ANADOLU YAKASI-MUZO KIRO VESAİRE

Mustafa Kutlu’nun “Anadolu Yakası” diye bir hikaye kitabı çıkmış. Bu kitapta Kutlu bir televizyon kanalı kuran pragmatist, bayağı bir tipi masaya yatırıyormuş.

Konuyla ilgili yazı için bknz.

Benim de aklıma bir hatıram geldi hemen. Yıllar önce 2000’lerde bir film çekmiştik. Uzun metraj 75 dakikalık falan bir filmdi. Adı Oyunbazdı (sitemizde yayınlanan Oyunbaz değil), video kamerayla çekilmişti. İbrahim DEMİRKAN’ın ödül aldığı Esra film bize betacam kamera sözü vermişti ama son dakikada tam çekim günü bizi ekmişlerdi. Parasıyla bile kabul etmemişlerdi bu defa. Biz de aslında filmin konseptine de uygun olarak sıradan bir video kamerayla çekmiştik filmi.

Tam o sıralar da zaten “Blairin cadısı” adlı film sıradan görüntüyle de film olabileceğini göstermişti herkese. Bizim konsept de insanı filmin içine sokmayan-okumaya zorlayan bir konseptti zaten. Doğal oyunculuğa dayanıyordu film.. ki oyunculuklar çeşitli sinemacılar tarafından eleştirmen ya da yönetmen takdir almıştı filmi gösterdiğimiz. Bir de filmi önce izletelim, beğenirlerse daha profesyonel olarak bir daha çekeriz fikri vardı, olmadı. Şimdi gelelim Mustafa Kutlu’ya..

Filmi Kanal7’ye götürmüştük Ayşe Şasa aracılığıyla, orada bizle ilgilenecek kişi ise Mustafa KUTLU’ydu. Ne alakası var bilmiyorum ama onun lafıyla filmi ve bizi değerlendireceklerdi. Gittik, kendisi bizi iyi karşıladı, ben filmi bırakıp hemen çıkma taraftarıydım. Çünkü filmin oyuncuları yanınızda olduğu zaman insanlar filme pek odaklanamıyordu, daha önce bunu çok görmüştüm. Bunu Kutlu’ya da dedim ama birlikte izleyelim dedi ve geçtik bir salona. Orada filmi koydular, başladık izlemeye ve ikinci dakika Kutlu filmi ileri sardırdı, beşinci dakika ileri sardırdı ve 70 dakikalık filmi, oyuncularının yapımcılarının yanında beş dakikada izledi. Peşine de beğenmediğini, olmadığını vs söylediydi. Yok Nuri Bilgenin fotoğrafik görüntülerinden bahis açtıydı. Ve sonra da sıkı durun, Yeşilçamda nasıl akşama senaryonun yazılıp sabaha film çekildiğini tatlı bir tonda ifade ettiydi. Bu işte aslolan görselliktir, endüstridir gibilerden. Biz ise senaryoyla bir yıl uğraşmıştık. Kendisi ise bir hikayeciydi.  

Şimdi bu kişi, Anadoludan gelip Muzo kıro şeklinde televizyon kanalı kuran, işleten birisini bahis mevzu etmiş hikayesinde, bayağılığı şunu bunu eleştirmiş. Kimbilir belki de önlerini o açtığı içindir, diye geçti içimden ister istemez.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 8

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız