ALEMİ SİNEMADAN ŞAŞIRTICI HABERLER

Sinema aleminden peşpeşe şaşırtıcı haberler geliyor. Gerek Türkiye ve gerekse de dünyadaki değişime sinemanın “belki de gecikmiş” bir desteği mi diyelim el atması mı diyelim.

Eskiden sinemanın büyük bir gücü olduğuna inanırdım ve bu yüzden de film yapmak isterdim. Tabii öncelikle de sinemanın “özgürlüğün sözcüsü” gibi algılanması idi bende bu his ve iştiyakı doğuran. Kurtlarla Dans, Müfreze, Savaş Günahları gibi filmler..

Ama sonra 2000lerde ABD’nin en çok eleştirilmesi gereken zamanlarda mesela Irak konusunda hiçbir film yapılmaması, beni rüyadan uyandırmıştı. Sinema asıl konuşulması gereken zamanda konuşmayan münafık bir şahsiyete büründü gözümde gitgide. Ve yavaş yavaş filmlerden, sinema aleminden, film yapma isteğinden uzaklaştım. Çok sonra “yarım ağızla konuşan” Avatar diye bir film yaptılar. Ona bile Oscarı veremediler vs.

Sonra Filistinle ilgili hiç bir film yapılmadığı dikkatimi çekti. Kurtlar Vadisi Filistin oldu belki de bu konuya eğilen ilk film. Dünyadaki herkesin bildiği, herkesin adeta içinin acıdığı bir konuda bile sözcülük yapamamış bir sinema. Ama Hitlere habire at tut, “Yahudiler mazlum de hala” vs.

İşte, iki gün arayla karşılaştığım iki haber beni bu anlamda biraz düşündürdü. Öncelikle “Şehid” adında bir film yapılacakmış ve  Flistinli birinin şehadeti konu alınacakmış. Üstelik sıkı durun yönetmen Yahudi Spielberg. Oyuncu olarak ise Yavuz Bingöl’ü seçmiş.

Schindler’in Listesi filminin sahibi Spielberg nasıl bir filme imza atacak acaip bir merak konusu. Yahudi olduğu için çok bariz bir Filistin karşıtlığı hiç beklemiyorum. Hatta Yahudiler adına bir günah çıkartma olası. Bakacağız..

Derken bugün de şöyle bir haberle karşılaştım. Vahdettin’in filmi çekilecekmiş…

Yönetmen Mahsun Kırmızıgül olacakmış

Bir günah çıkartma da buradan mı gelecek.

Aslında hernekadar “günah çıkartma” mantığı eleştiri mevzu olabilirse de öylesine pişkinlikler söz konusu ki dünyada, hayatta, sinemanın o kaybolup giden “özgürlüğün sözcüsü” imajının böyle böyle dirilmeye başlaması da gözümüzden kaçmıyor şimdi ve takdir edilesi bir şey açıkça. Böylesi bir sinemaya dünyanın ihtiyacı var sanırım. Bakalım bu işleri merakla bekleyeceğim.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 9

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız