BEDİÜZZAMAN BELGESELİ ‘YOLCU’ ÜZERİNE

 
Yolcu(Bediuzzaman Belgeseli)

Yönetmenliğini Yusuf Kenan Beysülen, senaristliğini ise Cemalettin Canlı’nın yaptığı 3 bölümden oluşan ‘YOLCU’ DVD formatında yayınlanarak Bediüzzaman Said Nursi’nin hayat hikayesini beyaz cama taşıyor. Belgeselin ana seslendirmesini Mahir Günşiray, yapımcılığını ise Kalan Müzik ve Karşı Film üstlenmiş.

Bediüzzaman ideolojik çevrelerce ya çok yüceltilen ya da çok yerilen bir isim olmuştur. 1876 (78)da doğan Bediüzzaman Said Nursi Osmanlının son döneminden Cumhuriyetin kuruluşuna ve cumhuriyetin ilk yıllarından 1950’lerde ki çok partili hayata geçişe kadar bir çok dönemin şahidi olmuş kimi olaylarda da aktif bir rol üstlenmiş bir isim.

Aslında belgeselin peşinde olduğu ‘Bediüzzaman Said Nursi kimdir ve ne yapmak istemiştir?’ sorusunun cevabını bulmak.

Bu sorunun cevabını alabilmek filmin dışına çıkacak olursak bilimsel anlamda önemli bir çalışma olan ünlü sosyologumuz Prof. Dr. Şerif MARDİN’in ‘Bediüzzaman Said Nursi Olayı’ (İletişim Yay.) kitabına bakılabileceği gibi Cemil MERİÇ gibi bağımsız ve önemli düşünürlerin de kitaplarına bakılabilir.

Prof. Dr. Şerif Mardin’in kitabının amacını özetleyecek olursak modernleşme sürecinde İslâmiyet’in geleneksel toplumla ilişkileri ve dinî ideolojik söylemin bu süreçteki evrimine Bediüzzaman ve kurulmasına vesile olduğu NUR HAREKETİNİN etkisini ama daha çok bu etkinin kaynaklarını ve sebeblerini kültürel ve geleneksel kodları da göz önüne alarak çözmeye çalışmasıdır. Mardin’e göre, ‘modernleşme yanlısı seçkinlerin safına katılmayan’ yoksul kesimlerden destek arayan Said Nursi’nin, radikal-dinci bir düşünür olarak yaptığı, halkın gündelik hayatında önemli yer tutan kültürel kaynaklara, dinî söylemlere birlikte sahip çıkarak bunları modern bir topluma uyum sağlayacak biçimde zenginleştirmekti.

Fakat zahmetlide olsa yapılacak en iyi iş yaklaşık 5000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatına ait kitapları okumaktır. Burada bu kitabı okuyacak olan muhatapların kendi meslek ve meşreblerine uygun bir kitap seçmeleri Risale-i Nur Külliyatı ve Bediüzzaman hakkında bir fikir edinmelerini sağlayacaktır. Örneğin Bediüzzaman’ın deyimiyle Zülfikar mecmuası hocalara(yani dindar insanlara) Asa-yı Musa adlı kitabı ise özellikle imani konulardaki şüpheleri varsa ehl-i fenne ve ehli- mektebe tavsiye etmektedir. Fakat belgesele dönecek olursak bu noktada sadece Üstadın hayatına odaklanmış .

Fikirlerine ise kimi toplumsal olayların cereyan ettiği dönemde gerek mahkeme gerekse talebeleriyle olan yazışmalarına ve yaşayan talebeleriyle yapılan röportajlara dayandırılarak değinilmiş. Genelde verilen bu bilgiler sağlam ve sağlıklı olmakla birlikte iki eksiklik gördüm filmde;

Birincisi Bediüzzaman’ın gençlik yıllarında geçirdiği ruhi bunalıma fazlaca odaklanıp İstanbul’da zamanın padişahı Abdulhamid’den Medresetüz Zehra (Modern ve İslami bilimlerin beraber okutulmasını istediği üniversite projesinin adıdır)hem hapishane hem de tımarhaneye kadar sürüklendiği olaylara bu hastalığı sebep olmuş gibi bakılmış.

İkincisi; Atatürk’le olan sert tartışmaları ve onunla ilgili yaptığı yorumlar. Malum Bediüzzaman kurtuluş savaşını desteklemiş ve kuvayı milliye aleyhine şeyhülislamın yayınladığı fetvaya karşı bir anti-fetva vererek zihinleri karışıklıktan kurtarmıştır bunun üzerine de bizzat Atatürk tarafından (Tenvir neşriyat’a ait Müdaafalar kitabında Bediüzzaman bir mahkeme müdafaasında bunu belirtir) Ankara’ya çağrılmış ama Atatürk’le yaptığı sert tartışmalar neticesinde anlaşamayıp ayrılmıştır. Filmde Atatürk’e muhalifliğinden bahsedilmiş ama Bediüzzaman’ın tüm hayatını etkileyen bu tartışma ve fikri muhalefeti daha çok işlenmeliydi.

Bediüzzaman gibi etkili ve bir çok önemli dönemin şahitliğini yapmış bir isimden hakkıyla bahsetmek gerçekten çok zor çünkü bir çok konudan bahsedip sağlıklı bir profilini görmek gerekiyor. Bu anlamda Yolcu’yu yapan ekibide fazla yıpratmak haksızlık olur.

Film 3 bölümden oluştuğunu söylemiştik. İlk bölümde girişte belgeselin adının niçin ‘Yolcu’ olduğu, Bediüzzaman için neden ‘yolcu’ tabirini kullandıkları anlatılıyor. Zaten bu tip işlerde bir konsepte tutunup filmi de öyle götürmek gerekir ki yapım ekibi de bu işi öyle kotarmış.

Doğumu ve çocukluğu üzerinde pek durulmadan hızlı bir şekilde eğitim hayatına odaklanılmış oradan da ilk siyasi fikirlerle tanıştığı Mardin hayatına. Film Bediüzzaman’ı kendi lisanıyla üçe ayırdığı hayatına göre kurgulamış.Eski Said Yeni Said ve 3. Said gibi. Belgesel kısaca böyle özetlenebilir.

Üstadın yazdırdığı kendi resmi otobiyografisi niteliğindeki Tarihçe-i Hayat adlı kitabına bakıldığında Bediüzzaman’ın kendi şahsi meselelerinden çok fikriyatının duyulmasını ve bilinmesini istediği rahatlıkla görülebilir. Örneğin sürüldüğü Kastamonu’yu anlatan “Kastamonu Hayatı” bölümünde işte bizim hayatımız budur ve biz bunun için yaşarız dercesine. ‘Ayet-ül Kübra’ adlı risalesinden bahseder ve risaleden bölümler koyar .

Bu anlamda belgesel Kelam ilmine getirdiği yeniliklerden tutun imana ve İslam’a dair sokulmak istenen şüphelere verdiği cevaplara hadi diyelim illa popüler işlere egilmek gerekiyorsa en azından o dönemin bazı popüler tartışmalarıyla ilgili yazdıklarından ve açıklamalarından (Son dönem alimlerinden Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ile Musa Bekuf dediği Musa Carullah Bigiyef arasındaki tartışmadan tutun Elmalı Hamdi Yazır’ın namazda seferilik konusundaki kısıtlayıcı ve daraltıcı yorumlarına verdiği cevaplara kadar) bahsedilmesi Bediüzzaman’ın ilmi ve mantıki seviyesini göstermesi açısında hoş olurdu.

Neticede zahmetli ve güzel bir iş ortaya çıkartılmış. Özellikle Ruslarla savaşırken esir düşen ve Kostramaya götürülen Bediüzzaman’ın izinden o bölgeye gidilip henüz küçük bir çocukken onu gören bir kadınla yapılan röportaj ve 60 ihtilali sonrası bir gece vakti Bediüzzaman’ın mezarının açılıp cenazesini Urfa’dan Kütahya’ya götüren uçağın pilotuyla yapılan röportaj bildiğim kadarıyla Nur Talebelerinin bile ilk kez izleyeceği önemli görüntüler.

Belgeselin dikkat çeken bir yönü de müziği. Müzik filme göre ne üste çıkmış ne de anımsanmayacak derecede kaybolmuş. İyi bir çalışma yapılmış. Müzikleri yapan isim(ler) ise Aria, Engin Arslan ve Ayşe Önder.

Genelde Nur talebelerinin dışında ki isimlerce ortaya konulan Bediüzzaman tablosu ya eksik ya da çarpıtılan yönleriyle dikkat çekerken bu ekip gerçekten işin %80’iyle hakkını vermiş.

Bediüzzaman’ın yaşamı hakkında fikir edinmek isteyenler bu belgeseli izleyebilirler. Fikirleri adına da bir şeyler öğrenebilirler kaba çizgilerle ama düşüncelerini ve asıl söylemek istediklerini öğrenmek isteyenleri gidebileceği en sağlam adres Risale-i Nur Külliyatı’dır.

Genelde dışardan bakanları Bediüzzaman konusunda en çok cezbeden husus hayatı galiba. Bu yüzden belgeseli yapan ekibde fikirlerinden ziyade hayatından etkilenmiş olmalılar ki bu yönü üzerinde durmuşlar.

Cemil Meriç de bu anlamda Bediüzzaman Said Nursi’nin düşünce yönünden etkilenmekle beraber tavizsiz kişiliğinden daha çok etkilendiğini söyler. Yazımızı onun Bediüzzaman’la ilgili şu açıklamalarıyla bitirelim;

“87 senelik ömründe eserlerine nasıl başlamışsa öyle de bitirmiştir. Hiçbir dünya büyüğüne dalkavukluk yapmamıştır. Bu bizim memlekette büyük bir fazilettir. Cemiyette hemen herkes anadan doğma bir dalkavuk olmuş… Said Nursî bir kavga adamı. Yalçın bir irade, taviz vermeyen bir mizaç… Yakın tarihimiz tek bir mücahid tanımıştır, o da Said Nursi’dir… Ben Müslüman mütefekkir deyince, celâdetiyle, cihadetiyle, onu tanıdım, başka tanımadım. Hepsi pırt deyince kaçan, firar eden insanlar. Bir tane başka görmedim ki… 60 yıl her kahra, her cefaya göğüs gererek mücadele eden biricik dâvâ adamı…” Yeni Devir, 9 Ocak 1981; Ayrıca bakınız: Suffe Yıllığı 1982, s. 262.)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 3

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız