AVATAR 1 (DİNAZORLARIN ŞAFAĞI..?)

Filmle ilgili eleştirime filmin tam yarısında başlıyorum. Yani bir nevi on dakika arada.. Ve sinemada olmadığım için no problem.

-Bismillah ya!!..

E film küt diye girdiğine göre biz de küt diye başlayalım, özdeşim olsun. Ama hadi önce bunu açalım o zaman.  

1-Küt diye Pandora gezegeni ve askeri birlik iniyor. Film böyle başlıyor. Durun ya önce gezegen bulunmayacak mıydı, sonra maden farkedilmeyecek miydi. Yok, küt diye bir askeri birlik oraya giderken.. Reklamında bile daha geç çıkıyor ya gezegen. Saniye tutun.. Bir defa bu olmamış, gezegenin nasıl bulunduğu vs. sonraki gelişmeler, kırılma noktaları.. hikayenin bütünlüğü açısından önemliydi.

avatar_james_cameron

 2-Bu pat kütlükler bir değil iki değil başlarda. İyi asker iner inmez “bunlar dünyada özgürlük savaşçısıydı, burada ise şirket için çalışan adamlar” diyor. Yani filmi özetliyor ya. E çekmeyin dönün gidin bari..

 3-Pat küt, güm.. Devam.. Şirket yetkilisi “bu maden için buradayız” diyor. Ama karşısındakine değil bize.. E 3d farkı..

 4-İngilizce öğretilmiş yerlilere, küt bir laf. O öyledir, bu böyledir, küt küt küt.. E madem öyle bıraksaydınız generali de konuşsaydı, söyleseydi kuralları, tam kuralları söylerken niye kestiniz de güya klişe yok bu filmde havasını verdiniz. 

5-Klişeler.. Canavar ondan mı korktu ya??.. derken aa arkada asıl canavar… Şaşırın!.. Şaşırın!..

6-O canavardan son anda ama son anda kurtulma olayı. Yıkılıyor ortalık ama içimiz geçiyor, esnemeye başlıyoruz. 3d ama.. siz kaçıyorsunuz, kaçan sizsiniz. Haa o zaman başka.. Benimki 3d değil

 7-Kız, başkanın kızıymış.. Oha.. Bizim adamı kurtaran kız. Arog musun mübarek.. İşte bunun 3d ile hiçbir alakası yok. Kız adamı kabileye götürüyor. Gerçi burada bir kılıf da bulunmuş, hakkını yemeyelim. Tanrıça bilmem ne işaretler gönderiyor “bu adama dokunmayın diye..”  Ve kabile adamı sahipleniyor. Buradaki mantık hatası ise şu; ya o kadar masraf vs. yapılıyor (avatar projesi) mucize eseri adamı oraya sokmak için mi??..

 8-Adım adım tanıyoruz herşeyi. Film değil National Geographic mübarek.. Aslana gelince aslan tanıtılacak, kartala gelince kartal. Herşey sırayla..

-E bilgisayar oyunu havası vermişler işte! 3d, sizsiniz.. O adam değil sizsiniz…

-E yeter be..

 Film 3dye çıkınca zihniyet televizyona düşecek diye bir şey mi var. İşte demek istediğim olay tam da bu arkadaşlar. Burada kesiyorum (Uyudum, kalktım. Hayır, film uykumu getirmedi ama götürmedi de.. Ve böylesine iddialı bir film için bu bir meseledir. Tamam 3d izlemedim ama Gladyatör’ü de eski Türk filmi kalitesinde izlemiştim; ama gözümü 1 sn bile ayırmadan. Düşünün ki kalktığımda filmi yarım bıraktığımı hemen hatırlamadım bile, Avatarı.. Çok sonra aklıma geldi. Doğru ya, eleştiri yazacaktım!!)

 8474241040020487avatar

Açıkçası bu 3d filmler hep kıytırık işlerdi şimdiye kadar. 3. sınıf korku filmleri falan.. 3d teknolojisi seyircinin direkt işin içine girmesini sağladığı için yapıcılar açısından bir “kolaylık” sağlıyor. Tabii göze değil akla hitap eden noktalarda. Bu da bence işi dengesizleştiriyor; hikayenin ritmi, inandırıcılığı vs. ara ki bulasın, çünkü gerek yok. Sinemasal anlamda işi gevşetiyor, düşürüyor. Sinemayı sadece bir görsellik olarak düşünmüyorsanız tabii.

İşte Avatar da bu kolaycılıktan kurtulamıyor. Bakın gezegen, bakın acaip mahlukat havasında hep.. Altta işleyen hikaye ise hadi iyi bir tv dizisi seviyesinde diyelim, hakkını yemeyelim. E kusura bakmayın ama böyle kült mült film olmaz.

Mesela o topal adam avatar aracılığıyla yürümeye başlıyor vs. hikayenin o kısmı sırf “bakın topal adam, avatar aracılığıyla yürüyor, hissedin” mantığıyla işliyor. Halbuki asıl sinemasal etki bunu o adam yürüyorken ediyorken birden avatar olduğunu ve bir topal adama bağlı olduğunu gördüğümüz zaman elde edilir. Mesela Olağan Şüphelilerdeki gibi, örnek.. Böyle şeylere hiç girmiyor film, dümdüz gidiyor.

Bu tip hayret etkileri hep göz üzerinden ve garip mahlukat bakın mantığıyla yapılmaya çalışılıyor ki, ne garip mahlukat gördü kardeşim millet. Kimi kandırıyorsunuz.. Biraz fazla tepeden bakma olayı, bu onlara yeter, e hissedecekler… Göz, göz, göz, göz.. Bu mantık bir defa zaten “batı”  işin açıkçası. Gösteri, şov. Bakın montuma, bakın arabama, bakın saatime.. Ondan sonra da bakın liberalim ama.. Hadi oradan..

Sonra film herşeyden önce uzayda başka canlıların, dünyaların da olduğuna bizi inandırmak için çekilmiş sanki. Bakın, bakın.. Bu ise dön dolaş tipik-Amerikan UFOlar var mantığına gidiyor gider. Bunun altında ise batının “evrenin merkezindeyiz” algısı yatıyor biraz derin bir bakışla. O değilse bu, yani.. Ama buna gelince o yok olmuyor, bu değilse o..Ping pong..

Ya da şöyle bir şey diyebiliriz, koskoca evrende sadece biz mi varız mantığı. Öyle olsa ne olacak. İnsan, dünya hayatı, Tanrı, imtihan kavramları çok daha netleşiyor o zaman. Aman flu olsun!!..

Yani fazlasıyla batı evrenindeyiz, zihnindeyiz  yine. Emperyalizme karşı çıkıyor falan.. hangi emperyalizme.. Günümüzde batının düşman okları Müslümanlar, İslam kültürü üzerinde. Filmde ise kızılderililer çağrıştırılıyor fazlasıyla. 20 yıl önce bunun direkt filmi yapılmışken üstelik, Kurtlarla Dans. Burada endirekt, başka gezegen falan sonuçta.. Eee emperyalizme karşıysan günümüzde bunun neye tekabül ettiği belli. Ama Müslümanlara gelince hep bir görmemezlik, duymamazlık. Zaten batının bu sağırlığı, körlüğü batıyı batı yapan. Bu kaçışı.. Film bu anlamda da batılı. Yani biraz zorlama da olsa Cameron da Kevin Costner’lık yapar gibi gözükürken Kristof  Kolomb’luk yapıyor daha çok..

Nihayet en iyi bakışımızla diyelim, “bir bütün olarak tabii” olsa olsa Mel Gibson’un Apokalipto’suna bir antitez film. Olsa olsa.. Apokalipto’nun artniyetine. (3 bölümlük Apokalipto eleştirisi için bknz) Ama Apokalipto da sinemasal olarak bundan çok daha iyi bir film açıkçası.

duyguden_apokalipto_

 Bu arada o dili merak ettim. Neular mı neydi.. Yıldız savaşlarındaki gibi gerçekten bir dil uydurulmuş mu?.. Uydurulmuştur mutlaka, böyle ayrıntılarda öylesine boğuluyorlar ki. O avatar mantığının (başka bedene bağlanma) üç ay önce apar topar vizyona giren Suretler’le sinemasal aleme girmesi ise ayrı bir soru işareti.. Avatar isimli M.Night Syhmalan filmi de yakında vizyonda. Yoksa şöyle çaplı bir Hollywood projesiyle mi karşı karşıyayız. Hollywood’un son yıllarda müthiş kan kaybı var. İnandırıcılık olayı bitti vs. Hem filmlerin internetten indirilmesi.. Bu Avatar bir taşla iki kuş vurduracak bir iş Hollywood açısından. 3d normal ekranlarda izlenemiyor; 3dye akış sağlanacak, kaçağın önüne geçilecek. Aha da işte emperyalizme de karşıyız, hak hukuk özgürlükçüyüz havası verilerekten de inandırıcılık olayı halledilecek. Milyarlarca doların döndüğü bir sektörden bahsediyoruz bu arada, hatırlatırım. Nokta..

Noktalı virgül diyelim… Sırası gelmişken bir de neden Syhmalan’ın filmi “Avatar: Son ateş bükücü” adlı meşhur bir animeden yazılıp yapıldığı halde (ayrıntılar için bknz .) Avatar diye değil de sadece “son ateş bükücü” diye lanse ediliyor. Tabii vizyona girerken Avatar diye girecek de.. Aman vizyondaki Avatar’a halel gelmesin, gölge etmesin diye mi?.. Bakın neler düşünülüyor.        

Neyse on dakika ara bitti. Şöyle böyle bir 24 saat ya da.. Bakalım ikinci bölüm fikirlerimizi değiştirebilecek mi? Hiç sanmıyorum ama biraz yumuşatabilir belki..

Yönetmen James Cameron


rafet hakkında

Rafet KÜÇÜK 1973 İstanbul doğumlu. Şair, araştırmacı yazar.
Bu yazı Film Eleştiri kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*
= 4 + 3