Download Instagram Photos

ASRIN EVLİYASI 8 (son)

 Sadece ufak bir sabah gezintisi olacaktı. Deşarj falan olmak için sadece. Ve de asıl, dertleşmek için.. Düldül’le dertleşecekti, evet. Belki fırından da ekmek alırdı, şöyle geçerken sıcak sıcak.. Ya da.. şu eczanenin önünden geçerdi kim bilir.. Belki Rıfat’ın Yeri’ne uğrardı ve demli bir çay içer, belki şehri şöyle baştan başa bir turlar.. Belki o acemiliğinde takıldığı kızıltepeye çıkar.. Belki sadece tekrar görmek için..

Belki, belki, belki..ama çalışmadı. Evet, çalışmadı. Ve bir daha çevirdi anahtarı ve bir daha ve bir daha ve bir daha.. Bu sefer gaza daha bir yüklenerekten..  Bir daha çevirdi. Yok, arabada en ufak bir kıpırtı, en ufak sarsıntı bile olmadı ama içinde hala ümit vardı, çalıştı, çalışacaktı..Ve bir daha ve bir daha ve bir daha..Ama hayır, yoo, çalışmadı. Eli acımıştı artık anahtarı çevirmekten… benzin ibresine baktı, hala full gösteriyordu… Sessizce ağlamaya başladı.

O gece sabaha kadar düşünmüş durmuştu. Öyle düşünceliydi ki, fare için hazırladığı yapışkanlı kağıda basmıştı iki üç kere.. Üç beş defa yatıp kalkmış, uyuyamamış.. Kah hayallere dalıyordu, kah sorgulama başlıyordu.. Cennet ve Cehennem gibiydi bu ikisi de.. Sabaha karşı ise artık Arafta hissediyordu kendini. Güneşin doğuşunu görmüştü uzun zamandır ilk kez. Tamam sabah namazını kılıyordu ara sıra ama güneşin doğuşunu beklemeden yatıyordu. İşte bu sefer görmüş.. Ve Düldül’e binesi gelmişti onun peşine de.. Yine uzun zamandır ilk kez.

Ve ama çalışmamıştı, evet..

Biraz sonra arabadan indi. Artık sıradan bir arabaydı o evet. Nazan sıradan bir kız. O sıradan biri.. Her şey sıradanlaşmıştı birden. Ve belki de olması gereken de buydu. Düşündükçe haklı görmemek mümkün değildi kaderi.. Eve girdi yine ve farenin yakalandığını gördü. Çığlık çığlığa bağırıyordu hayvancağız, kağıda yapışmış.. Afalladı ve sese doğru yaklaştı, biraz da korkuyla karışık.. başka bir şey çıkabilir miydi acaba?.. Öylesine tuhaf bir gündü ki yani.. Hayır, fareydi.. Kafasında büyütmüş de büyütmüştü, işte ufacık bir fareydi. Neredeyse canavar yerine koymuş…

Üç defa bastığı ve artık adeta yapışkanı tükenmiş kağıt onu tutmaya yetmişti. Üstelik çırpındıkça iyice batmış..

Peki ama şimdi ne yapacaktı. Onu böyle kaldırıp atamazdı herhalde, öldürmesi gerekiyordu. Bir şeyle vurup.. Kaldırıp atsa da olurdu gerçi.. kağıda sardı mı zaten nefessiz kalır ölür giderdi.  Hayır, bu işkence etmek olurdu hayvana.. Bir şey bulup kafasına vuracaktı işte. Sert bir cisim.. Çığlıkları kulak tırmalayan cinstendi hayvanın, bir an koridora çıktı, içi acıyıp. Böyle bırakıp akşama gelse ölüp gider miydi acaba.. Düldül’ü bıraktığı gibi mi?…

Heyecandan, evhamdan ne yapacağını şaşırmıştı artık. Cekici alıp başına geldi. Çok sert bir hamleyle tek vuruşta işini bitirmeliydi. Ve tabii besmele getirmeliydi önce.. Çok çok sert vursa her tarafa kan sıçramasındı şimdi.

Euzu billahi mineşşeytanirracim..

Ne kadar hafif bir canı varmıştı bu hayvanın. O kadar sesi çıkıyordu ama küçücük bir vuruş yetmişti canını almaya.. Kağıda sardı hemen ve çöpe götürüp atacakken.. vazgeçti.. Arka tarafa küçük bir çukur kazıp gömdü ve eve döndü.

Öğlene doğru Hamit aradı, heyecanla uyandı. Her şey bir rüyaydı sanki..

-aloo

-film çekeceğiz ya neredesin.

-sen neredesin?..

-Rıfat’ın oradayım.

-tamam geliyorum.

Dışarı çıkınca Düldül’e şöyle bir baktı. Acaba bir daha denese miydi?…

 Hayır, denemedi ve Rıfat’ın oraya doğru sürdü kendini…

araba1

ASRIN EVLİYASI 1

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız