BİR HAHAM HİDAYETE ERİNCE – I- İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik üzerine

Bu yazıyı bir hahamın hidayet öyküsünü anlatan ‘Hazanın Hüznü’ adlı otobiyografik kitabı okuduktan sonra yazmaya karar verdim. Müslüman olduktan sonra Yasin Tanrıöver adını alan Aaron KOHEN’in Müslüman olma sürecini gözler önüne seren kitap bizi bambaşka yerlere götürdü.

Nedense ilahiyat eğitimim boyunca Yahudiliğe ve Hıristiyanlığa karşı ayrı bir merakım olmuştur. İslami kitaplar okumaya başladığım günden itibaren “Muharref” yani tahrif edilmiş diye nitelendirilen bu iki semavi dinin gerçekten ne kadar tahrif edildiğini öğrenmeliydim. Bize anlatılanlar ne kadar doğruydu? Onların kaynakları ne diyordu?

‘Hazanın Hüznü’ adlı bu otobiyografik kitabı görünce yıllar önce Zafer dergisinde okuduğum, Peygamberimizin “Yahudilerden bana on kişi iman etseydi, bütün Yahudiler iman ederdi” hadisi aklıma geldi ve sonra bombalanma olayından dolayı meşhur olan Neve Şalom sinagogunda MEB Din Kültürü ve Ahlak bilgisi dersleri için yaptığımız çekimler, yetkin din adamlarıyla yaptığımız röportajlar ve merak ettiğim soruların cevabını aradığım ‘of the record’ (kayıt dışı) konuşmalarımız.

Neve Şalom sinagoguna sade bir vatandaş olarak girmeniz mümkün değildir. Çekimler için Bakanlık vasıtasıyla resmi izin almıştık. Yönetmeni olduğum çekim ekibi dahil hepimiz devlet memuruyduk ama buna rağmen yine de nüfus cüzdanlarımızın fotokopisini fakslamamızı istemişlerdi. Sonrasında hayatımda hiç görmediğim -banka kasalarını bile rahatlıkla sollayacak kalınlıkta- 2-3 tane çelik kapıdan girip çekim yapmıştık.

Röportajlar, görüşmeler neticesinde yukarıda bahsettiğim hadisin (Allah bilir ama benim anladığım kadarıyla Peygamberimiz, Yahudilerin iman etmeme hususunda inadını vurgulamak için ve birde o dönem için söylemiş olabilir bu sözü) ve biraz da Filistin’e karşı acımasızlıklarını da düşündüğüm için olsa gerek, şartlanmışlık eseri ‘Bu Yahudiler zor Müslüman olur’ diye düşünmüştüm. Çünkü özellikle günümüzde birbiriyle kanlı bıçaklı olan bu iki topluluğun diyalogda bulunması bana göre çok zordu.

Bırakın İslamiyet’i tebliği tek düşündüğümüz sadece İsrail’in ve binnetice Yahudilerin varlığını Filistin topraklarından kaldırmaktır.

Gerçi Türkiye’de böyle bir savaş durumu yok bu anlamda da dini kaynaklarımızı sorgulayabilir ve bir diyaloga geçilebilirdi. Çekimler süresince de derdim kendi fikirlerimi doğrulatmak ya da doğru bildiklerime dair izler aramak değildi. ‘Yahudi’nin sırrını dininde değil fakat dinin sırrını Yahudi de arayın’ gibisinden batı dünyasından bize kadar aksetmiş beylik laflar havsalamda dursa da önyargıyı bırakıp Yahudiliği ve Hıristiyanlığı bu dinin mensuplarından dinlemek lazım diye düşünmüş ve bu amaçla Tevrat ve İncil’i okumuştum.

Ayrıca bu dinin mensuplarının hem kendileri hemde diğer dinlerle ilgili yazdıkları kitapları da okudum. Bu okuma süreci yıllardır devam ediyordu. Çekimler sonrasında ulaştığım noktayı kısaca özetlemek gerekirse “İncil bir kişinin yani Hz. İsa’nın hayatı ise Tevrat’ta bir kavmin hayat”ıydı. Ve her iki dinde de merkezi kavramlar bunlardı.

Bizim açımızdan çözülmesi gereken konularda var. Örneğin Kuranı Kerim’de “Uzeyribnullah” Yani Üzeyr (Yahudi geleneğindeki Ezra (a.s) oluyor) Allahın oğlu diyen Yahudilere bir takbih vardır. Yahudilere sorarsanız kendi geleneklerinde böyle bir durum yoktur. İbn-i Hazm’ın tefsirinde Yemen Yahudilerinde böyle bir inanç olduğu yazıyormuş. Bu bilgiyi de İlahiyatçı bir profesörden aldım ama Ezra yani Uzeyr (a.s.) Tevrat ve Yahudi geleneğinde de bahsedildiği gibi adeta Tevrat’ı katliamlar ve büyük yıkımlardan sonra yeniden yazan birisi olarak dini yeniden ihya ettiği için ipin ucunu kaçıran Yahudilerce bir ilah gibi görülmesi de akla uzak bir ihtimal değil.

İslamiyet’e göre bu 3 semavi din aynı kökten geldiği için aralarında ki benzeşmelerde kaçınılmazdır. Bende özellikle bunun peşine düşmüştüm.

Artı Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’da peygamberimizin (s.a.v.) peygamberliğine İncil ve Tevrat’tan işaretler olduğundan bahisle 19.Mektupta zikrettiği Faran dağları, Faraklit gibi kelimeleri de hahamlara, papazlara sordum.

Aldığım cevapları da çekim notlarıma eklemiştim. Benim açımdan merak ettiğim bütün soruların cevabını bulmuştum. Tatmin olmuş bir şekilde Yahudi ve Hıristiyan meselesini de kendi dünyamda böylece halletmiştim.

BİR HAHAM HİDAYETE ERİNCE – II

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 0

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız