YENİ NESİL Z-KÜTÜPHANELERDE HEDEF NE OLMALI?

Millî Eğitim Bakanlığının yeni projesi z-kütüphane hayata geçirildi.

Basında da yer aldığı şekliyle ilk olarak İstanbul’da bir ilkokulda kurulan z-kütüphane (Zenginleştirilmiş kütüphane) ilginç ve yeni bir kütüphanecilik anlayışı sunuyor.

Z-kütüphanelerde bilgisayarlar bulunacak ve internet bağlantısı da olacakmış bu anlamda bende ‘yeni nesil’ kütüphane sıfatını uygun buldum.

Kütüphane tasarımlarını çok beğendim inşallah uygulamada başarılı olunur. Bizim çocukluğumuzda korka korka girerdik kütüphanelere hani o asık suratlı yaşlı memurlar olurdu (Sahi 80’lerde şehirlerde okuyan bizler ne bir genç öğretmen gördük ne de genç bir memur) ama bu örnekler şekerleme gibi olmuş. Kütüphane tasarımları git demiyor gel diyor. http://www.meb.gov.tr/haberler/ZKutuphane/hedef/index.htm

Kütüphaneler bilgi teknolojileri sınıflarıyla birleşerek yeniden tasarlanacağı hem öğrencilerin hem de çevre halkının faydalanacağı belirtiliyor.

Şu çevre halkı meselesi ilginç. Basında gördüğüm kadarıyla sol camia buna kafayı takmış durumda. Yani halkı okula davet eden bu kütüphanecilik anlayışı bir şey getirmez havasında bense tam tersi düşünüyorum.

İlk önce kitapla ve kütüphaneyle ilgili bakanlıkta bir birim kurulması iyi olmuş. Eğitimin, medeniyetin ve insanlığın aslı kitaptır, kütüphanedir.

Kütüphaneye kitap kurtları gelir ve bu anlamda büyüklerinden ilginç bilgiler ve tüyolar almak öğrencilerin ufkunu açar.
Elbette disiplin sorunları yaşanır bu yüzden sadece okul idaresinin uyanık olması lazım birde z-kütüphaneyi derslerini aksatmadan öğrenciler idare etmeli ve okul nöbeti gibi özellikle hafta sonu gönüllü hizmet veren öğrencilere bakanlık ücret olarak kitap vermeli.
Uzman kütüphanecilerde alınabilir. Fakat istihdam amaçlı değil bu işe aşık insanlardan seçilmeli.

Fakat kim ne derse desin her işte olduğu gibi (sayın bakan için bir daha tekrarlıyorum), her işte olduğu gibi bu işte de ana motor öğretmenlerdir. Mesela hafta sonu öğrencilere verilecek bir araştırma konusunun cevabı için direkt okul kütüphanesindeki kitaplar adres olarak gösterilmeli.

Bu işe öğretmenler sahip çıkarsa olur. Bu arada kütüphaneler alınacak kitaplarda öğretmenlerinde istekleri göz önüne alınmalı. Hem öğrenci için hem kendileri için kitap isteklerini bir internet ortamında bir portalde belirtmelidirler. Malum cimri bir bakana sahibiz maaşımızın fazla olduğunu zannediyor gerçi sendikalara gol atmak için ‘şu ek ödeme işini ben yapayımda imajımızı öğretmenler nezdinde biraz toparlayalım’ dediği de söyleniyor ya neyse kültürel bir meseleden bahsederken neden böylesine can sıkıcı bir konuya geldik bende anlamış değilim. Bakandan kaynaklanıyor galiba her neyse…

Portal demişken din dersi öğretmeni bir arkadaşımın benden bir ricası olmuştu; Dijital ortamda kullanabilecekleri bir kütüphane yazılım. Öğrenci ve öğretmenin ödünç aldığı kitaplarla ilgili. O tarihlerde sorunu iletmiştim ama bakanlık yetkilileri işi bürokrasiye bulaştırarak tabuta ilk çiviyi çakmışlardı.(Arkadaşın okulundan resmi yazılar v.s istenmiş o yazılarda yazılmıştı ama sonuç gelmedi.) Kütüphanecilikle ilgili yazılımlar var ama kırık programlarla durumu idare ediyor öğretmenler. Milli eğitim bunu yapmalı.

Bu projede hoşuma giden internet ile kitap arasında beraberliğin sağlanması oldu.

Özellikle duvarlarında öğrencilerin çalışmalarını sergileyebileceği özel dizayn edilmiş malzemelerden yapılmış, ahşap ve kumaş panellerden oluşturulmuş alanların yer alması da iyi düşünülmüş. Çünkü öğrenciler için yaptıkları bir resim, yazdıkları bir şiir ya da metnin okul duvarında paylaşılması onlar için teşvik edici heyecan verici bir olaydır.

Çünkü internet sayesinde çoğulculuk ve katılımcılığın, demokratik paylaşımcılığın had safhada olduğu bu günlerde okur-yazarlık kavramından yazar-okur kavramına ulaşmış bulunuyoruz. Sade vatandaş bile cumhurbaşkanına internette saydırıyor ve neticede cezasını alıp oturuyor. Sayın Devlet BAHÇELİ’nin dediği gibi sevgide serbestiyet ama saygıda mecburiyet vardır onu da unutmuş değiliz.

Tek aklıma takılan çocukların dersin dışında gelip oyun oynayabileceği söylenen bölümler. Ayrı bir bölüm olmazsa o gürültüde kim nasıl kitap okuyabilir ki?

Özellikle bu proje gerçekleşirse iki şeyin altını çizmek istiyorum;

İlki z-kütüphaneler de özellikle kütüphanelere konulan kitap ve dijital medyaya ait ürünlerin daima güncelleneceği belirtiliyor. Bu gerçekleşirse ne ala. Yoksa ha güncellenmeyen kütüphane ha asri mezarlık hiç fark etmiyor.

İkincisi özellikle dezavantajlı bölge okullarındaki öğrencilerimiz için internete girip ödevleri yapıp çıktılarını alabilme imkanları sunulması. Bu da hayırlı bir hizmet olur.

Şimdi asıl konuya gelelim.

Kütüphanelere konulacak kitaplar nasıl seçilecek?

Fikri hür vicdanı hür nesil derken tam tersi tornadan çıkmış gibi tek tip birey isteyen eğitim dünyamızın felsefesine uygun kitaplar konulacaksa bence işe yaramaz.

Öğrenci o kütüphanede Karl Marx’ın Kapital’ini de bulmalı Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’larını da. Dünyanın her tarafında fedakarane çalışarak Türk okulları açan eğitim gönüllerinin hatıralarını ve yaşadıklarını anlatan kitaplara yer verildiği gibi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesini anlatan kitaplarda olmalı yaşı küçültülüp idama gönderilen ülkücü gencin dramı da olmalı.

Hatta batıdaki okullara bile Kürtçe kitaplar konulmalı. Ben İslam divan şiirinin en önemli ismi Molla Ahmet CEZERİ’nin divanını Türkçe baskısıyla beraber tavsiye ederim. Fuzuli’den bile iyi gazelleri vardır benden söylemesi.

Buradan kaos çıkar mı? Hayır çıkmaz bu millet belli bir demokratik olgunluğa ulaştı.

Artık zorlamayla kimse kimseye bir fikri aşılayamaz bizlerde devletin okullarında ülkücüsünden solcusuna her camianın önde gelen eserlerin yer vermeyi bilmeliyiz. Sokakta başka TV de başka okulda başka düşünen insanların yüzünden bu hale geldik.

Kafalarında bir kaos olanlar ve toplumu kışla düzeninde güdebileceğini düşünenlerin hiç hoşlanmadığı şey farklı kaynaklardan beslenen, farklı okumalara açık insanlardır.

Z-kütüphaneler özgürlüğe açılan yeni bir kapı olabilir mi?

Şu an maalesef nefisperest ve haz mantığıyla hareket eden bir nesile doğru gidiyoruz.

Kitabi bir dinin mensubu olarak okumaya değil izlemeye ve seyretmeye yöneltilmiş bir gençlik ve bunu neticesinde ilerleyen yıllarda olaylara müdahil olmayan ama sadece seyretmeyi tercih eden bir toplumla karşı karşıya kalabiliriz.

Fikirsiz insandan hiçbir şey olmaz fikrinde ana kaynağı kitaptır.

Devlet kütüphanelerine Bediüzzaman’la beraber Karl Marx’ı sokaklarda, gazetelerde ilan ederek koyan Fikri Durmuş SAĞLAR’a buradan bir teşekkür yollamak istiyorum ve Cemil MERİÇ’ten aktarılan şu söze de dikkatlerinizi çekmek. Meramımı çok güzle özetlemişte; “Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun.”

ibrahimdemirkan

1972 Ankara doğumlu. Ankara İlahiyat mezunu. MEB'de öğretmen. EĞİTEK TV'de yapımcı ve yönetmen.

YENİ NESİL Z-KÜTÜPHANELERDE HEDEF NE OLMALI?” için 2 yorum

  • 23/08/2012 tarihinde, saat 09:46
    Permalink

    Allah Razı Olsun. Özellikle son kısmı önemliydi. Melaye Cezeri bu toprakların bir velisydi. Fuzuli, Mevlana neyse O da onlar gibiydi. Dikkat çektiğiniz için Allah razı olsun.

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 4

Facebook hesabımız Twitter Hesabımız