BURİED-TOPRAK ALTINDA

Toprak altında.. Daha doğrusu kum altında da diyebiliriz. Film Irakta geçiyor. Amerikalı bir kamyoncu kaçırılmış gömülmüş, mezarda uyanıyor. Yanında bir cep telefonu var vesaire.. 

Film Şilili madencilerden 127 saate kadar pek çok şeyi hatırlatıyor. Tabii bu arada Iraklıları pek hatırlatmıyor. Sonuçta ne olursa olsun karşımızdaki mazlum Amerikalı. Bizatihi zalim ise Iraklı..

Neyse.. 90 dakika tek mekanda (mezar), tek kişiye odaklı bir kamera. Sadece telefon konuşmalarıyla, üç beş enstrümanla düşmeyen bir tempo. Farklı ışıklar iyi düşünülmüş mesela, hiç yormuyor film izlerken. Bu bakımlardan acaip takdirlik bir iş. Felsefesi ve duygusal vurguları da yerinde çarpıcı. Metaforik olarak Irak, hatta insan da düşünülebilir.

Film mantıksal, felsefi, duygusal çerçeveyi iyi kuruyor diyelim. Ama bir film mantığıyla nihayet. Ve belli bir dünya, hayat algısıyla. O bakımdan da malesef, adamı son anlarında sigorta dışı bırakan soğukkanlı şirket yetkilisinden farksız aslında. Ya da son ana kadar bir insan değil adeta bir iş olarak gören kurtarma görevlisinden. Ya da sistemden..

O da şu kısaca -Iraklı Amerikalı olayını geçtik insan olarak bakıyoruz- yahu bir mezarda uyanan bir insan, 2 saat boyunca hiç mi Allah demez. Öleceğini düşünerek dua etmez. Ölüm düşüncesi son ana kadar olmaz. Bu bakımdan zirve nokta, son anlarında eşine ve çocuğuna gayet duygusal bir mesaj bırakması, başka bir şey yok. Belki teknolojinin hep işin içinde olması, düşmeyen tempo onu dünyadan koparmamıştır. Ama yahu mezardan bahsediyoruz. Böyle bir insan olabilir mi?…

Bırakın mezarın altını üstündeki insan bile ölümü hatırlar, ayrı bir boyuta geçer. Mezarın içinde adam. Nasıl hala böylesi bir maneviyata zerrece yer bırakmayan saatler yaşanabilir. İnsanı gömmek asıl bu değil midir?..

Aklıma Şilili madenciler geldi şimdi. Dünya medyası onları öyle bir havada vermişti ki, maç izleyeceklermiş, yok efendim kağıt oynuyorlarmış. Psikolojik durumları, yok NASA devrede. Çıktıklarında onlara vaat edilen şeyler. Real Madrit falan.. “Dünya cenneti…” Derken geçenlerde dört tanesi Kıbrıs ziyaretlerinde Şeyh Kıbrısi’nin yanına gitti. Demek asıl manevi bir şeyler yaşamışlar orada –ki bize hiç hissettirilmemişti bu medya tarafından.

Bu arada, yakın zamanda da 127 saat diye bir film çıkacak, Dany Boyle’un filmi. O da Amerika’da büyük kanyonda kolu bir kayaya sıkışıp kalan bir dağcının 127 saat sonra-içinde kendi kendine kurtulmasını anlatılıyormuş. Bu tip durumlar ki insanın en aciz kaldığı durumlar, öte yandan gerçeğe hakikate en yakın olduğu durumlar. Bunu böyle göstermemek ise, işte insanlığı gömmek budur.

Sonuç olarak ise film bize, hakikati göstermiyorsa da gerçeği gösteriyor diyebiliriz bir nebze. Ve bu da bir şeydir diyelim. Tabii Iraklı Amerikalı olayını geçtik çoktan.. 

 

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

BURİED-TOPRAK ALTINDA” için bir yorum

  • 02/01/2011 tarihinde, saat 13:05
    Permalink

    BERGMAN’ın“içinde tanrı’nın olmadığı bir tartışma boş bir tartışmadır.” sözü bu eleştiriyle daha da manidar artık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız