Amerikan Sinemasından Bir Hayal Kırıklığı Daha ROBİN HOOD

İngiliz asıllı amerikalı yönetmen Ridley Scott, Blade Runner ve Gladyatör gibi farklı türde bir çok kült filme imza atmış ve bu filmler hangi türü temsil ediyorsa o türde de hemen peşinden aynı tarzda yeni filmler çekilmesine sebeb olmuş bir yönetmen.

Tarihi filmi oskarlı Gladyatör’de Maximus’a ‘halkı arkana al’ dedirterek gücün kişide değil halkta olduğunu anlatmaya çalışan ve demokrasi vurgusu yapan Ridley Scott şimdi bunu bir haydut’un hayat hikayesinde yapmak istiyor. Adı haydut ama kendisi zalim bir krala başkaldırdığı için kahraman olan Robin Hood’la. Fakat filmin burada asıl şaşırtmacası şu; Robin Hood’un bu zalim krala karşı maceralarını değil nasıl,niçin ve neden haydut olduğunu anlatıyor film. Ve bitişte yazan yazıda ise ‘işte bu yüzden haydut oldu Robin Hood’mealinde bir cümle beliriyor size de ‘hoppala bu nasıl iş böyle’ diyerek salondan ayrılmak düşüyor.

Film açıkça demokrasi eksikliği olan her yerde diktatöryel baskının olacağını bununda kanun kaçağı adı altında lanse edilen kahramanlar doğuracağını deklare ediyor. Aslında bazı sahnelerdeki diyaloglar içinizi cız ettirmiyor değil. Örneğin Russel Crowe’in krala karşı yaptığı konuşma adeta ABD’ye karşı mazlum Ortadoğu halklarının söylemini hatırlatıyor. Bu filmden sonra birisi çıkıp dese ki ‘Ne yani şimdi o zaman ki Robin Hood haklı ise bu zaman da da Usame bin Ladin’in mi haklı olduğunu savunuyorsun’ diye sorabilir.

Ridley Scott kurnazca Müslüman seyirci üzerine de oynuyor. Örneğin bir sahnede Kral Haçlı seferinden dönerken savaşçısı ola Robin Hood’a ‘Sence tanrı Kudüs’te yaptıklarımızdan dolayı bizi affedecek midir?’ diye sorunca Robin Hood ‘Zannetmem’ dedikten sonra ‘Akka’da 2500 Müslümanı bir araya toplayıp diz çöktürdüğümüzde önümdeki kadının bana bakışını gördüm. O kadının bakışı ne kin ne öfke doluydu sadece acıyarak bakıyordu çünkü biz onları öldürdükten sonra Allah’ın bizi terk edeceğini, Allahsız kalacağımızı biliyordu’ der. Bu diyalogdan sonra filmdeki kral ve askerlerinden oluşan Haçlı ordusunun Filistin’de Müslümanlara zulmeden çapulcu bir güruh olduğunu daha iyi hissediyor ve anlıyorsunuz. Fakat Ridley Scott (Senaristi usta bir isim Brian Helgeland ama belli ki Ridley Scott’ın müdahalesi de çok olmuş ve kendi düşünce yapısına yakın bir metin ortaya çıkarttırmış) filmde yaptığı özgürlük, demokrasi, kanunlara saygı gibi vurguları ile kendisini, zalim İngiliz kralının günahından uzak tutmayı becerdiği gibi ‘bizim her ne kadar zalim idarecilerimiz varsa da onlara karşı çıkan kahramanlarımız da var’ diyerek dünyada çekilen acıların çözümü için gerekli reçeteler de yine bizde diyor.

Film her türlü okumaya ve anlam kaymasına müsait bir yapıda. Merkezini bulamamış bir senaryo ve kimi yerlerde sıkıcı bölümlere sahip ve en önemlisi aksiyon sahnelerindeki zafiyet çok sırıtıyor.

Robin Hood tarafından ok atılan sahneler güzel çekilmiş ama filmin finalindeki İngilizlerin Fransızlarla yaptıkları savaş sahneleri çok zayıf kalmış.

Sinemaya iştahla gidip iyi bir aksiyon bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Özellikle son iki tarihi filmi olan ‘Gladyatör’ ve ‘Cennetin Krallığı’ndaki savaş sahnelerindeki ustalığına ve görkeme bakınca bu sefer adeta aldatılmış gibi ‘Amerikan Sinemasından yine bir hayal kırıklığı’ diyerek salondan ayrılıyorsunuz.

Nedense insanlık ve hakikat üzerine filmin kahramanı üzerinden söylenmek istenenler inandırıcı gelmiyor. Bir ustadan beklenmeyecek kadar zayıf bir yapım Robin Hood.

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

Amerikan Sinemasından Bir Hayal Kırıklığı Daha ROBİN HOOD” için bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız