ANİMEDEN GERÇEĞE/ NAHON-TARANTİNO 2

vlcsnap-2009-09-14-02h27m36s98

Tahmin ettiğim gibi Blood’un 2000’deki animeyle hiç alakası bile yok desek yeri.

Animeyi izlemek adeta farz olmuştu, izledik. Saya var tamam, ama Blade’deki gibi arada kendi de kan içen biri değil mesela.. Sonra generalin kızıymış, konseymiş.. Ustaymış.. Yok, yok! Onigenmiş… Üs var tamam, okula da kayıt oluyor ama ötesi bambaşka. Vietnam var tamam ama finalde. Ve film altını çize çize vurguluyor Vietnam’ı. Üsten kalkıp Vietnamı bombalamaya giden uçakla bitiyor film. Ve devam eden jenerikte siyah beyaz fotolarla bu iyice vurgulanıyor.

vlcsnap-2009-09-14-02h26m17s205Hristiyanlık hakkında ise filmin adeta direkt verdiği mesaj, savaşlara onun sebep olduğu şeklinde desek yeri. Filmde bir hemşire var. Ve Saya, bir sahnede hemşire vampirlerden korkup Tanrım diye boynundaki kolyenin ucundaki haça tutunmuş yalvarırken, kolyesini koparıp savuruyor “bırak bunları” diye.. Finalde ise hemşire -Saya işini bitirip gitmiş- masasındaki kopuk kolyeyi şöyle bir avucunda tutup “o nerededir şimdi ne yapıyordur, biz boşu boşuna savaşırken o kimlerle savaşıyordur” diye söyleniyor. Haça artık inancı kalmamış belli. Sonrasında ise üstte belirttiğim Vietnam’ı bombalamak için havalanan uçak geliyor zaten.

Bu kadar anti-hristiyan bir animenin sinema uyarlamasını yapan isimlere bakın. Yönetmen Chris Nahon, Senarist Chris Crow. Belki senarist de Chris Nahon ya, neyse.. Gerçi animenin daha sonra pek çok bölümü yapılmış ama aslolan bu 2000 yapımı olan. Bu anlamda yine filme dönersek, Vietnam’a filmin ortalarında bir gönderme var, tamam. Antihristiyanlık mevzusu da satanistçe bir yaklaşımdan sonra o aynı sahnede “düzeltiliyor”  Zenci vampir barda -etrafındakilerle birlikte- vampire dönüşmeden hemen önce; Siz Vietnam’ı bombalıyorsunuz, asıl savaş ise başka, sizinle bizim aramızda diyor. Ama sonra işi biz şeytanız demeye getiriyor ki, o satanistçe yaklaşımı iptal ederek Hristiyanlığı zımnen onaylamış oluyor film bu noktada. Tabii günah çıkartmıyor, üzerine basmıyor, o şeytanlık mevzusu noktalanmıyor. Ama antihristiyan bir animenin sinema versiyonu olarak düşünürsek filmi -ki öyle- yeterince açık. “Tersine çevrilmiş..”  

Gerçi İslam da elbette satanizme karşıdır, lakin mesele animenin antihristiyan ruhu burada bitirilmiş. Satanizm gösterilip haç -hiç lafı bile edilmeden- savunulmuş. Enteresan mı enteresan… Belli ki anime, Japonya’da uzakdoğuda çokça olduğunu duyduğumuz misyonerlik faaliyetlerine bir tür tepki. Ama film de bu açıdan neredeyse animeye tepki..

Tabii bütün bunlar dip okumalarla anlaşılabilecek şeyler, animeyle film karşılaştırılınca.. Yoksa yüzeyde fazla bir şey yok.

Filmin Antiamerikan ruhu ise animeyle örtüşüyor gibi. Film animeden çok daha ileri gidebilecekken yalnız frenleniyor gibi ama.. Finalde falan böyle bir hava kalmamış mesela. Aynı Ronny Yu’nun adının silinip gitmesi(!) gibi. Aslında antihristiyanlık mevzusu gibi bu da bir yerde iç edilmiş desek yeri.  Chris Nahon, ya da kimse… görevini iyi yapmış açıkçası.

Sonra Hellowen cadılar bayramı neden hiç yok filmde. Animede asıl olayın koptuğu yerler buralar. Bu da Kill Bill etkisi diyebileceğimiz, filme Kill Bill karakterleri sokma güdüsünden kaynaklanıyor olsa gerek. Film antihristiyan değil, biraz antiamerikan, ama fazlasıyla anti-kill bill.

Peki bu anti-killbill-lik nereden kaynaklanıyor olabilir. Tarantino o animeden çok mu fazla esinlenmiş, alıp da tersine çevirmiş falan.. Yoksa bunlar mı çok fazla havaya girmiş. Ya da böyle bir şey mi yapalım demişler, enteresan olur.

Animede bu anlamda çok kritik bir sahne var. Linda adında toplamda bir dakika gözükmeyen ama Uma Thurman’a çok benzeyen bir kız kendini iyi hissetmiyor ve revire kaldırılıyor. Yanında arkadaşı.. Sonra Linda yatakta yatarken o Uma Thurman’ın bilmemkaç yıl sonra dirilişi gibi yatakta bir doğruluyor. O sırada Saya gelip hiç bir şey demeden küt diye onu öldürüyor. Sonra da arkadaşını..

Kill Bill’de de hafif antihristiyan, hafif antimilitarist havaların olduğunu da vurgulayalım bu arada.. Ama işte o figüran Linda, tutup Kill Bill’in başrolü Uma Thurman mı oldu. Saya ise Kill Bill’in figüranı o liseli psikopat kız mı?…… Tek bağlantı noktası bu..

kill_bill

Aslında insanı hırslandıracak bir nokta. Ama bu ne çekememezliktir be, bir sahnede sarışın bir kız vampir oldu diye tutup onun intikamını almak için adeta film yapılır mı.. Kill Bill’de Uma Thurman’ın en dişli rakiplerinden birisi bu Saya’ya çok benzeyen kız.

En azından film bunu açık etmiş oldu diyelim. O amaçla yapmamışlardır da.. -mikroskopla bulup çıkardık sonuçta- başlangıçta bu tip bir noktadan hareket edildiği belli. Sonra ise antikillbillden çok antianimeye dönüşmüş film, o olmuş bahane.

Ama Tarantino’nun bu “batılı alınganlığı” da neymiş böyle değil mi… Üstelik anime Japon yapımı olarak geçse de pek çok batılı isim var yapımda. Saya animede filmdeki kadar uzakdoğuluya benzemiyor(!) Vesaire vesaire.. İşte şimdi Tarantino’nun o aşırı “batılı” bitip gitmeyen Hitler hıncını da farkedebiliyoruz. O kadar da ironi mironi değilmiş meğer o sahneler.. İnglorious Bastards’tan bahsediyorum, evet, şimdi de…

Üstelik de burada safkan bir batılıdan bahsetmiyoruz. Tarantino anne tarafından biraz kızılderili.. Mavi pop kültür bu kadar mı içine işle be insanın..

Quentin-in-From-Dusk-Til-Dawn-quentin-tarantino-5370129-640-480
Quentin Tarantino.. "From Dusk Till Dawn" filminden..

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

ANİMEDEN GERÇEĞE/ NAHON-TARANTİNO 2” için bir yorum

  • 14/09/2009 tarihinde, saat 18:42
    Permalink

    Ya bu ne dalavere dümendir dedirten işler. Tarantinoyu iyi çözmüşsünüz.kutlarım

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız