BİR HAHAM HİDAYETE ERİNCE –SON- İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik üzerine-

Haleb-i Sağir adlı fıkıh kitabının abdest babında Tevrat ve İncil’in bir Müslüman tarafından abdestli ele alınması gerektiğine dair bir madde okumuştum. Elbette bu kitaplar biz Müslümanlar için indirildikleri gün ve zaman itibariyle kutsaldırlar, iman edilmesi gereken kitaplardır. Kuran-ı Kerim bu kitapların tahrif edildiğini söylerken ayrıntılı bir şekilde nerelerinin tahrif edildiğini belirtmez ama uyardığı noktaları nazar-ı itibara alırsak bu kitaplarda nelere dikkat edeceğimiz bellidir. Özellikle şirke götürecek yollardan uzak durmamız gerektiğini anlarız.

Bu yüzden İsrailiyyata kaçmadan hangi ayetlerin ve fikirlerin biz Müslümanlar tarafından kabul edilmesi gerektiği üzerinde durmamız lazım.

Hz. Ömer’in elindeki Tevrat parçasını görünce peygamberimizin söylemiş olduğu ‘Hz. Harun ve Hz. Musa şimdi olsaydı onlarda bana iman ederdi’ sözü ile Tevrat’a değil Kur’an’a bakmasını emretmesi henüz nüzulü ve kaideleri tesis edilmekte olan İslamiyet’in başka düşüncelerle karıştırılmaması için olsa gerek.

Şu an Kuran tamamlanmış ve bütün hadislerde elimizde. Uymamız gereken kitap Kur’an ama inkar etmemiz gereken kitaplar ise ne Tevrat ve ne de İncil. Çünkü bu kitapların içindeki hakaik-i ilahiyyeyi de tespit edip kara düzen bir tahrif söyleminden uzak durmamız gerekiyor. Bediüzzaman olsun onun zikrettiği Hüseyin Cisri olsun bir çok İslam alimide bu kitaplardan peygamberimize işaretler olduğuna dair deliller getirmektende çekinmemiştir zaten. Yine peygamberimizin söylediği “Benim adım Kur’ân’da Muhammed’dir. İncil’de Ahmed, Tevrat’ta da Ahyed’dir” hadisi de bu anlamda manidardır. Bu arada eski ilahi kitaplardan bahsederken Zebur’u unuttuğumuz düşünülmesin. Hz. Davud’a (a.s) indirilmiş olan Zebur’un Tevrat’ta yer alan Mezmurlar bölümünde de yer aldığını belirtelim.

Hıristiyanlık, Yahudilik derken akla çokça tartışılan diyalog çağrıları gelebilir.

Diyalogdan kasıt sempozyumlarda, panellerde veya dost meclislerinde bir araya gelip konuşmak, tartışmak ise bu zaten Allahın emri. Hatta bu tip diyalog çalışmalarını yapmak şu an söylenildiği gibi indi ilahide insanı mesul yapmaz hatta tam tersi bunlardan kaçmak belki bizleri mes’ul yapar. Fakat Amerika, Irak ve Afganistan’da Müslüman kanı döküyor diye ‘Sizinle konuşacak hiçbir şeyimiz yok hepiniz kafirsiniz demek’ yanlıştır. Onlarında tebliğe ihtiyacı vardır. Her ne kadar batı dünyasındaki hükümetleri iktidar yapan halk olsa da bir Müslüman’ın üzerine düşen tebliğdir. Hidayet Allahtan’dır.

Bu ülkelerde İslamiyet’i şiddet dini değildir kabilinden özür dileme babında değil ama cihad kavramı da vardır, vatan savunması da dini bir vecibedir icabında diye bütün özellikleriyle anlatmamız lazım.

Bu üç dinde ortak noktalar var. Fakat bunların gündeme getirilmesinde amaç evrensel bir din meydana getirmek olmamalı ki şu an yapılmak istenen bu. ‘Hepimiz kardeşiz, hepimiz Allah inanıyoruz aynı ahlaki özellikleri savunuyoruz’ şeklindeki söylem ütopikdir, distopikdir. Biz Müslümanlar için bu ortak noktalar belki kalpleri İslamiyet’e ısındırmak için kullanılacak argümanlar olabilir. Fakat sonuç şu ortak noktaya yapılan çağrıda ki gibi neticelenmelidir;

Fikrine ve tebliğine güvenen zaten diyalogdan, konuşmaktan ve tebliğden kaçmaz. Bu yüzden Yahudi ve Hıristiyanlık hakkındaki araştırmalardan ve diyalog çağrılarından korkmamak lazım.

Genelde başka dinden olan birisinin Yahudi olamayacağı, içkinin limitsiz şekilde Hıristiyanlıkta helal olduğu ya da tesettürün olmadığı gibi yanlış kanaatlere de yeri geldiğinde bir başka yazımızda değineceğiz.

SON

Zeyl Hükmünde Son Bir Not;

KURANDAN YAHUDİLERE İHTAR

4. Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.
5. Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi.
6. Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık.
7. Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid’e (Süleyman Mâbedi’ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık).
8. Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eğer yine (fesatçılığa) dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık.

İsra suresi.4-8.ayetler

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 2

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız