BU İNANÇSIZ JENARASYONU NE YAPMALI?

Radikal gazetesinden Ezgi Başaran ilginç bir yazı kaleme almış. Amerika ve Avrupa’da gençlerin hızlı bir şekilde ateistleştikleri istatistiksel olarak tespit edilmiş.

Sebebi üzerine kalem oynatmamış, Türkiye’deki durum hakkında da herhangi bir şey söylememiş ancak Türkiye’nin batısı dışındaki diğer bölgeler için herhangi bir şey söylememekle beraber başta İzmir olmak üzere batı kısmı için ki batıya en yakın bölge olduğundan mıdır nedir durum çok fazla iç açıcı değil.

İzmir ve benzeri illerimizde maalesef gençlerimiz sahipsiz, aile kurumu neredeyse yerle bir olmuş durumda, okullarımızdaki sınıflarımızın herbirinde parçalanmış aile bulmak mümkün, bazı sınıflarda ise parçalanmış aile oranı yarıyarıya bazı sınıflarda yarıdan fazla.

Hayatın sillesini daha çocukken yemiş, anne ve babası ayrıldığından sahipsiz kalmış, hatta anne ve babasına sanki yük konumuna gelmiş çocuklar gerçek sevgi ve şefkati görmediklerinden sahipsizlik ve ilgisizlikle beraber internet ve çevreden aldıkları olumsuz telkinlerle ateizme çok çabuk kayıyorlar. Gördükleri bu kadar kötülüğün üzerine, bu kadar kötülüğün olduğu bir dünyada tanrı olamaz sonucuna hiç düşünmeden ulaşıyorlar.

Bana derslerde öğrenciler Allah’ın olup-olmadığı konusu ile ilgili tartışmalarda yaptıkları itirazların neredeyse tamamında kötülükten ve Allah’ın bu kadar kötülüğü neden yarattığı yada müsaade ettiğini soruyorlar. Aklımın erdiği, dilimin döndüğü Risale-i Nurlar ve başka Din felsefesi sahasında yazılmış eserlerden çıkardığım cevapları verip ikna etmeye çalışıyorum ama durum oldukça vahim. Belki benim yeteneksizliğim ve kifayetsizliğim de vehametin azalmamasında rol oynuyor olabilir ama 2 yıldır görev yaptığım okuldaki bazı sınıflarda inançsızlık yada inançta şüphelere sahip olma durumu oldukça yüksek.

Geçenlerde 26 kişilik bir sınıfımızda tarih öğretmenimiz, “Hiç bir şüphe etmeden dine ve Allah’a inanan kaç kişi var” diye sormuş, üzülerek söylüyorum ki sadece 2 öğrenci parmak kaldırmış. Belki bir iki öğrenci çekindiği için daha kaldırmamış olsa bile rakam yine korkunç denebilecek bir yüzdeye sahip. Bu çocuklar lise çağlarında daha henüz.

Geçenlerde ilköğretim okullarından birinde görev yapan arkadaşlardan biri Mürsel hocam seneye bir ateist öğrencin daha olacak gözün aydın demişti. Yani çocuklar ilköğretimden ateist yada inançları sarsılmış bir şekilde geliyorlar.

Okullarımızda imani konuları gerçekten bilen ve özümseyen ve çocukları ikna edebilecek anlatıma sahip olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerimiz zaten az, olanlar da nasıl bir fazilet varsa idareciliğe geçmek için can atıyorlar.

Derslerimize dinle çok da fazla alakaları olmayan felsefe tarih edebiyat sosyal bilgiler öğretmenleri giriyor. Kişisel olarak inansalar bile bu durumda olan öğrencilere ne verebilirler? Bu gençlerin olumsuz durumlarının aksülameli belki bugün çıkmayacak ama gelecekte nasıl bir toplum içinde yaşayacağız anlayışlarınıza havale ediyorum.

Rabbim sonumuzu hayretsin.

Mürsel MİNDİLOĞLU

(Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fak. 1995 mezunu olan Mürsel MİNDİLOĞLU
İzmir/Aliağa’da Din Kültr. ve Ahlk. Bilg. Öğretmenidir)

BU İNANÇSIZ JENARASYONU NE YAPMALI?” için 11 yorum

  • 29/11/2011 tarihinde, saat 07:09
    Permalink

    bence insanların gözden kaçırdığı bir nokta var. bütün bir İslamı sözkonusu ettiğiniz zaman dükkanı kapatıp gitmek lazım. o zaman en mühim noktalara odaklanmalı. o da en başta Tevhid ve Ahiret inancıdır, bu noktalar üzerinde durulmalı. sonuçta İslamda bu da var, Mekke dönemi böyle geçmiştir. Haa yaşadığımız döneme sadece Mekke dönemi diyemeyiz öte yandan. diğer herşeyi tamamen ihmal edemeyiz. ama Tevhid inancı üzerinde yeterince durulmadığı da aşikar. Çünkü sorun insanlara Tevhid ve şirk nedir, örnek verin deseniz çoğusu kelime anlamı olarak bile habersiz. Bu konularda derinleşme yok, kavramların bugünki anlamı nedir, bu konular netleşmeli.

    Yanıtla
  • 29/11/2011 tarihinde, saat 10:32
    Permalink

    “Bornova Bornova” filmi hayaldi gerçek oldu!

    Yanıtla
    • 29/11/2011 tarihinde, saat 15:35
      Permalink

      ““Bornova Bornova” filmi hayaldi gerçek oldu!” çok kapak yaptığını sanan var ama TAYYİP ‘in de çok umurun da bu kapaklar :))))

      Yanıtla
  • 29/11/2011 tarihinde, saat 15:37
    Permalink

    Eh azıcık kafası çalışan sorgulamaya başlar. Düşünen insanı da cemaat istemez, çünkü kafası çalışan körü körüne itaat etmez. Cemaatçiklerine nereden tayfa bulacaklar kaygısı mıdır acep bunları yazdıran…

    Yanıtla
  • 30/11/2011 tarihinde, saat 23:41
    Permalink

    İstatistik bilim değildir ama bilimsel araştırmalarda kullanılacak veriler verir derler…Oranlar ne kadar doğru ve güvenilir bakmak lazım…

    Mürsel hocanın değindiği Kötülük problemi (teodice) ve ailevi sorunlar haricinde birçok etken sayılabilir…

    Ateizm konusunda bildiğim en iyi ayar budur…
    http://9gag.com/gag/781836

    Tevhide dönersek sorun kalmaz…Engelsiz bir din eğitimiyle hallolur inş.
    Reçete belli uygulamak lazım..

    Yanıtla
  • 01/12/2011 tarihinde, saat 23:26
    Permalink

    Çok önemli bir konuyu gündeme getirdiğiniz için sizi tebrik ederim. Lisede 1 sene çalışıp yurt dışına geldim. Lise öğrencilerinin sormuş oldukları sorular ve ürettikleri sloganlara bakınca televizyonlarda bazı ideolojik gruplar adına olaylara karışmaları buz dağının üstü olduğu anlaşılıyor. Maalesef dindar kesim kadrolaşma ve gündelik işlerle meşgulken dine soğuk bakan gruplar tarafından gençlik fena halde şekillendiriliyor.

    Yanıtla
  • 05/12/2011 tarihinde, saat 17:26
    Permalink

    Dijital bir nesil sürmüş, türemiş,
    Ahreti geç. Bu dünyayı bilmezler.
    Susuzluktan ciğerleri erimiş,
    Deniz içre, ve deryayı bilmezler.

    Yanıtla
    • 10/12/2011 tarihinde, saat 17:30
      Permalink

      çok güzel bir şiir elinize sağlık hocam…

      Yanıtla
  • 05/12/2011 tarihinde, saat 17:27
    Permalink

    ayın Hocam;
    Çok önemli bir konuyu gündeme getirdiğiniz için sizi tebrik ederim. Lisede 1 sene çalışıp yurt dışına geldim. Lise öğrencilerinin sormuş oldukları sorular ve ürettikleri sloganlara bakınca televizyonlarda bazı ideolojik gruplar adına olaylara karışmaları buz dağının üstü olduğu anlaşılıyor. Maalesef dindar kesim kadrolaşma ve gündelik işlerle meşgulken dine soğuk bakan gruplar tarafından gençlik fena halde şekillendiriliyor. Konuyu bir de misyonerlik açısından değerlendirebiliriz. Bir kaç misyonerin öldürülmesi gibi ucube ve kimler tarafından yönlendirildiği meçhul olan(?) tavırlar dışında yazılan yazı ve kitaplar “Anglikan Kilisesine cevap” şeklinde daha çok antitez ve savunmacı bir kimliğe bürünmektedir. Neler yapılabilir? Öncelikle İslamiyetin tez ya da sentez olmadığını ortaya çıkaracak çalışmaları referans almamız önemlidir. Eğer reklam saymazsanız yazmış olduğum kitap bu sorunları dikkate alarak hazırlanmıştır. Kur’ân’ın en temel amaçları, ateizme yaklaşımı, kötülük problemine Müslümanlığın sunabileceği akıl yürütme, Kur’ân’ın diğer kitaplarla kıyaslanması, Müslümanlığın diğerleri ile benzer ve faklı yönleri, İslam ve bilim gibi konular ele alındı ki, bu konular halledilmeden sadece sevgi ve temsil yaklaşımlarının bir yerden sonra yetmeyeceği ortadadır. Saygılarımla.
    Meraklısına not: Yayınlanan kitabım AKLI KARIŞIKLAR İÇİN İSLAM (Ocak’a kadar sadece internetten ve Cağaloğlu Net Kitabevinden satılıyor)

    Yanıtla
  • 07/12/2011 tarihinde, saat 17:24
    Permalink

    Bence geçliği taşlama yerine
    bu ilahiyatçıları imamları haşlamalalı.
    Özellikle evinden işine gidip gelen
    cemaat cemiyet bilmeyen
    ev araba makam mansıp peşinde ömür tüketen
    sırçalı köşklerinde sadece ilmi makaleler düzen
    ama yurdumun insanının derdine burun büken
    nefsim olmak üzere önce kendimizi haşlayalım.

    Bu kadar günahın ayyuka çıktığı bir zamanda yaşayan bu gençliğe nasıl yardımcı olabiliriz. Asıl mesele bu…

    Yanıtla
    • 07/12/2011 tarihinde, saat 17:26
      Permalink

      Sadece bir durum tespiti bu sorunun çözümü için acilen konuşulması gerektiği için bu yazıyı yayınladık.Herkes meselenin farkında

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız