Download Instagram Photos

ÇAĞRI, İMDB, MÜSLÜMANLAR VE SİNEMA 1

imdb55 Çağrı(The Message) filmini izlemeyen yoktur herhalde. Mustafa Akkad’ın yönetmenliğini yaptığı Anthony Quinn’in oynadığı İslamiyetin doğuşunu anlatan o unutulmaz epik destan. 1976 yılının şartlarına göre azami bir itina ve titizlikle yapılmıştı bu film ve yüzlerce, binlerce kez gösterildi TV’lerde. Türk televizyonculuk tarihinde en fazla gösterilen filmlerinden biridir, belki de birincisidir… İslam alemi dersek birinciliği garanti zaten.. Niçin kalbimizden vurmuştu bizi bu film. Zor olanı başarmıştı, Peygamberi göstermeden Peygamberi anlatmak… Müziğiyle vurmuştu, kurgusuyla vurmuştu. İnancımızın o kuruluş atmosferini yaşattığı için vurmuştu. Ha kimileri diyebilir ki rahmetli Akkad, Peygamberimizin o Medine’ye hicretinden sonraki Yahudi fitnesini niye göstermemiş, onlarla olan savaşlara en azından bir göndermede bile bulunmamıştır. Başka şeyler de söylenebilir.. Neden mesela Hz Hamza merkezliydi film.. Uhud savaşında şehit olmuştu. Daha sürekliliği olan bir sahabe merkez alınabilirdi.

 Neden mi?.. Hollywood Yahudi hakimiyetindeydi de ondan. Mustafa Akkad da onları kızdıramazdı. Mel Gibson’un nasıl silindiği ortada.. Adamın adını unutacağız neredeyse..(!) Ama Hz Hamza merkez alınarak da İslamın mücadele ruhu öne çıkarılmıştır, vs.. Nedense bu filmde her şey bir şekilde kıvamındaydı sanki.. Eleştirel bakamadım bu filme hiç..

  Çağrı filminin 2006’da 30.yıl anısına çıkartılan özel DVD’sindeki “commentary” yani yönetmenin anlatımı bölümünde Akkad filmin yapımını, sahneleri anlatıyor. Bu DVD Türkiye’de henüz çıkmadı, inşallah yakın zamanda çıkar. Akkad’ın anlatımı, sahne çekimleri, arka planlar, beni filmin o büyülü havasından biraz uzaklaştırdı gerçi; “filmin bir film olduğu gerçeğini hatırlattı” yukarıdaki soruları sormaya başladım. Ama doğrusu da buydu; sinema hiçbir zaman sadece sinema değildir. Bu noktaya ilk dikkatimi çeken şey ise bir nüans oldu..Yönetmen anlatımının Arapça versiyonunda Akkad; Hollywood’un Yahudilerin hakimiyeti ve baskısı altında olduğunu ve bu yüzden de peygamberimizin hayatını, İslamiyet’i anlatacak bir filmi çekmeye çıktığında çok zorlandığını söyler.. İngilizce versiyonunda ise ne Yahudilerin Hollywood’daki hakimiyetinden, ne de baskısından hiç söz etmez. Sadece en büyük zorluğu kimi dini sebeplerden dolayı İslam dünyasında yaşadığını bunu da el-ezher gibi din alanındaki otorite kurumlarla ve kişilerle yaptığı çalışmalarla aştığını söyler (bunu Arapça versiyonunda da söylüyor). Sonra yukarıda bahsettiğim “neden filmde Yahudilerle geçen meseleler yok” mevzusu tabii, geldi aklıma.. Sonra ise bunu bir anlamda dengeleyen öbür mevzu..

 Filmi başa sararsak; Senaryosunu Rafet KÜÇÜK’ün yazdığı yönetmenliğini ve yapımcılığını benim üstlendiğim, içinde peygamberimizin hayatının da geçtiği bir dizi eğitim filmi hazırlarken görüntü bulmakta sıkıntı çekiyordum. Çağrı filminin yerli versiyonu olan DVD’deki görüntüler, montajdan sonra çok da sağlam ve net durmuyordu. Nedense kapalı, karanlık bir havası vardı filmin. Üstelik bu DVD’lerde her DVD’de var olan menü diye bir şey bile yoktu. Sadece parçalanmış sahne başlıkları.. İnsan bari bir iki resim ya da hadi filmin çekildiği tarihlere ait olmasa da yeni yapılmış birkaç röportaj koyar diye hayıflanmadan edemiyordum hani. Malum, bu Çağrı filmiydi.. En azından dini bir anlam taşıyordu ve insan DVD’sindeki ekstra menülerinin filmin şanına yakışacak şekilde olmasını arzu ediyordu ama nerede. Belki de insanların filme bakışı bir filmden çok öte bir şeydi, o yüzden. Arz talep meselesi.. Ya da talepsizlik arzsızlık.. Bir gün kurgu masasında peygamberimizle ilgili kısa bir vtr hazırlarken Rafet bana Çağrı filminin 30.yıl versiyonunun çıktığını Yeni Şafak gazetesi sinema yazarı Ali Murat Güven’in bir köşe yazısında okuduğunu söyledi. Film ABD’de depolarda saklanan peliküllerden alınıp sıfırdan aktarılmış.. Görüntü kalitesini merak ederek hemen filmi getirttik. Görüntü kalitesi gerçekten çok farklıydı. Asıl güzelliği ise o an için pek de ilgilenmediğim çok zengin menüsüydü. Yaptığımız işi tamamladıktan sonra ilgilenmeye başladım menüyle.. DVD iki diskten oluşuyordu. Birinci diskte filmin İngilizce versiyonu, yapım belgeseli ve bahsettiğim audio commentary yani yönetmenin anlatımı var. İkinci diskte ise Arapça versiyonu ve yönetmenin Arapça anlatımı var. Her iki diski inceleyince bazı yanlışlarımı düzeltme şansına sahip oldum öncelikle. Belki sizin de başınıza gelmiştir, bazı televizyon kanallarında farklı oyuncuların oynadığı ÇAĞRI adı altında yayınlanan filmleri görünce bilmiyorum şaşırdınız mı hiç?.. Ya da kandırıldık, düzenbazlık falan diyen de olmuştur. Başrollerde ne Anthony Quinn var, ne İrene Papas, öyle ya.. Ama dikkat ederseniz de masraflı bir işçilik vardır o filmde.. Ben açıkçası, bu filmi Araplar ne zaman çekmiş?.. sözde biz de sinema işiyle uğraşıyoruz ama bu filmden niye haberimiz yok” diye düşünürdüm. Yönetmenin Mustafa AKKAD olduğunu öğrenince de herhalde Araplar Çağrı filmi tutunca bir ara rahmetli AKKAD’a böyle bir şey yaptırdılar diyordum. Meğerse işin aslı öyle de değilmiş. Her iki versiyon da aynı yerde aynı ekiple ama farklı oyuncularla çekilmiş.. Yani önce İngilizce versiyonu, sonra Arapça.. DVD’de yer alan röportajında Akkad Arapçanın daha şiirsel olduğunu ve dudak hareketlerinin İngilizceye hiç uymadığını, bu yüzden yapılacak Arapça dublajın problemli olacağını düşündüğünü, bu yüzden de iki film çekmeye karar verdiğini söylüyor. Daha açık anlatmak gerekiyorsa şöyle oluyor; Sahne hazır. Örneğin Anthony Quinn ve karşısındaki oyuncu sahneyi oynayıp çıkıyor. Sahne bitince kenarda bekleyen Arap oyuncular devreye giriyor. Akkad bir daha “kamera” deyince bu sefer aynı sahneyi Arap oyuncular Arapça konuşarak oynuyorlar. Böylece tek sahnede iki farklı dilde iki film çekilmiş oluyor. Yani bir film.. Nasıl zekice değil mi?

 Filmin nasıl çekildiği, senaryonun yazım aşaması, mekanların aranıp bulunması, şehirlerin kurulması, savaş sahnelerinin çekimlerinde yaşanan zorluklar, o meşhur müziğinin nasıl yapıldığı(En iyi film müziği dalında Oscara aday olmuştur Çağrı’nın müziği) gibi ekstra bilgiler de yer alıyor DVD’de.Bu bilgileri görüntüleriyle beraber ileriki günlerde sitemizde sizlerle paylaşacağız. Şimdi ise asıl meseleye gelelim. Filme harcanan emeği görünce bizzat, belki büyüsü kaçtı ama sinema anlamında da gözümde büyüdüydü iş.. Profesyonellik vesaire.. Ve sonra birden sinema alanında dünyanın en meşhur sitesi olan İMDB’de Çağrı filminin durumu nasıl diye bir bakayım dedim. Öyle ya sinemaysa sinemaydı işte.. İMDB’nin açılımı İnternational Movie Data Base yani uluslar arası film bilgi merkezi diye tercüme edebiliriz. Dünyanın her köşesinde çekilmiş filmlerle ilgili bilgiler ve bütün sinema severlerin oy verip derecelendirdiği reytingleri yani puanları var filmlerin. Bir nevi filmlerin İMKB’si.. Baktım, Çağrı’nın reytingi yani puanı fena değildi;8.4 Hemen İMDB en iyi 250 film listesine bir bakayı m dedim. Bu kadar yüksek puandan sonra listeye girmiştir herhalde diye düşündüm. Ama bir de ne göreyim listede Çağrı’dan daha az puanı olan filmler var ama Çağrı filmi yok. İlk önce gözlerime inanamadım gerçekten.. Evet, 8 reytingi olan var, 8.4 yok. Bu nasıl olur… İslam alemine bu kadar mı haksızlık.. Bir filmleri var, tüm İslam aleminin.. benimsediği, ortak üzerine titrediği.. Ona bile çifte standart.. Gerçi oy veren de çok azdı bu anlamda.. O da dikkatimi çekti.. İlk 250de ondan daha az oyu olan bir iki film vardı.. Koskoca İslam alemi diyecek bir şey de yoktu yani ortada…

 

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız