AŞK DENİZİNDE AYAĞI BİLE ISLANMAYAN KARINCA


Nazif TUNÇ’un yönettiği Halit KARATA’nın senaryosunu yazdığı KARINCA filmi festivallerde gezerken bende izleme imkanı bulmuştum film şimdi sinemalarda gösterime giriyor.

Filmin konusundan kısaca bahsetmek gerekirse nakliye kamyonunda uzun yol şoförü olan Şemsi, dağ yolunda önüne çıkan Fidan adındaki genç kızı İstanbul’a iyilik olsun diye götürür. Fidan’ın canlı bomba eylemlerinde kullanılmak üzere terör örgütü tarafından ayarlandığını polisin kendisini göz altına almasıyla öğrenen Şemsi, gerçekleştirilecek katliamlarda kızı İstanbul’a getirmekle sorumluluğu olduğunu düşünür. Eylem gerçekleşmeden Fidan’ı bulmalı ve terör örgütünün elinden kurtarmalıdır. Şemsi bu mücadelesinde geçmişteki dostlarından yardım isterken bizde bu dostlarının ideolojik duruşunun tam zıddı bir yerde olduğunu anlarız. Şemsi soldan sağa gelmiş hatta tasavvufi bir hayat anlayışını benimsemiş birisidir ve bombacı kızı bulup kurtarma mücadelesinin mottolarından biri filme de adını veren Karınca hikayesidir ve Şemsi ‘karınca eve dönmelidir’ demektedir.

Filmin akıcı bir dili var. Bu hikayenin sonu ne olacak diye sizi meraklandırmıyor değil. Yönetmen meramını teklemeden ve samimi bir dille aktarıyor. Bizim Türk sinemasında en çok yokluğunu hissettiğimiz ‘kim ne der’ endişesinden azade bir samimiyetin bu filmde olduğunu görüyoruz. Filmin görüntü yönetmeni Yerkinbek Ptyraliyev başarılı bir iş çıkartmış. Filmin başrolü ve aynı zamanda Halit Karata’da iyi bir rol çıkartırken karşısında oynayan Hacer Kızılhan’ın da gerek şivesi gerekse duruşuyla bizleri bir bombacı kız olabileceğine ikna ediyor. Birde filmde yan rollerde yer alan oyuncularda çok iyiydi. Örneğin Jale Arıkan’ın oyunculuğuna çok şaşırdım. Tek sahnede gözükse bile bizleri eski sevgilisi Şemsinin kendisine yaşattığı hayal kırıklığını bakışlarıyla verirken bir yandan da duygularının gel gitini yenmeye çalışan mimikleri ve rolü bozmayacak tonlamayla aktardığı diyalogları plastik bir karaktere dönüşebilecek Yonca karakterini gerçeğe dönüştürmüş. Yine Nefes filminden tanıdığımız Turgay Atalay örgüt üyesi Bülent karakteriyle Karınca filminde başarılı bir bir oyunculuk ortaya koyuyor. Burada ismini zikredemediğimiz diğer rollerde oynayanlarda.

Filmde eksiklik olarak iyi bir müzik kullanımının olmadığını düşünüyorum. Filmdeki müzik adeta bir dolgu gibi kullanılmış. Aslında kötü değil ama unutulmazda değil. Bu filme özel bir şarkıyı en azından Şemsinin kamyonundaki radyodan dinleyebilirdik. Birde Şemdi karakterinin bir yerden sonra çektiği ‘Eyvallah’ları yoruyor.Gerçekçi bir karakter olması açısından eyvallahların onun alamet i farikası gibi kullanıldığı düşünülebilir ama azaltılsa daha iyiydi.Birde tek sahnede gördüğümüz Şemsinin çamurdan kuş yapma merakı. Filme ve karaktere katkısı olmayan bir fazlalıktı.
Karınca Anadolu’da geçen gerçek bir hikaye her ne kadar filmde bu gerçek bir olaydan alındı denilmese de bu tip maceralar ve karakterler bize yabancı değil. Türk sinemasında hayatın gerçeklerinin, mantık ve realitenin yönetmenin, senaristin ideolojik duruşuna kurban edildiğini çok görmüşüzdür. Karınca filmi ise kullandığı gerçekçi diliyle ideolojik duruşunu dengeli vermeye çalışan bir film.

İrfan dilinin sinemada Şemsi karakteriyle verildiği Karınca aslında biz Anadolu insanının inancını umutlarını ve mücadelesini kişisel bir hikayede toplumsal dokuya dayandırarak aktarıyor. Fakat eve dönmesi gereken karıncanın kış mevsiminde inançsızlığın soğuğunda dışarı çıkmayacağını çıkamayacağını biliyoruz. O karıncanın dönüşünü bizde heyecanla bekliyoruz evet karınca eve dönmeli.Sezai Karakoç’un dediği gibi“Aşk siyahın beyazdan ayrıldığı/ Samanyolunda yürüyen bir karınca” (Samanyolunda Veba)

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

FACEBOOK HESABIMIZ