BİR TÜRLÜ ÇÖZÜLEMEYEN MESELE-ÇIKIŞ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Görüldüğü kadarıyla çağımız, insan hakları, akıl, bilim, medeniyet gibi sloganlarla kötüye gidilen bir çağ. Beri yandan bu sloganlar mı kötü ya da bu sloganlar nasıl asıl sahiplerine kavuşturulabilir meselesi var. Bir türlü iş rayına oturmuyor bu yüzden.

Mesela bizde çözülüş denilince akla gelen işlerden biri de Tanzimat ve Islahat Fermanı denilen fermanlardır.

Bknz. http://www.fibiler.com/Tarih_Etnik-Bolge-Tarihi_Turk-Tarihi_Osmanli-Devleti_Tanz%EEm%E2t-Donemi_Tanzimat-Fermanin-Eski-ve-Gunumu-Turkce-Tam-Metni_Veri_12905

Bknz. http://www.akhepedia.com/forum/tarihi-belge-ve-metinler/islahat-fermani-(orjinal-tam-metni-ve-gunumuz-turkcesiyle)/

Bu fermanlara bakıldığı zaman, Tanzimat Fermanı’nda şeriattan uzaklaşıldığı için işlerin kötüye gittiği gibi bir dil varken Islahat Fermanı’nda İslami bir dilden uzaklaşıldığı görülüyor. Ve bu fermanların Avrupadaki gelişmelerin etkisiyle ya da Avrupa devletlerinin baskısıyla kaleme alındığı gerçeği sözkonusu. İçeriklerde ise Islahat Fermanı’nda din esaslı bir vatandaşlıktan eşitlikçi anlayışa geçilmesi söz konusu. Bu ise günümüzde de devam edegelen “hep ötekine göre düşünme” mantığını doğurmuş.. Buradaki öteki ise Batı’nın işaret ettiği “öteki” tabii.

Peki bu cendereden çıkış nasıl olacaktır? Burada mesele Batı’nın empoze eden durumunda olması temelde. Çünkü aydınlığı ve medeniyeti o temsil ediyor, çünkü “hakikati” o temsil ediyor. İşte burada düşülen çukur budur bize göre ve hakikatin ne olduğu, tarihi süreçler çerçevesinde ortaya konulamadığı müddetçe zihnen bu cendereden çıkmak imkansızdır. Hatta tepkisel olunsa da çıkılamaz, ancak savrulunur, çünkü bu ikna olmak olmaz en başta.

Hakikat ise sadece maddi plandaki keşifler, icatlar değildir elbette. Bu öncelikle Allah katından gelen hakikattir ve tarih de buna göredir. Peki neden biz hakikati temsil eden medeniyet değiliz o zaman? İşte bu sorunun cevabı bulunmalıdır. Çünkü Kitabı değil, menkıbeleri, masalları baz aldık hakikati “üretirken” Hakikat adeta hakikat olarak değil de motivasyon olarak görüldü çünkü gitgide.. Unutmamalı ki hakikat biraz da üretilen bir şeydir ve bu üretimde sorun var bizde. Kuran’ın, Tevrat’ı ve İncil’i düzelten boyutları iyi ele alınmalıdır bu yüzden ve bunun üzerine tarih yeniden oturtulmalıdır. Batı medeniyetine siz neden herşeyi keşfettiniz de bunu keşfetmediniz sorusu sorulmalıdır. Bu ne kadar güçlü bir şekilde yapılırsa o derece cendereden çıkılır, yoksa Tanzimat gibi çıkar gibi yaparken Islahat gibi saplanılır.

Sana da hak ile kendinden öncekileri tasdik eden ve onların üzerinde gözetici olan Kitab’ı indirdik. Onların aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Sizden her biri için bir yol ve yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat verdiği şeylerde sizi denemek için (böyledir) Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ihtilaf edip durduğunuz şeyleri size haber verecektir. [Maide 48]

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız