BATININ HEDEFLERİ VE İMTİHANIN YÖNÜ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Batı medeniyeti İslamı kendisine rakip olarak görüyor ve sürekli bu yönde konumlanışlar içerisinde. Ve bu çok eskilerden beri böyle. Bize sorarsanız, Kuran’ı kendi dillerine çevirip okuduktan sonra doğru olduğunu anladılar ve kasten full dünyevi bir yaşam ve mantaliteler geliştirdiler. Elbette üst tabakası.. İslamı ise toplumsal gelişmeye mani, yasakçı, bilime ters bir medeniyet olarak lanse etmeye çalıştılar sürekli. Bunun son versiyonu ise Deaş oldu diyebiliriz. Onun üzerinden İslamı kötü göstermeye çalıştılar, beri yandan ise özellikle internet üzerinden full dünyevi zihinler inşa etmeye ağırlık verdiler. Eskiden az buçuk ideolojiler de olurdu, bu defa o da yok. Çünkü ideoloji kalmadı.

Suriyenin böylesine karıştırılması vs de bu işin bir parçası tabii. Beri yandan Yahudilerin büyük ortadoğu projesine de hizmet ediliyor. Bu iki konu da hep atbaşı gidiyor. Bütün bunlar az çok belli, fakat mesele şu; buna karşı esaslı olarak ne yapılacak? Bize göre; batı karşıtlığı ve Osmanlıcılık geçici bir çözümdür. Çünkü aslen batının lokomatif olduğu süreçler burada da işliyor. Kapitalizm, modernizm, iletişim çağı gibi.. Araya kendi görüntünüzü katıyorsunuz sadece.

Burada esaslı olarak yapılması gereken Kuran’ın anlaşılması ve tebliği merkezli bir dünya tarihi ortaya koyma ve bunun bayraktarlığıdır. Mesela bu yönde bir tefsir hazırladık. Bknz. Çünkü o zaman yeterince derine ve üste çıkılır. Ve hepsinden öte “gerçek bir anlam” ve motivasyon oluşur. Çünkü ilahi irade bizi buna zorlamış olur. Şunu unutmayalım; bütün bir gidişatı güçlü bir şekilde “ilahi iradeye” bağlayamazsanız şu çerçevede çıkış imkansız.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız