CASİNO JACK 1

Aslında tek kelimeyle özetlenebilir film, fazla demokrat. Amerikadaki Demokrat Parti anlamında kullanıyoruz demokratı tabii.

Biraz açalım, merakla beklediğim bir filmdi, gerçek olaylara dayanıyordu. Henüz bir belgeseli çekilmişti, üstüne filmi de yapıldı. Vesaire.. Ama açıkçası film, belgeselin fragmanında gördüğümüz Afrikada çevrilen işlere mesela hiç mi hiç girmiyor, bir. Açıkçası fragmanları izlerken bir an şüphelenmiştim ama yine de filmde bekliyordum bunu. Önemli bir mevzu çünkü.

Bu arada belgeselin ve filmin fragmanları.

Tabii belki laf arasında geçmiştir olay, açıkçası altyazı biraz problemliydi. Ama filmin içinde böyle bir mevzu yoktu. Hani derin devlet tarzı bir şey.

Film tamamen iş kotarmaya çalışan iki ortağın şen şakrak muhabbetleri havasında. Kötü kişi ise aslında Cumhuriyetçi senatörler. Rüşvet alıyorlar.. Neredeyse Abramoff bile masum sayılır filme göre. Yahudiler sonra -adam yahudi bu arada- ya da İslam karşıtı bir atmosfer de yok ortalıkta. Bush döneminden ve Washingtondan bahsediyoruz. Lobicilikten.. Adam lobiciliğin kralı hesapta. Bir ofisi var, iki üç adamı, golf oynayıp duruyor her yerde. Haa bir de taklit yapıyor arada, film replikleri söylüyor, zaten Hollywood’da bir film de yapmış zamanında. Dersin ki Jon Stewart.

Gerçekten de adamı Jon Stewart ve hatta Stephen Colbert (ikisi bir arada) oynasa yeriymiş. Bu arada Jon Stewart ve Stephen Colbert Amerikan televizyonlarında siyasi komedi yapan iki meşhur isim. Demokratlıkları da meşhur ayrıca. Neyse, ikisi birden dediğim de ikisini de andırıyor adam yer yer, o açıdan. Bir de ayırmayalım…

Jon Stewart - Stephen Colbert
Jack Abramoff

Hem böylelikle filmin demokratlığı da iyice vurgulanmış olurdu. Hem şu soru yeterince vurgulanır. Acaba Jack Abramoff televizyoncu olmadığı için mi kaybetti. Filmde resmen böyle bir hava var. Yaptığı çakallıklar hep gülümseten cinsten adamın, işgörüşmesinde biri arar, çok ciddi bir görüşme yapar. Halbuki ofisteki adamı aramıştır türü. Ya da senatöre rüşvet verir.. Hakkını aramaya gelen kızılderiliyi atlatır. Bir gerilim hissetmiyorsunuz buralarda. Mazlum yeterince vurgulanmayınca zulüm de vurgulanmamış oluyor.

Evet, karşımızda çok kirli vesaire biri değil, sadece biraz hırslı biri var.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız