buy Instagram followers

ADLANDIRMA.. İSLAMCILIK, BATICILIK, MİLLİYETÇİLİK

Adlandırma olayı çok enteresan ve temel bir mevzu. Herkes birilerini ve aslında kendisini adlandırmaya pek bir meyyal. Ve sonra da hayatı buna kanıt toplamakla geçiyor. O derece..  

Çok güncel olduğu için İslamcı adlandırmasına bakalım örneğin. Buradan diğer adlandırmaları da çözebiliriz sanırım. Çünkü en temel adlandırma bu, o ve diğerleri diyebileceğimiz.

Birinin kendisine İslamcı demesi onun İslamcı olarak adlandırılması için yeterli midir mesela?.. Ya da batının ona İslamcı demesi. Ya da belki herkesin..

Peki bu nasıl oluyor.

Öncelikle bir başka soruyla konuyu biraz netleştirelim. Birinin kendisine demokrat bir imaj vermesi demokrat söylemlerde bulunması ona demokrat denilmesi için yeterli midir peki?.. Peki batının ona demokrat demesi. Kalıyor “biz” şimdi değil mi?.. Biz de desek demokrat olacak yani birileri. Hiç alakası olmadığı halde..

Olay bu kadar basit mi?.. Dedik demedik..

Şunu demek istiyorum bu iş verilen imajlarla vs belirlenecek bir şey değildir. İdeolojiden bahsediyoruz. İdeolojilerin, inançların olmazsa olmazları belli karakteristik özellikleri vardır. Onlara bakılmalı. Yani akıl mantık yine. Tüh be, yine mi?..

O bakımdan da biri aslında aşırı milliyetçi olduğu halde demokrat bir başkası İslamcı olarak adlandırılabilir. Peki nedir kriter. Asıl, öz amacı dünyadaki benden neşet eden bir inanç İslamcılığa değil milliyetçiliğe girer mesela. Demokratlık ise gerçek anlamda olmayan bir şeydir zaten. Reelde sofistike bir batı milliyetçiliğinden başka bir şey değildir.

Şimdi o noktaya girmeden meselemize geri dönelim. İslam öncelikle ruhla alakalı, akılla alakalı, öbür dünyayla alakalı bir inançtır, değil mi. O bakımdan da radikal İslam denildiğinde akla gelen ilk şey mesela bu dünyayla ilgili hiçbir hesabı kalmamış tamamen öbür dünyaya akla, ruha yönelmiş kişidir normalde.

İşte tam da bu noktada gözden kaçan bir şey var. O da İslamcılıkla milliyetçiliğin bazen çok iç içe geçmesi ve işin kolay anlaşılamaması durumu. Özellikle de Araplarda. Çünkü malum, Peygamber  ve Ashab aynı zamanda onların ataları.

O yüzden görüntülere imajlara  değil, öze asıl meseleye odaklanmak gerekmekte. Ve asıl mesele emperyalizmle mücadele adı altında aşırı bir düşmanlıksa mesela bu basbaya milliyetçiliktir. Çünkü bu her şeyden önce dünyevi benle alakalı bir şeydir.  Hani nayır, nolamaz tarzı.. Sonra bunun üstüne sosyalist bir ideoloji de koyabilirsiniz, İslamcı ideoloji de, basbaya milliyetçi ideoloji de. Bu aslı değiştirmez, giysidir.

Peki emperyalizmle mücadele edilmeyecek mi?.. Şirkle tağutla vesaire. Bu öncelikle bir akıl mantık olayıdır, savaş olayı değil. Savaş ise akıl mantığı geri plana iter tam tersi. Şu noktaya tekrar geri dönmek istiyorum, İslam öncelikle akla ruha hitap eder. Öbür dünya önceliklidir dedik. O halde İslamcılık da bu boyutta olmalıdır. Bu en karakteristik özelliği İslamın.

Sen akla mantığa ruha ne kadar hitap ettin peki. Bunu bir defa bizden çok batı yapıyor neredeyse. Yapma, çakma da olsa.. Bunun yapma çakma olduğunu kim, ne ortaya koyacak peki?..Bunu yapacaksın ve inanan inanmayan öbür dünyada cezasını görecek. (ceza karşılık demektir Arapçada)

Bunu yapmayıp üstelik bu dünyada sen ceza kesmeye kalkarsan bu işin de aslında İslamcılık değil milliyetçilik olduğu ortaya çıkar. Haa dünyanın mühim bir gerçeği de budur. Milliyetçilik.. Ama tabirler doğru kullanılmalı.

Bu arada şunu belirtelim, İslamcılık dışında bütün ideolojilerin inançların reelde milliyetçiliğe gideceği, ya da oradan kaynaklandığı çok temel bir realitedir. Mesele bunun neyin milliyetçiliği olduğundan ibarettir sadece. Direkt bir ırk da olabilir, kültür de olabilir, cemaat de olabilir. Altında dünyevi  ben  yatar. Dünyevi benin üstünlük iddiası.. İşte bunu bir tek İslamcılık aşabilir. Ama o da çoğu zaman ferd boyutunda maalesef.

Not:  Yazımızda işi olabildiğince ilkesel boyutta ele aldığımızdan ve akla hitabı öncelediğimizden çok somut örnekler vermedik, verebilirdik de.. Bir de tabii insanlar hep kanıt peşinde olduğu için kimseye direkt kanıt vermek istemedik.

Rafet KÜÇÜK

1973 İstanbul doğumlu. Tefsir ve dinler tarihi ile ilgili.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 5

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız