AVATAR’IN ŞİFRELERİ – İhsan KABİL

avatar4

James Cameron’ın devasa bir bütçeyle gerçekleştirdiği ve hemen baştan sona ultra-teknolojik bir yapım olan Avatar, sinemanın şimdiye değin işlediği bütün konu yapılarını ve duygu ve aksiyon trüklerini işliyor. Üç boyutlu sinemanın mükemmel bir örneği olarak karşımıza çıkan film, seyirciye kadar uzanan görüntü yanılsamasıyla seyirciyi de neredeyse konunun geçtiği mekanın içine alıyor ve adeta bir tayy-ı mekan duygusu meydana getiriyor.

Postmodern bir sinema örneği olarak gördüğüm Avatar, sinemanın başlangıcından bugüne hemen bütün türleri arasında dolaşıyor ve avatr1yaptığı referanslarla adeta görsel bir sinema ansiklopedisi sunuyor. Neredeyse el değmemiş tabii özellikleriyle var olan bir yerde yaşayan bir halka dışarıdanhiç haberdar olmadıkları bir başka halk topluluğu tarafından yapılan tecavüzü konu eden çalışma; Kıyamet’ten Zümrüt Ormanı’na, Yürüyen Şato’dan 13. Savaşçı’ya, Dünya Savaşları’ndanYeşil Karıncaların Düş Kurduğu Yer’e, hatta Aguirre, Tanrının Gazabı’na, Baraka’ya sayılı filmlere anıştırmada bulunan çizgi roman havasında bir potpuri.

PEK ÇOK FİLMDEN ESİNLENİLMİŞ

Öncelikle bir seyir tecrübesi olarak hakikaten insanı muazzam bir gözbağcı yeteneğiyle hem teknolojik anlamda bir dünya gücünün, birçok bilimkurgu filminde olduğu gibi ilerlemişlik duygusunu işliyor hem de böylece bu güce karşı 1980’lerden bir film olan Top Gun’daki gibiAvatar3 bir hayranlık duygusu doğmasına yol açıyor. Ancak aynı gücün masum bir halkı adeta gezegen sahnesinden silmeye yeltenen saldırısında nefret duygusunun ortaya çıkmasına da mani olamıyor. Bu taarruzu yürüten albayın uzay gemisinde elinde kadeh tavrının, Coppola’nın Kıyamet’indeki, ormanlar içinde yaşayan Vietnamlılara saldırı esnasında denizde sörf yapan komutandan esinlendiğine kuşku yok. Amerika’nın Vietnam tecrübesinin artık sinemaya sinmiş imgelerinin çok fazla hissedildiği Avatar’daki yerli halkın, yine Kıyamet’in son bölümünde kendi inançlarında yaşayan halkla benzerliği yine kuşku götürmüyor. Yine bu halkın ve tabii çevrenin etnik ve kıyıma tabi tutulması, John Boorman’ın, Amazon ormanlarının ve yerlilerinin modernizm tarafından yok edilme çabalarının anlatıldığı Zümrüt Ormanı’nı çağrıştırması gözden kaçmıyor. Yerli halkın Eywa adında bir ilaheye tapınmaları ve ibadet olarak yaptıkları ayin Baraka’daki bir bölümle özdeşleşiyor.

Filmde hava boşluğunda yüzen dağların varlığı, Miyazaki’nin felsefi animasyonlarından Yürüyen Şato’sundaki uçan dağ parçasından esinlendiği düşünülebilir. Ancak filmdeki yükseklikten meydana gelen derinlik hissinin insana mekan algısına dair bir aşkınlık duygusu verdiğinden kuşku yok. Bu anlamda, uzay gemilerindeki adeta halojenik ortama taşınan yazı ve görüntü eylemiyle, Pandora’daki tabii ortamın derinlik algılaması bir tenakuz yaratıyor. Ama yine de insana veya herhangi bir mahluka asıl yaratıcı tarafından sunulan imkanlar dairesinin genişliği ve büyüklüğü bir hayranlık ve hayret makamının husule gelmesine yol açıyor. Filmden hulasa ise, insanın teknoloji ve tabii yaşam dairesi arasında nefs alemiyle mücadelesinin bir ibret kalıyor.
avatar2-A
(http://www.stargazete.com/cumartesi/yazar/ihsan-kabil.htm)

İHSAN KABİL

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

2 thoughts on “AVATAR’IN ŞİFRELERİ – İhsan KABİL

  • 16/01/2010 tarihinde, saat 12:24
    Permalink

    Yazıda denildiği gibi sinemanın bütün imkanları kullanılmış.

  • 16/01/2010 tarihinde, saat 12:28
    Permalink

    Eleştiride söylendiği gibi filmin büyüleyici bir atmosferi var hikayeside sürükleyici ama nedense bu eleştiriden sonra aklıma Bediüzzaman’ın ‘Sehhar(Büyüleyici,Sihirbaz,Göz Boyayan) batı medeniyeti’ lafı aklıma geliyor. Bir 30 yıl daha 3D teknolojisiylemi (Sinemada gösterilen imax teknolojisini kastediyorum) uyutacaklar bizi bekleyelim görelim bakalım.

Yorumlar kapatıldı.

FACEBOOK HESABIMIZ