AKLI MAAŞÇILIK AKLI MAADÇILIK MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İnsanlar genelde dünyeviliği işin ideali açısından zaafiyet görür, temeli açısından değil. Peki acaba böyle midir gerçekten?

Düşünelim; neyi niye öyle düşünüyoruz şu alemde? Algılayışların temelinde ne vardır? Bakarsak, fikri yönelişlerle, zihni yönelişlerle, gruplaşmalarla, birikimlerle belli yoğunluklar oluşmuştur tarihte ve bugün. Ve insan bunların etkisi altındadır genelde. Bunlar, modernizm, postmodernizm, milliyetçililik gibi akımlar ya da çeşitli dini fırkalar, mezheplerdir. İnsan evvela bunlarla muhatap olmakta hayatta ve genelde de orada kalmakta. Ya da en fazla oradan oraya geçmekte. Beri yandan ise Kuran ve tarih merkezli olarak algılanabilen hakikat var. Ve işin buraya çekilmesi gereği.. Fakat insanda aklı maaşçılık, yani dünyevi akıl baskındır. O bilgiyi ve manayı dünyaya hasreder. Zaten bu yapılar da böyle oluşmuştur. Mesela aklı maaşla aklı maadın en temel farkı şudur: aklı maaş der ki bir çadır bile kuramazken niye bir medeniyet kuracak kadar bilgim ve yönelişim olsun?! Daha iyisini bulacağım zaten şüpheli, lakin bu sürecin menfaatten uzaklaştıracağı kesin. O zaman bu iş deliliktir. Aklı maad ise der ki; eğer bu Kitab’ı iyice anlamak ve iman için gerekliyse en lazım şeydir. Yani; aklı maaş, bilgiyi, manayı, dünyada yapılacak işlere, dünyadaki hazır geçerliliğe endeksler, aklı maad ise imana.

Peki mana o kadar üst müdür gerçekten meselesi vardır, bu iyice anlaşılmak durumundadır. O zaman aklı maaşı aşacak bir irade oluşabilir. Şu halde öncelik bunun ortaya konulmasıdır ve aklı maaşçılık buna direnecektir.

Öte yandan; demiştik ki; dünyacılık, mehdicilik mesihçilik eder. (bknz 1) Peki bu nasıl oluyor? Aklı maaşçının “gerçekçi” olması gerekmiyor muydu?.. Hem o zaman ideal dünya hedefi dünyacılık olmuyor mu? Neden aklı maadçı bunu taşısın?! Bu tenakuzlar nedir?.. Elcevab; Böyledir, lakin fark şudur; mesihçilik, birisinin gelip bunu yapacağı algısına çalışır, manacılık ise Kitab’a ve manaya yönelişin buna yeteceği algısına..

Peki bütün bunların temeli nedir denilirse de; bilindiği üzere Allah Teala gözle görülmemektedir, gaybtır, akılla farkedilendir. Gözle görülen ve elde etmeye endeksli dünya hayatı ise kişiyi bundan uzaklaştırmakta. Şu halde mananın hep ulaşılan bir tarafı olmalı ki varlığı belirgin olsun. Yoksa gelen herşeyi dünya getirmiş olacak ve ona meyil yeterince bastırılamayacak.. Bu ise dön dolaş gözle görülmeyen, akılla farkedilene imanı etkiler. Ya da “herşeyi ayarlayana..”

Başa dönersek, acaba dünyevilik nerede bir zaafiyettir; temelde mi, idealde mi?..

…….

*1: bknz Fatiha ve Zehraveyn Tefsiri, Bakara not 13, Dünyanın ıslahı ve mehdi/mesih meselesi https://archive.org/stream/FatihaZehraveyn/Zehraveyn#page/n101/mode/2up


Rafet KÜÇÜK hakkında

1973 İstanbul doğumlu. Sinema ve ilahiyat ile ilgili.
Bu yazı Makale-İlahiyyat kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

*
= 5 + 8