AŞKI, MUHABBETİ, SEVDAYI NEFRETE DÖNÜŞTÜRME HİKAYESİ

Yaşanan bu trajik öyküyü hayret ve dehşetle izliyoruz.

Yorumların bir kısmı olayın kendisinden daha trajikomik.

Bu aşk bir anda düşmanlığa dönüşmedi. Hizmet hareketi denilen devasa bir kitle, temelinde insan kazanmaya, kemmiyet olarak belirli sayılara ulaşmayı esas aldığı zaman, nur hareketinin diğer gurupları tarafından ciddi anlamda eleştiri oklarına hedef oldular.

Kaliteye, keyfiyyete ehemmiyet vermiyorsunuz. Kelle sayısını çoğaltma derdine düştünüz diye yapılan eleştiriler, Bediüzzaman hazretlerinin çizgisinden 1975’lerde tamamen kopuşu getirdi. Hareket, hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşadı.Bir nevi postmodern bir darbe. Risaleler,Fetullah Gülenin denemeleri ile Sızıntı dergisinde ruh değiştirmeye, Hocaefendinin kafasındaki hümanizma doğrultusunda kelime değişikliğine, dejenerasyona tabi tutuldu.Kadınlar modernizmin rüzgarında giyim kuşam rüzgarına kapıldı.Madde mananın önüne geçmeye,ruh bedeni hazların peşine takılarak cemaat bir acaib hal almaya başladı.
Samimi eleştirilere,nereye gidiyoruz feryadları korkunç bir hızla büyümenin gürültüsü arasında ezildi ,yok oldu.Artık risale mutaalası, ders müzakeresi,muhabbet alışverişi yerini himmet toplantılarına,inşaat gürültülerine, insanların manevi duygularını sömürmeye,insana sırf maddesi kadar değer vermeye,okulları ve öğrencileri göstererek parasına talip olmaya götürdü.Bu arada hocanın kafasında konulan hedefe ulaşmak için korkunç bir gizlilik ve hedef çarptırma yaşanmaya başlandı.Askeri ve siyasilere yaltaklanmadan, tabasbusa,riyakarlıktan,birlikte gözükmeye,ahlaki ve etik tavizlere kadar,güya hizmetin selameti için bütün yollar denendi.
Bu arada hizmet, yağı alınmış ayrana dönsede, taviz vere vere ,rejimin kirli ruhuna bulaşsa da,görüntü olarak bütün İslam cemaatlarıyla arasına korkunç bir kalın duvar çeksede,başta Erbakan hocanın talebeleri olarak içten içe kin ve nefretle ve aşağılama ile dolu olsa da, sayı olarak gazetesini bir milyon sınırını aşırmış,Ak partiye destek görüntüsü altında onlarıda hizmete dayanak haline getirebilmiştir.
Vefa duygusu olmayan,her hareketini biraz daha büyümeye adamış bu güruhun temel felsefesi biraz daha büyümek.Teşbihde hata olmasın Yahudi milletinin bir ülkeye girdiği zaman hiç bir manevi değer tanımadan orayı sömürmeye ayarlanmış felsefesi gibi,kendilerinin bile bilemediği gizli bir hedefe doğru hayatını ortaya koymaları, açık ve net olmamaları, gizli hedefe ulaşacağım diyerek ahlaki ve etik değerleri elbiseyi soyunur gibi soyunmaları, bu yapılırken kendilerinin bile farkına varamamaları muhteşem bir zekanın ürünü olduğunu gösteriyor. Yalnız ve sadece Allah rızası için bir kervan yola çıkıyor.

Yolda farkına varmadan, zamanın icabımı, birilerinin dayatmasını, şartların zorlamasını, fillerin kavgasında ayak altında kalıp ezilmeme tedbirini, güçlünün yanında olarak yok olmama felsefesini,zor şartlar altında ortaya çıkan yumurtaları kırdırmama anlayışımı nedir bilemeyeceğim hedeften kaydırılan, kıbleye dönmüşken yolda şimale çevrilen bu kervanın dramatik öyküsüne dokunmak istedim.Kendilerine gönül vermiş bir kısım Müslümanların bunları sorgulayacağına inanıyorum.

Eleştiri ve tenkid nefsani olmamak şartıyla hakikatı parlatır.Hakikatin güzelliğini ortaya çıkarır.Hakikatten rahatsız olan yarasa gibi yapmak yerine, gün ışığına çıkmak, güneşi perdeler ve vasıtalar arkasından görmek yerine, çıplak gözle görmek gerektir.NE ŞEBEM NE ŞEBPERESTEM MEN ĞULAMİ ŞEMSEM EZ ŞEMSİ Mİ ĞUYEM HABER. Ne geceyim, ne geceye (karanlığa) tapanım. Ben güneşin oğluyum(kölesi, hizmetcisi)güneşten haber verenim. İMAMI RABBANİ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız