarında da. Herşeyi ifşa etme misyonunu vermiş ona Tanrı. Bill Clinton’a bunu vurgulayan bir mektup gönderiyor.

Elbette biz de neoconların ya da Bush’un gitmesinden memnunuz herkes gibi. Ama film o dönemin kötülüğünü ortaya koymaktan çok uzak. Ya da nelerin değişeceğini, değişmesi gerektiğini. Halbuki işin merkezinde geçiyor. Bu ise demokratlar hakkında açıkçası bir soru işareti oluşturuyor.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 6

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız